“Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc(un seddi) açıldığı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip çıkarlar.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayetteki 'fetahnâ' ifadesinde muzâf hazfedilmiştir; asıl mana Ye'cüc ve Me'cüc seddinin açılmasıdır, müennes eki de bu hazfedilen muzâfın (kabile anlamındaki Ye'cüc-Me'cüc'ün müennes sayılması) gereğidir. Ye'cüc ve Me'cüc, insan cinsinden iki kabiledir ve insanların onda dokuzunu oluşturdukları rivayet edilir; sed açıldığında bunlar ortaya çıkacaktır. Seddin açılması hususunda ise iki görüş nakledilir: Allah'ın bunu doğrudan yapması ya da yerin dümdüz olup sertliğinin gitmesiyle kendiliğinden açılması.
المعنى فتح سد يأجوج ومأجوج فحذف المضاف وأدخلت علامة التأنيث في فتحت لما حذف المضاف لأن يأجوج ومأجوج مؤنثان بمنزلة القبيلتين
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî, 'her yüksek tepeden akın edip gelirler' ifadesindeki bu kimselerin Ye'cûc ve Me'cûc olduğunu belirtir; bu görüşü daha açık (ezher) bulur ve İbn Mesud ile İbn Abbas'a dayandırır. Ayrıca bir başka görüş olarak bunun mahşer günü her taraftan hızla mevkıf yerine sevk edilen bütün mahlukat olabileceğini de nakleder.
ثم قيل في الذين ينسلون من كل حدب : إنهم يأجوج ومأجوج وهو الأظهر وهو قول بن مسعود وبن عباس وقيل : جميع الخلق فإنهم يحشرون إلى أرض الموقف وهم يسرعون من كل صوب
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr, Ye'cüc-Me'cüc'ün Nuh'un oğlu Yâfes'in soyundan geldiğini, Zülkarneyn'in yaptığı seddin arkasında kalan bir topluluk olduklarını belirtir. Ayetteki 'yensilûn' ifadesinin bozgunculuk için hızla koşmayı, 'hadeb' ifadesinin ise yeryüzünden yüksek yerleri ifade ettiğini aktarır. Ardından İsa aleyhisselamın nüzûlü, Ye'cüc-Me'cüc'ün çıkışı ve helâki hakkında çok sayıda hadis ve haberi nakleder.
أي يسرعون في المشي إلى الفساد والحدب هو المرتفع من الأرض قاله ابن عباس وعكرمة وأبو صالح الثوري وغيرهم وهذه صفتهم في حال خروجهم كأن السامع مشاهد لذلك
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre 'hattâ izâ fütihat ye'cûc ve me'cûc' ifadesi, kıyametin kopmasının ve alametlerinin ortaya çıkmasının, yani Ye'cûc ve Me'cûc seddinin açılmasının vukuuna kadar süreceğini belirtir. Bu olay gerçekleştiğinde kâfirlerin gözleri dehşetten donup kalacak, 'vay bize' diyerek gaflette olduklarını ve aslında zalim olduklarını itiraf edeceklerdir. Onların bu zulmü, hakikate bakıp düşünmemek ve uyarılara önem vermemekten kaynaklanmaktadır.
قد كنا في غفلة من هذا لم نعلم أنه حق. بل كنا ظالمين لأنفسنا بالإخلال بالنظر وعدم الاعتداد بالنذر.
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî, ayetteki 'ينسلون' (hızla çıkıp yayılırlar) ifadesinin kime ait olduğu konusunda müfessirlerin ihtilaf ettiğini aktarır. Bazıları bunun kıyamet günü insanların kabirlerinden her taraftan toplanmasını (haşr) kastettiğini söylerken, Taberî'nin tercih ettiği görüşe göre bu ifade Ye'cüc ve Me'cüc'e racidir ve onların set açıldıktan sonra her yüksek yerden çıkıp yeryüzüne yayılmalarını anlatır. Taberî, rivayetlere dayanarak bu ikinci görüşü doğru bulduğunu belirtir.
والصواب من القول في ذلك ما قاله الذين قالوا: عني بذلك يأجوج ومأجوج، وأن قوله: {وهم} كناية عن أسمائهم
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr, Râzî ve Beydâvî'nin tamamı ayeti Ye'cüc-Me'cüc seddinin açılması ve bunların kıyamet alameti olarak yeryüzüne yayılması bağlamında ele alır. Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr bu yorumu sahabe (İbn Abbas, İbn Mesud) ve tabiin rivayetlerine dayandırarak desteklerken, Râzî ve Beydâvî buna dil/belağat tahlilini (hazf, te'nis, gramer, kıraat) ekler.
Farklar
Râzî hazf ve müennes eki üzerinden dilbilimsel bir izah yaparken, seddin açılışını Allah'ın doğrudan müdahalesi veya yerin aşınmasıyla kendiliğinden gerçekleşmesi şeklinde iki ihtimalde bırakır. Kurtubî ve Taberî 'ينسلون' ifadesinin Ye'cüc-Me'cüc'e mi yoksa mahşerdeki tüm mahlukata mı ait olduğu tartışmasını nakleder ve Taberî rivayet ağırlıklı bir tercihte bulunurken Kurtubî dil tahliline daha çok yer verir. İbn Kesîr ise nesep bilgisi (Yâfes soyu) ve hadis/haber yoğun bir anlatımla konuyu genişletirken, Beydâvî ayeti daha çok kıyametin dehşeti ve kâfirlerin pişmanlığı ekseninde, gramer ve kıraat farklılıkları üzerinden okur.
Dönemsel bağlam
Taberî'den (erken dönem, rivayet ağırlıklı tefsir) Beydâvî'ye (daha geç dönem, dil ve kelam ağırlıklı özet tefsir) doğru bir çizgide, ayetin Ye'cüc-Me'cüc ve kıyamet alametiyle ilişkilendirilmesi sabit kalmış, ancak yöntem olarak rivayete dayalı nakilden dilbilimsel/gramatik incelemeye ve ahlaki-imani vurguya doğru bir çeşitlenme gözlenir. Bu, tefsir geleneğinin zamanla rivayet, dirayet ve belağat yöntemlerini birlikte harmanlamasının bir yansımasıdır.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, gaybî konularda kesin hükümden çok temkinli ve çok yönlü bir yaklaşımın önemine işaret eder; farklı müfessirlerin aynı ayete dil, rivayet ve akıl yürütme yoluyla yaklaşması, ilim ile iman arasındaki uyumlu araştırma ruhuna örnek olabilir. Ayrıca ayetin vurguladığı gaflet ve pişmanlık teması, günümüzde kişinin hakikate karşı duyarlılığını ve uyarılara açık olma erdemini hatırlatan genel bir ahlaki ders olarak düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir