حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

“Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiç söz anlamayan bir kavim bulmuştu.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre 'sedd/südd' iki dağ arasındaki engel/dağ geçidini ifade eder ve buradaki 'sedd' iki dağın kendisidir. Zülkarneyn'in inşa ettiği bariyer, Ye'cûc ve Me'cûc kavmini ve arkalarındaki toplulukları bu iki dağ arasında kapatmak için yapılmıştır. Sedd/südd okuyuşları (fetha-damme) arasında anlam farkı bulunduğu iddiasını (Ebû Amr b. el-Alâ ve İkrime'den nakledilen) reddeder; ona göre ikisi de aynı anlamda kullanılan farklı lehçelerdir.

والسد والسد جميعا: الحاجز بين الشيئين، وهما ههنا فيما ذكر جبلان سد ما بينهما، فردم ذو القرنين حاجزا بين يأجوج ومأجوج ومن وراءهم، ليقطع ماد غوائلهم وعيثهم عنهم.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre 'es-sedd' kelimesi zamme ile okunduğunda Allah'ın yarattığı doğal engeli, fetha ile okunduğunda ise insanların yaptığı yapay engeli ifade eder; çünkü zammeli okunuş 'mef'ûl' anlamında bir isim olup Allah'ın fiili ve yaratmasıyla ilgilidir, fethalı okunuş ise insanların ortaya koyduğu bir iş anlamında mastardır. Ayrıca 'beyne' kelimesinin mansub oluşu 'meblûğ' (ulaşılan/kastedilen mekan) anlamındaki mef'ûlbih olmasından kaynaklanır. Metin ayrıca bu kavmin dillerinin garip ve bilinmeyen olması sebebiyle konuşmalarını başkalarının ancak zorlukla, işaret gibi yollarla anlayabildiğini belirtir.

وقيل : ما كان من خلق الله تعالى فهو مضموم ، وما كان من عمل العباد فهو مفتوح ؛ لأن السد بالضم فعل بمعنى مفعول ، أي : هو مما فعله الله تعالى وخلقه . والسد بالفتح : مصدر حدث يحدثه الناس
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu bölümde Râzî, âyetteki 'yefkahûne' fiilinin okunuşlarını ele almakta ve bunun Zülkarneyn'in kavmiyle karşılaştığı toplumun dil güçlüğünü ifade ettiğini belirtmektedir. Hamza ve Kisâî'nin kıraatine göre anlam, onların başkalarına anlatma/anlaşılır kılma güçlerinin olmadığı; diğer kurrânın kıraatine göre ise kendi dillerinden başka dil bilmedikleri ve Zülkarneyn'in konuştuğu dili anlayamadıklarıdır. Ayrıca 'kâde' fiilinin nefiy ve isbat bakımından iki yorumu tartışılır; bu âyet birinci görüşün (kâde'nin olumsuzluğunun aslında bir isbatı ifade ettiği) delili olarak kullanılabilir.

قرأ حمزة والكسائي يفقهون بضم الياء وكسر القاف على معنى لا يمكنهم تفهيم غيرهم والباقون بفتح الياء والقاف ، والمعنى أنهم لا يعرفون غير لغة أنفسهم وما كانوا يفهمون اللسان الذي يتكلم به ذو القرنين
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, iki dağın Ermenistan ve Azerbaycan taraflarında bulunduğunu, Yecüc ve Mecüc kavminin bunların ardında yaşadığını nakleder. Ayrıca 'yefkahûne' kelimesinin farklı kıraatlerini (fetha/damme ile) açıklayarak bunun 'anlamak' veya 'başkasına söz anlatabilmek' anlamlarına geldiğini, her iki kıraatin de sahih olduğunu belirtir. Son olarak ayetteki 'sed' kelimesinin sözlük farkına dair rivayetleri aktarır ve bu ayetten fesat ehlinin hapsedilmesi, hareketlerinin engellenmesi gibi bir fıkhi sonuç çıkarır.

الثانية في هذه الآية دليل على اتخاذ السجون وحبس أهل الفساد فيها ومنعهم من التصرف لما يريدونه ولا يتركون وما هم عليه بل يوجعون ضربا ويحبسون أو يكلفون ويطلقون كما فعل عمر رضي الله عنه
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre söz konusu ifade, kastedilen kişilerin konuşmalarının anlaşılmaz/kapalı oluşu ve insanlardan uzak kalmaları sebebiyledir.

أي لإستعجام كلامهم وبعدهم عن الناس
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre Zülkarneyn üçüncü bir yol takip ederek doğu-batı hattını kesen, güneyden kuzeye uzanan bir yola girmiş ve iki dağ arasına ulaşmıştır. Bu iki dağ Ermenistan ve Azerbaycan dağları olarak veya Türk topraklarının kuzey ucunda bulunan iki yüksek dağ olarak yorumlanmış, ötelerinde Ye'cûc-Me'cûc bulunduğu belirtilmiştir. Orada bulunan kavmin dillerinin tuhaflığı ve idraklerinin azlığı sebebiyle konuşmayı zor anladıkları veya konuşmalarını anlaşılır kılamadıkları ifade edilmiştir.

وقيل جبلان منيفان في أواخر الشمال في منقطع أرض الترك من ورائهما يأجوج ومأجوج

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetin iki dağ arasında bir engel/bariyer ve Ye'cûc-Me'cûc kavminin dil güçlüğü ile ilgili olduğunu kabul eder; 'sedd/südd' ve 'yefkahûne' kelimelerinin kıraat farklarını dilbilimsel açıdan ele alırlar ve bu kavmin konuşmasının anlaşılmasının zor olduğu ortak vurgudur.

Farklar

Taberî sedd-südd okuyuşlarını anlamca eşdeğer sayıp lehçe farkına indirirken, Zemahşerî bu ikisi arasında anlam ayrımı yapar (doğal/yapay engel). Râzî ve Kurtubî 'yefkahûne' kıraatlerinin farklı anlam katmanlarını (anlama/anlatabilme) detaylandırır. Kurtubî ayrıca ayetten fıkhi bir sonuç (fesat ehlinin engellenmesi) çıkarırken İbn Kesîr daha sade bir sebep-sonuç okuması yapar. Beydâvî coğrafi konum tartışmasını daha belirgin işler.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessir Taberî rivayet ağırlıklı ve sözlük eşdeğerliği yaklaşımını benimserken, sonraki müfessirler (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dil/nahiv analizini derinleştirmiş, Kurtubî ise rivayet ve fıkhi çıkarımı birleştirmiştir; temel anlam çerçevesi büyük ölçüde sabit kalmış, incelik ve yöntem farklılaşmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, farklı dil ve kültürler arasındaki iletişim zorluğuna işaret ederek, karşılıklı anlayış ve sabır gerektiren durumlarda yapıcı çözümler üretmenin önemine dikkat çekebilir. Zülkarneyn'in bariyer inşa etme çabası, toplumsal düzeni koruma ve hizmet odaklı bir tutumun örneği olarak düşünülebilir. Ayrıca dil engellerinin aşılması, eğitim ve diyalog yoluyla toplumlar arası anlayışın geliştirilmesine dair ihtiyatlı bir çağrışım sunar.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir