Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre bu ayette Allah, dağları söküp yerlerini düz ve dümdüz bir toprak haline getireceğini bildirmektedir. 'Kâ' kelimesi düzleşmiş yer, 'safsaf' ise üzerinde hiçbir bitki, tümsek veya yükseklik bulunmayan dümdüz alan anlamındadır. Ayrıca Kâ'b'ın kayanın kıyamet günü Rahmân'ın ayağının basacağı yer olduğu iddiası, Abdülmelik tarafından yalanlanmış ve bunun sadece dağlardan biri olduğu belirtilmiştir.
قاعا: يعني: أرضا ملساء، صفصفا: يعني مستويا لا نبات فيه، ولا نشز، ولا ارتفاع
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre Taha 106'daki dağların 'nesf' (dağıtılıp savrulması) ile ilgili ifade, dağların yerinden sökülmesinin onların düzlüğünü/dizilişini bozmayacağını göstermek içindir; ayrıca dağların yok olması ya tedrici (önce eksilme sonra yok olma) ya da bir defada gerçekleşen bir yok olma şeklinde olabilir ve Allah kâinatın bu terkiplerini kudretiyle bir defada dağıtacağını beyan etmiştir. Bu bağlamda Râzî, Arz'ın o gün 'ka'' (çökük/düz alan) ve 'safsaf' (bitkisiz düz yer) sıfatlarıyla nitelendiğini de aktarır; Ebû Müslim'e göre bu iki kelime düz ve pürüzsüz araziyi ifade eder.
أحدها : كونها قاعا وهو المكان المطمئن وقيل مستنقع الماء . وثانيها : الصفصف وهو الذي لا نبات عليه . وقال أبو مسلم : القاع الأرض الملساء المستوية وكذلك الصفصف .
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî, 'el-kâ'' kelimesini bitki ve yapı bulunmayan düz, kaygan arazi olarak açıklar; İbnü'l-A'râbî, Cevherî ve Ferrâ'dan farklı tanımlar nakleder. 'Sasfsaf' kelimesinin de aynı anlama geldiğini, 'kâ'' kelimesinin açık/çıplak yeri, 'sasfsaf' kelimesinin ise düz ve kaygan yeri ifade ettiğini belirtir. Ayrıca 'kâ'â' kelimesinin hal olarak mansub olduğunu, 'sasfsaf' ve 'lâ terâ' ifadesinin sıfat konumunda bulunduğunu dilbilimsel olarak açıklar.
فالقاع الموضع المنكشف والصفصف المستوى الأملس وأنشد سيبويه : وكم دون بيتك من صفصف * ود كداك رمل وأعقادها و ( قاعا ) نصب على الحال والصفصف و ( لا ترى ) في موضع الصفة
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu ayette Allah'ın kıyamet günü dağları yürüteceğini, yeryüzünü dümdüz ve tamamen düz bir yüzey haline getireceğini haber verdiği belirtiliyor; bu düzlükte hiçbir eğrilik, çıkıntı, vadi veya tepe kalmayacaktır. 'Kâ'an safsafâ' ifadesi bu tesviye ve düzleştirme anlamını pekiştirmektedir.
يذكر تعالى أنه تذهب الجبال وتتساوى المهاد وتبقى الأرض قاعا صفصفا أي سطحا مستويا لا عوج فيه ولا أمتا أي لا وادي ولا جبل
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre bu ayetler, kıyamet günü dağların akıbetini soran bir kişiye (Sakif kabilesinden biri) cevap niteliğindedir. Dağlar kum haline getirilip rüzgarlarla dağıtılacak, ardından yerleri (veya yeryüzü) boş ve dümdüz bir hale bırakılacaktır; öyle ki ne bir eğrilik ne de küçük bir çıkıntı görülmeyecektir. Bu üç durum (nesf, terk, düzlük) birbirini takip eden aşamalar olup, ilk ikisi duyu/gözlemle, üçüncüsü ise hendesi/geometrik ölçüyle idrak edilir.
ينسفها ربي نسفا يجعلها كالرمل ثم يرسل عليها الرياح فتفرقها. فيذرها فيذر مقارها، أو الأرض وإضمارها من غير ذكر لدلالة الجبال عليها كقوله: ما ترك على ظهرها من دابة.
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler 'kâ' ve 'safsaf' kelimelerinin kıyamet günü yeryüzünün dağlardan arındırılıp bitkisiz, düz, pürüzsüz bir hale getirileceğini ifade ettiğinde birleşir; bu düzlükte hiçbir tümsek, çukur veya çıkıntı kalmayacağı ortak vurgudur.
Farklar
Taberî rivayet malzemesine (İbn Abbas, Mücahid gibi tabiîn) ağırlık verip Kâ'b'ın kayayla ilgili iddiasını tashih ederken, Râzî ve Kurtubî meseleyi daha çok dil/belağat ve lügavî tahlil zemininde ele alır; Kurtubî ayrıca nahiv (hal-sıfat) açısından ayrıntılı inceleme yapar. Beydâvî ise olayı Sakif kabilesinden birinin sorusuna bağlayarak bağlamsal bir rivayet çerçevesi sunar ve süreci üç aşamalı (dağıtma, terk etme, düzleştirme) bir sıralama olarak yorumlar; İbn Kesîr ise sade bir özetleyici anlatımla yetinir.
Dönemsel bağlam
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet odaklı yaklaşımıyla nakledilen görüşleri aktarıp bir yanlış rivayeti düzeltmeye çalışırken, sonraki dönem müfessirleri (Râzî, Kurtubî, Beydâvî) dil ve belağat tahlillerini öne çıkararak daha sistematik bir yorum katmanı eklemiştir; İbn Kesîr'e gelindiğinde ise özet ve pekiştirici bir anlatım tarzı görülür. Temel anlam (düzleşme, dağların yok oluşu) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntem ve vurgular çeşitlenmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, evrenin ve tabiatın geçici düzenlerinin bir gün kökten değişeceğine dair bir hatırlatma olarak okunabilir; bu da insanı kalıcı olana, yani ahlaki ve manevi sağlamlığa yönlendirebilir. Farklı müfessirlerin dil, rivayet ve bağlam yöntemlerini bir arada kullanması, ilim ile iman arasındaki uyumlu ve sabırlı araştırma tutumuna örnek teşkil edebilir. Ayrıca tabiattaki büyük değişimlerin hatırlatılması, insanı mütevazı ve hizmet bilinciyle yaşamaya teşvik eden bir düşünme fırsatı sunabilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir