رَبَّنَا وَٱجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَآ أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

“Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensin.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî bu bölümde birkaç ayrı meseleyi ele alır: 'akıb' kelimesinin çocuk/nesil anlamına geldiğini, İbrahim'in denendiği 'kelimat'ın tam olarak neler olduğunun kesin nassla belirlenmediğini, tevbe kavramının kulun Allah'a yönelişi ile Allah'ın kula affıyla dönüşü şeklinde iki yönlü olduğunu, ve İbrahim ile İsmail'in duasında zikredilen 'ümmet'in zürriyetlerinden bir kısmını (zulüm ve fücur nedeniyle ahdi kazanamayacak olanlar hariç) kastettiğini açıklar. Ayrıca 'ümmeten müslimeten' ifadesinin Allah'a itaatte teslimiyet ve şirk koşmama anlamına geldiğini belirtir.

وإذ كان ذلك كذلك، فغير جائز لأحد أن يقول: عنى الله بالكلمات التي ابتلي بهن إبراهيم شيئا من ذلك بعينه دون شيء، ولا عنى به كل ذلك إلا بحجة يجب التسليم لها من خبر عن الرسول صلى الله عليه وسلم، أو إجماع من الحجة
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metinde Râzî, İbrahim ve İsmail'in Allah'tan 'müslüman kılınmayı' (İslam üzere sabit kılınmayı) talep etmelerinin, kulun fiillerinin Allah tarafından yaratıldığı görüşüne delil olduğunu aktarır. 'Ceale' (kılmak) ifadesinin 'halk' (yaratma) anlamına geldiğini, dolayısıyla bir sıfatın kul için istenmesinin o sıfatın Allah tarafından yaratılmasını gerektirdiğini savunur. Ayrıca 'İslam' kelimesinin din ve itikad, ya da teslimiyet ve inkıyad anlamlarına gelebileceğini, her iki durumda da bu talebin Allah'ın o hâli yaratmasıyla açıklanabileceğini ileri sürer.

احتج أصحابنا في مسألة خلق الأعمال بقوله : فإن الإسلام إما أن يكون المراد منه الدين والاعتقاد ، أو الاستسلام والانقياد ، وكيف كان فقد رغبا في أن يجعلهما بهذه الصفة : وجعلهما بهذه الصفة لا معنى له إلا خلق ذلك فيهما ، فإن الجعل عبارة عن الخلق
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre bu ayette İbrahim ve İsmail'in 'teslim olanlardan kıl' ve 'tevbemizi kabul et' talepleri, kendilerinde günah bulunmasından değil, sabit kılınma ve devam talebi anlamındadır; ayrıca Mekke'de menâsiki ve Beyt'i tamamladıklarında insanlara o mekanın tevbe ve günahlardan arınma yeri olduğunu öğretmek istemişlerdir. Ayrıca 'İslam' kelimesinin burada iman ve amelleri birlikte kapsadığı, İslam ile imanın aynı şey olduğunu söyleyenlerin görüşüne delil olduğu belirtilir. 'Zürriyetimizden' ifadesindeki 'min'in ba'diyet (kısmilik) için olduğu, çünkü Allah'ın içlerinde zalimler bulunacağını bildirdiği aktarılır.

فقالت طائفة : طلبا التثبيت والدوام لا أنهما كان لهما ذنب قلت : وهذا حسن وأحسن منه أنهما لما عرفا المناسك وبنيا البيت أرادا أن يبينا للناس ويعرفاهم أن ذلك الموقف وتلك المواضع مكان التنصل من الذنوب وطلب التوبة
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre İbrahim ve İsmail'in duası hem kendilerinin hem soylarından bir topluluğun tam teslimiyetini talep etmesidir; zürriyetin tamamı değil bir kısmı zikredilmiştir çünkü onlar bilmektedir ki zürriyetlerinde zalimler de bulunacaktır ve ilahi hikmet herkesin ihlasta birleşmesini gerektirmez. Ayrıca 'içlerinden bir resul gönder' duasının Hz. Muhammed'de karşılık bulduğu, onun bu duanın icabeti olduğu belirtilir; tilavet, kitap-hikmet öğretimi ve tezkiye bu peygamberin görevleri olarak açıklanır.

وخصا بعضهم لما أعلما أن في ذريتهما ظلمة، وعلما أن الحكمة الإلهية لا تقتضي الاتفاق على الإخلاص والإقبال الكلي على الله تعالى، فإنه مما يشوش المعاش، ولذلك قيل: لولا الحمقى لخربت الدنيا
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, İbrahim ve İsmail'in Kâbe'nin temellerini yükseltirken Allah'a teslimiyet ve itaatte hiçbir şeyi ortak koşmama duası ettiklerini nakleder; ayrıca 'mesâkinâ' (mesela şeâir, kurban yerleri, hac menasiki) ile ilgili farklı görüşleri (Mücahid, Atâ, Katâde, Süddî) ve İbrahim'in Cebrail eşliğinde Safa, Merve, Mina, Akabe cemresi, Müzdelife ve Arafat'a götürülüp hac menasikinin kendisine gösterildiğine dair rivayetleri aktarır. İbn Cerîr'in bazı görüşleri reddedip tercih ettiği görüşü de metinde belirtilmiştir.

يعنيان بذلك واجعلنا مستسلمين لأمرك خاضعين لطاعتك لا نشرك معك في الطاعة أحدا سواك ولا في العبادة غيرك

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler İbrahim ve İsmail'in duasındaki teslimiyet talebinin kendilerinin zaten Müslüman olmalarına rağmen sabit kılınma/devam anlamı taşıdığında ve zürriyetten kastın tamamı değil bir kısmı olduğunda (çünkü içlerinde zalimler bulunacağı bilinmektedir) büyük ölçüde birleşir. Ayrıca ayetin hac menasikiyle ve Kâbe'nin inşasıyla bağlantılı olarak okunduğu ortak bir vurgudur.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr ağırlıklı olarak rivayet ve nakil temelli bir yöntem izleyerek selef görüşlerini derlerken, Râzî ayeti kelami bir tartışmaya (kulun fiillerinin yaratılması meselesi) taşıyarak dilsel istidlal üzerinden itikadi bir sonuç çıkarır. Kurtubî ve Beydâvî ise dil/belağat analizini bağlamsal okumayla birleştirip nebilerin masumiyeti ve duanın Hz. Muhammed'de tahakkuku gibi ek meselelere değinir; bu farklar müfessirlerin ekolü (rivayet, dirayet, kelam) ve amaçlarından kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessir Taberî ile daha sonraki İbn Kesîr'de rivayet temelli yöntem sabit kalırken, aradaki dönemde Râzî'nin kelami çıkarımları ve Kurtubî-Beydâvî'nin dilbilimsel-bağlamsal sentezleri gelişmiştir; bu, tefsir geleneğinin zamanla farklı ilimlerle (kelam, fıkıh, dil) zenginleştiğini fakat temel anlamın (teslimiyet ve zürriyet duası) değişmediğini gösterir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, ihlasla yapılan duanın ve kendini sürekli yenileme çabasının (teslimiyette sabit kalma isteği) bireysel ve toplumsal hayatta bir denge unsuru olabileceğini düşündürebilir. İbrahim ve İsmail'in nesillerinin geleceği için dua etmesi, günümüzde de aile ve toplum içinde eğitim ve ahlaki değerlerin nesilden nesile aktarılmasının önemine dair ihtiyatlı bir hatırlatma olarak okunabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir