أَوْ خَلْقًا مِّمَّا يَكْبُرُ فِى صُدُورِكُمْ فَسَيَقُولُونَ مَن يُعِيدُنَا قُلِ ٱلَّذِى فَطَرَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَسَيُنْغِضُونَ إِلَيْكَ رُءُوسَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هُوَ قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَرِيبًا

“"İsterse gönlünüzde büyüyen başka bir yaratık olun, (Muhakkak öldürülecek ve diriltileceksiniz.) "Onlar: "Bizi kim tekrar diriltecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu." diyecekler. De ki: "Yakın olması gerekir!".” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, 'كونوا حجارة أو حديدا أو خلقا مما يكبر في صدوركم' ifadesindeki 'insanların göğsünde büyüyen şey' tabirinin ölüm, gökler-yer-dağlar, ya da genel olarak 'ne dilerseniz olun' şeklinde yorumlandığını aktarır. Kendisi bu görüşlerden birini tercih etmeyip, ifadenin özel bir şeye tahsis edilmediğini, dolayısıyla insanların göğsünde büyüyen her türlü yaratığı kapsayacak şekilde genel bırakılmasının en isabetli görüş olduğunu belirtir. Ayrıca ayetin devamında müşriklerin bu tür bir yeniden yaratılışı alay ederek başlarını sallayacaklarını ve 'ne zaman' diye soracaklarını, Allah'ın da Peygamber'e bunun yakın olacağını söylemesini emrettiğini açıklar.

وأولى الأقوال في ذلك بالصواب أن يقال: إن الله تعالى ذكره قال: وجائز أن يكون عنى به الموت، لأنه عظيم في صدور بني آدم، وجائز أن يكون أراد به السماء والأرض، وجائز أن يكون أراد به غير ذلك، ولا بيان في ذلك أبين مما بين جل ثناؤه، وهو كل ما كبر في صدور بني آدم من خلقه، لأنه لم يخصص منه شيئا دون شيء
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre ayetteki 'yahut daha büyük bir yaratık' ifadesi, insanların nazarında hayat bulması akıl almaz ve Yaratıcı'ya göre dirilişi çok zor görünen bir varlığı kastediyor olabilir; oysa Allah onu diriltir. Ayrıca bunun 'ölüm' veya 'gökler ve yer' olabileceği, kâfirlerin bunu şaşkınlık ve alayla söyleyecekleri görüşleri de nakledilmiştir. 'Yakın' ve 'uzak' kelimeleri ise Allah'ın kudreti bakımından imkân dahilinde olan ile zor/imkânsız olan anlamında yorumlanmıştır.

يعني أو خلقا مما يكبر عندكم عن قبول الحياة ويعظم في زعمكم على الخالق إحياؤه فإنه يحييه . وقيل : ما يكبر في صدورهم الموت . وقيل : السموات والأرض فسيحركونها نحوك تعجبا واستهزاء
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metin, âyetteki 'kula' hitabını Hz. Muhammed'e bir emir olarak okur: muhaliflere delil getirilmek istendiğinde bu delillerin en güzel/en iyi yolla, sövgü ve hakaretle karıştırılmadan zikredilmesi gerektiğini bildirir. Râzî bunu Ankebût sûresindeki benzer bir âyetle (yeniden diriltmenin Allah için kolay/uzak olmayan bir şey olması) karşılaştırır ve 'uzak' ile 'yakın' kelimelerinin imkân bakımından uzaklık ve yakınlığa işaret ettiğini belirtir.

وقل يا محمد لعبادي إذا أردتم إيراد الحجة على المخالفين فاذكروا تلك الدلائل بالطريق الأحسن . وهو أن لا يكون ذكر الحجة مخلوطا بالشتم والسب
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayette 'أو أشدّ خلقا' ifadesindeki en büyük yaratılmış şeyin ne olduğu hususunda müfessirlerin görüşlerini aktarır. Mücahid ve Katade'ye göre bu gökler, yer ve dağlardır; İbn Abbas, İbn Ömer ve diğerleri ise bunun ölüm olduğunu, çünkü insan nefsinde ölümden daha büyük bir şey bulunmadığını söylemiştir. Kelbî'ye göre ise burada kastedilen ba's (yeniden diriliş)tir, zira bu onların gönüllerinde en büyük şeydi. Ayetin anlamı, taştan, demirden veya ölümün kendisinden yaratılmış olsalar bile Allah'ın onları öldürüp yeniden dirilteceğidir, çünkü onları ilk yaratan kudret onları yeniden var etmeye de kadirdir.

وقال بن عباس وبن عمر وعبد الله بن عمرو بن العاص وبن جبير ومجاهد أيضا وعكرمة وأبو صالح والضحاك : يعني الموت لأنه ليس شيء أكبر في نفس بن آدم منه
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, ayette geçen kavramı 'ölüm' olarak yorumlar; İbn Abbas, İbn Ömer, Said b. Cübeyr, Ebu Salih, Hasan, Katade ve Dahhak gibi selef müfessirlerinin de bu görüşte olduğunu nakleder. Anlam şudur: İnsanlar hayatın zıddı olan ölüme dönseler bile, Allah dilediğinde onları yeniden diriltmeye kadirdir, çünkü hiçbir şey O'na engel olamaz. Bu bağlamda kıyamet günü ölümün bir koç şeklinde getirilip cennet-cehennem arasında kesileceğine dair bir hadis de zikredilir.

سألت ابن عباس عن ذلك فقال هو الموت وروى عطية عن ابن عمر أنه قال في تفسير هذه الآية لو كنتم موتى لأحييتكم وكذا قال سعيد بن جبير وأبو صالح والحسن وقتادة والضحاك وغيرهم
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre âyet, öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenlere karşı bir cevap sunar: taş, demir veya kalplerinde hayatı kabule en uzak görünen herhangi bir yaratık olsalar da, Allah'ın kudreti onları diriltmekten âciz değildir; çünkü cisimler araz kabul etmede birbirine benzer. İnsanlar önceden toprak gibi hayattan daha uzak bir şeyken yaratılmışlardı, dolayısıyla yeniden diriltilmeleri de mümkündür. Müşrikler bunu alay ve şaşkınlıkla karşılayıp başlarını sallayacak, dirilişin zamanını soracaklar; cevap ise her geleceğin yakın olduğu şeklindedir.

فإن قدرته تعالى لا تقصر عن إحيائكم لاشتراك الأجسام في قبول الأعراض، فكيف إذا كنتم عظاما مرفوتة وقد كانت غضة موصوفة بالحياة قبل والشيء أقبل لما عهد فيه مما لم يعهد

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'göğüste büyüyen yaratık' ifadesinin, dirilişi akla en uzak görünen bir varlığı (ölüm, gökler-yer-dağlar veya genel olarak akıl almaz bir şey) kastettiği konusunda birleşir; hepsi ayetin özünde Allah'ın ilk yaratmaya kadir olan kudretinin yeniden yaratmaya da kadir olduğu vurgusunu taşıdığını, ayrıca müşriklerin bunu alay ve şaşkınlıkla karşılayıp dirilişin zamanını soracaklarını nakleder.

Farklar

Taberî rivayetleri aktarıp dil/belağat gerekçesiyle ifadeyi özel bir şeye tahsis etmeden genel bırakmayı tercih ederken, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle çoğunlukla 'ölüm' yorumunu öne çıkarır. Zemahşerî ve Beydâvî ise dil/belağat ve akli-kelami kıyas yöntemleriyle meseleyi Allah'ın kudreti bağlamında ele alıp cisimlerin araz kabulündeki eşitliği gibi felsefi/kelami argümanlar geliştirir. Râzî ise farklı bir eksene kayarak ayetteki hitabı Hz. Peygamber'e yönelik bir üslup/edep emri olarak okur ve muhaliflerle tartışmada en güzel yöntemin izlenmesi gerektiğini vurgular; bu, diğerlerinden belirgin bir yöntem farkıdır.

Dönemsel bağlam

En eski müfessir Taberî rivayetleri temkinli biçimde bir arada tutup genel bir okumayı tercih ederken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dil/belağat ve akli-kelami argümanların daha belirgin hale geldiği, Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha geç dönem müfessirlerin ise rivayet malzemesini sistematik biçimde derleyip çoğunlukla 'ölüm' yorumuna ağırlık verdiği görülür. Böylece temel mesaj (Allah'ın diriltme kudretinin sınırsızlığı) sabit kalırken, yorum yöntemi rivayet ağırlıklı okumadan dil ve akıl temelli açıklamalara doğru bir zenginleşme göstermiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, insan aklının sınırlı kavrayışıyla imkânsız gördüğü şeylerin, ilim ve iman bir arada düşünüldüğünde daha geniş bir ufukla anlaşılabileceğini hatırlatabilir. Râzî'nin vurguladığı gibi, farklı görüşlere sahip kişilerle iletişimde sert değil yapıcı ve nazik bir üslup benimsemek, günümüzde de toplumsal diyalog ve hoşgörü açısından örnek alınabilecek bir tutum olarak düşünülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir