وَلَوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُم مَّا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّتَكَلَّمَ بِهَٰذَا سُبْحَٰنَكَ هَٰذَا بُهْتَٰنٌ عَظِيمٌ
“Onu duyduğunuzda "Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Haşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır..." demeli değil miydiniz?” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî bu ifadeyi, ifk hadisesine dalanların içinden aklanma ve Allah'ı tenzih etme çağrısı olarak açıklar; kişinin böyle bir iftirayı işitince 'seni tenzih ederiz, bu apaçık bir bühtandır' demesi gerektiğini vurgular.
تنزيها لك يا رب، وبراءة إليك مما جاء به هؤلاء؛ يقول: هذا القول بهتان عظيم
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Verilen ham metin parçası çok kısa olup yalnızca ayet numarasına ('Nûr: 16') bir atıf içermektedir; müfessirin bu ayete dair herhangi bir açıklama, yorum veya görüşü metinde bulunmamaktadır.
( النور : 16 )
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî'ye göre bu ayet, müminlerin tamamına yönelik bir kınama içermektedir; zira o iftirayı işitince onu birbirlerine nakletmek yerine reddetmeleri, Allah'ı Peygamber'in eşi hakkında böyle bir şeyin vuku bulmasından tenzih etmeleri ve bu sözün bühtan olduğuna hükmetmeleri gerekirdi. Bühtan, insanda olmayan bir şeyin söylenmesi; gıybet ise insanda gerçekten bulunan bir şeyin söylenmesidir.
وحقيقة البهتان أن يقال في الإنسان ما ليس فيه والغيبة أن يقال في الإنسان ما فيه وهذا المعنى قد جاء في صحيح الحديث عن النبي صلى الله عليه وسلم
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr, bu ifadenin Allah'ın Peygamber'in eşi ve dostunun hanımı hakkında böyle bir sözün söylenmesinden tenzih edilmesi anlamına geldiğini belirtir. Ayrıca bu tür bir sözü ağza almanın veya kimseye anlatmanın uygun olmadığını ifade ettiğini aktarır.
أي سبحان الله أن يقال هذا الكلام على زوجة رسوله وحليلة خليله ثم قال تعالى أي ما ينبغي لنا أن نتفوه بهذا الكلام ولانذكره لأحد
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre 'bunu söylemek bize yakışmaz' ifadesindeki işaret hem o özel söze hem de türüne (yani genel olarak iftiraya) yönelik olabilir; zira sıradan insanları kazfetmek bile şer'an haramken, Hz. Peygamber'in namusuna, yani Sıddîka'nın kızı olan hanımına dokunmak çok daha büyük bir suçtur. 'Sübhâneke' ifadesi bu iftiradan veya onu söyleyenden duyulan hayreti ve Allah'ı böyle bir şeyden tenzih etmeyi ifade eder; 'bu büyük bir bühtandır' sözü ise iftiraya uğrayanın (Hz. Âişe'nin) yüceliğinden dolayı günahın büyüklüğünü gösterir, çünkü günahların hakirliği veya büyüklüğü bağlı olduğu şeye göre değişir.
يجوز أن تكون الإشارة إلى القول المخصوص وأن تكون إلى نوعه، فإن قذف آحاد الناس محرم شرعا فضلا عن تعرض الصديقة ابنة الصديق حرمة رسول الله صلى الله عليه وسلم.
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî; ayetin ifk hadisesiyle bağlantılı olarak Allah'ı ve Hz. Peygamber'in eşini böyle bir iftiradan tenzih etme çağrısı içerdiğinde ve bunun 'apaçık bir bühtan' olarak nitelendiğinde birleşir. Ayrıca müminlerin bu tür bir sözü işittiklerinde derhal reddetmeleri, yaymamaları ve ağızlarına almamaları gerektiği ortak vurgudur.
Farklar
Kurtubî bühtan ile gıybet arasındaki farkı kavramsal olarak netleştirip kınamayı tüm müminlere genişletirken, Beydâvî meseleyi fıkhi bir zemine taşıyarak kazf hükmüyle ilişkilendirir ve günahın büyüklüğünün muhataba göre değiştiğini vurgular; bu, onun fıkıh ağırlıklı yaklaşımını yansıtır. Taberî ise daha çok dilsel ve bağlamsal bir okumayla kişisel tepkiye (tenzih sözü söylemeye) odaklanır. Zemahşerî'nin görüşüne dair elimizdeki metinde bir açıklama bulunmamaktadır, bu nedenle karşılaştırma bu dört müfessirle sınırlı kalmaktadır.
Dönemsel bağlam
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte ayetin temel anlamı -iftiraya karşı tenzih ve ret tutumu- sabit kalmış, ancak zamanla yorum araçları çeşitlenmiştir: erken dönemde dil ve rivayet ağırlıklı okuma öne çıkarken, sonraki dönemlerde fıkhi kavramsallaştırma (kazf, bühtan-gıybet ayrımı) ve ayetin kelime düzeyinde işaret ettiği anlam katmanları (Beydâvî'deki işaret zamiri tahlili) daha belirgin hale gelmiştir. Bu, tefsir geleneğinin zamanla dilbilimsel temelden fıkhi ve ince anlam analizine doğru derinleştiğini gösterir.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, işitilen bir söz veya haberi yaymadan önce doğruluğunu sorgulama ve iyi niyetle yorumlama konusunda bir ölçü sunar; bu da toplumsal dayanışma ve ahlaki duyarlılıkla ilişkilendirilebilir. Sözün gücünün ve yayılmasının sorumluluğu, günümüzde de bilgiyi paylaşırken ihtiyatlı davranma ve başkalarının onurunu koruma bilincini hatırlatan bir çağrı olarak düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir