وَإِذْ جَعَلْنَا ٱلْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْنًا وَٱتَّخِذُوا۟ مِن مَّقَامِ إِبْرَٰهِـۧمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِىَ لِلطَّآئِفِينَ وَٱلْعَٰكِفِينَ وَٱلرُّكَّعِ ٱلسُّجُودِ
“Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makamı İbrahim'den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!"” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre 'makam-ı İbrahim' ifadesi hakkında müfessirler arasında ihtilaf vardır: bir grup bunun haccın tamamı (Arafat, Müzdelife, cemreler ve tüm Harem) olduğunu söylerken, diğer bir grup bunun İbrahim'in bina yaparken üzerine bastığı, ayak izlerinin kaldığı belirli taş olduğunu söylemiştir. Taberî kendi tercihini Bakara suresindeki açıklamasına havale ederek, bu görüşe göre makamın 'bilinen o taş/makam' olduğunu belirtir. Ayrıca 'mesabe' kelimesinin, insanların her sene dönüp geldiği, bir kez gidenin tekrar dönmekten vazgeçmediği yer anlamına geldiğini rivayetlerle açıklar.
وقال آخرون: مقام إبراهيم: الحجر الذي قام عليه إبراهيم حين ارتفع بناؤه، وضعف عن رفع الحجارة
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Râzî'ye göre 'mesâbe' kelimesi, insanların Kâbe'ye tekrar tekrar dönmesini ifade eder; Hasan'a göre bu her yıl oraya gidip gelmek anlamındadır, İbn Abbas ve Mücahid'e göre ise oradan ayrılan kimsenin geri dönme isteği duyması kastedilmektedir. Ayrıca Ebû Hanîfe bu ayeti Harem'in güvenlik (emân) hükmüne dayanak yapmış, fakat Râzî bu istidlali tartışarak ayetin zahirinin haber mi emir mi olduğu meselesini incelemiştir.
قال الحسن : معناه أنهم يثوبون إليه في كل عام ، وعن ابن عباس ومجاهد : أنه لا ينصرف عنه أحد إلا واحتج أبو حنيفة رضي الله عنه بهذه الآية
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî'ye göre âyet, Beytullah'ın insanlar için bir sığınak ve dönüş yeri (mesâbe) kılındığını, Hz. İbrahim ve İsmail'e onu putlardan, pisliklerden veya kâfirlerden temizlemelerinin emredildiğini bildirir. Ayrıca 'وأمنا' ifadesi bazı fakihlerce Harem bölgesine sığınan had cezası gerektiren kişiler hakkında delil olarak kullanılmıştır, ancak Mâlik'in görüşü bunun aksinedir. Metin ayrıca kıraat farklılıklarını (فتح/كسر) ve bunların îrab açısından sonuçlarını ele alır.
قال عبيد بن عمير وسعيد بن جبير : من الآفات والريب وقيل : من الكفار وقال السدي : أبنياه وأسساه على طهارة ونية طهارة فيجيء مثل قوله : أسس على التقوى
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr'e göre 'mesâbe' kelimesi, insanların Kâbe'ye tekrar tekrar dönmelerini, oradan ayrılıp ailelerine gitseler bile bir daha ona yönelmelerini ve ona olan iştiyaklarının bitmemesini ifade eder; bu, İbrahim'in duasına Allah'ın icabetinin bir tezahürüdür. 'Emnen' kelimesi ise beytin insanlar için hem toplanma yeri hem de güvenlik yeri olduğunu, Cahiliye döneminde çevrede insanlar kaçırılırken Kâbe'ye girenlerin güvende olduğunu belirtir. İbn Kesîr ayrıca 'Makam-ı İbrahim' ifadesi hakkında farklı görüşleri (Hac'ın tamamı, Hacer-i Esved, İbrahim'in üzerinde durduğu taş) nakleder ve Hz. Ömer'in bu mekânı namazgâh edinme teklifi üzerine ayetin indiğine dair rivayetleri aktarır.
ومضمون مافسر به هؤلاء الأئمة هذة الآية أن الله تعالى يذكر شرف البيت وما جعله موصوفا به شرعا وقدرا من كونه مثابة للناس أي جعله محلا تشتاق إليه الأرواح وتحن إليه ولا تقضي منه وطرا ولو ترددت إليه كل عام إستجابة من الله تعالى لدعاء خليله إبراهيم عليه السلام
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre Kabe 'mesâbe' (insanların dönüp geldiği bir yer) ve 'emn' (güven yeri) olarak nitelenmiştir; hac ve umre yapanların tekrar tekrar döndüğü veya sevap kazandıkları bir mahaldir. Makam-ı İbrahim'in ne olduğu hususunda: üzerinde İbrahim'in ayak izinin bulunduğu taş, ya taşın önceden durduğu yer, ya da Beytullah'ın bina edildiği yer olabileceği; ayrıca bu ifadenin tavaf sonrası kılınan iki rekat namaza işaret ettiği veya tüm Harem'i yahut hac menâsikinin yapıldığı yerleri kastettiği görüşleri aktarılmıştır. Nafi ve İbn Amir'in kıraatinde 'واتخذوا' fiilinin mazi olarak okunup 'جعلنا'ye atfedildiği, böylece insanların Kabe'yi kıble edindiği anlamının çıktığı belirtilmiştir.
روي أنه عليه الصلاة والسلام أخذ بيد عمر رضي الله تعالى عنه وقال: «هذا مقام إبراهيم، فقال عمر: أفلا نتخذه مصلى، فقال: لم أومر بذلك، فلم تغب الشمس حتى نزلت»
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler 'mesâbe' kelimesinin insanların Kâbe'ye tekrar tekrar dönmesini, oradan ayrılsalar bile ona olan iştiyaklarının bitmemesini ifade ettiğinde birleşir. Aynı şekilde 'Makam-ı İbrahim' konusunda da ortak bir tereddüt vardır: bunun İbrahim'in ayak izinin bulunduğu belirli taş mı, yoksa haccın tamamı/Harem'in bütünü mü olduğu hususunda farklı rivayetler nakledilip karşılaştırılır. Sahâbe ve tabiîn rivayetleri (İbn Abbas, Mücahid, Katade vb.) hemen her müfessirde temel dayanak olarak kullanılmıştır.
Farklar
Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle farklı görüşleri sıralayıp tercih belirtmeye çalışırken, Râzî ve Kurtubî meseleyi dil/belağat ve fıkhi istidlal boyutuyla derinleştirir; özellikle Ebû Hanîfe'nin Harem'in güvenlik hükmüne dair istidlali ile Mâlik'in buna itirazı bu iki müfessirde tartışılır. Beydâvî ise daha özet bir dille kıraat farklılıklarına (fiil çekimi, atıf ilişkisi) ve i'rab ihtimallerine odaklanarak dilbilimsel bir çözümleme sunar. Bu farklar, müfessirlerin dönemsel öncelikleri ve yöntemsel eğilimleriyle (rivayet tefsiri, kelam/fıkıh tefsiri, dil tefsiri) ilişkilidir.
Dönemsel bağlam
En eski müfessir Taberî'den en yeniye (Beydâvî) doğru bakıldığında, temel rivayet malzemesi (İbn Abbas, Mücahid, Katade nakilleri) sabit kalmış, fakat zamanla bu malzemenin üzerine dil analizi (kıraat, i'rab) ve fıkhi istidlal tartışmaları eklenerek yorum katmanları çoğalmıştır. Yani konunun özü değişmemiş, ancak ele alınış biçimi rivayet nakli ekseninden dil ve hukuk tartışmalarına doğru genişlemiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, bir mekânın veya değerin insanlar için tekrar tekrar dönülen, gönülde iştiyak bırakan bir merkez olabileceğini hatırlatır; bu durum ibadet ruhunun sürekliliği ve gönül bağının tazelenmesi açısından düşünülebilir. Ayrıca farklı görüşlerin saygıyla yan yana nakledilmesi, ilim geleneğinde çeşitli yorumların hoşgörüyle değerlendirilebileceğine dair bir örnek sunar. Güvenlik ve toplanma yeri vurgusu da toplumsal dayanışma ve ortak bir merkez etrafında birleşme fikrine hafifçe işaret edebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir