وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

“Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Müddetleri (ecelleri) geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre ayet, Allah'ın insanları zulümleri sebebiyle hesaba çekseydi yeryüzündeki hiçbir canlıyı bırakmayacağını, zalimlerin işlediği zulmün uğursuzluğunun (şe'ametinin) tüm canlıları helak edebileceğini ifade eder. Bu görüşü desteklemek için Ebû Hüreyre'den, zalimin sadece kendine zarar vermediğine, hatta yuvasındaki kuşların (hubârî) bile zalimin zulmü yüzünden öldüğüne dair bir rivayet, İbn Mes'ûd'dan da böceğin (ce'l) bile Âdemoğlunun günahı sebebiyle deliğinde helak olmaya yaklaştığına dair bir rivayet nakledilir. Ayrıca 'dâbbe' kelimesinin 'zalim canlı' veya İbn Abbas'a göre 'üzerinde yürüyen müşrik' anlamına gelebileceği, bir görüşe göre de babalar küfürleri sebebiyle helak edilseydi çocukların var olmayacağı belirtilir.

وعن أبي هريرة : أنه سمع رجلا يقول : إن الظالم لا يضر إلا نفسه ، فقال : بلى والله ، حتى أن الحباري لتموت في وكرها بظلم الظالم . وعن ابن مسعود : كاد الجعل يهلك في جحره بذنب ابن آدم
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre secde/namazın münkirlere değil de mü'minlere ağır gelmesi, mü'minin daha fazla yorulduğu anlamına gelmez; aksine haşi' olan kimse namazda organlarını, kalbini, işitme ve görmesini tam kullandığı için fiilî yorgunluğu daha fazladır ama bunda sevap ve ceza inancı bulunduğundan zorluk hissetmez. Münkire ağır gelmesinin sebebi ise namazı yapmakta bir fayda, terkinde de bir ceza inanmamasıdır; faydasız bir işle uğraşmak tabiata ağır gelir.

فالحاصل أن الملحد إذا لم يعتقد في فعلها منفعة ثقل عليه فعلها لأن الاشتغال بما لا فائدة فيه يثقل على الطبع أما الموحد فلما اعتقد في فعلها أعظم المنافع وفي تركها أعظم المضار لم يثقل ذلك عليه
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayeti, Allah'ın insanları işledikleri günahlarla hemen cezalandırmayıp yeryüzünde hiçbir canlı bırakmayacak şekilde helak etmesinin önlendiğini ifade eder şekilde açıklar. Ayette geçen 'dabbe' kelimesi zikredilmemiş olan 'yeryüzü' kavramına delalet eder ve maksat kafir canlılardır şeklinde özel bir anlam da verilebilir. Bazı görüşlere göre ayet genel bir anlam taşır; yani Allah tüm mahlukatı günahlarıyla hesaba çekseydi, ne peygamber ne başkası olmak üzere yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı. İbn Mesud'un naklettiği bir rivayette, Allah'ın günahkarların günahlarıyla tüm halkı cezalandırması durumunda böceklere kadar her canlının etkileneceği, yağmurların ve bitkilerin kesileceği belirtilir; ancak Allah'ın affı ve lütfuyla muamele ettiği vurgulanır.

وقيل : المراد بالآية العموم أي لو آخذ الله الخلق بما كسبوا ما ترك على ظهر هذه الأرض من دابة من نبي ولا غيره وهذا قول الحسن
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, zulmün etkisinin işleyene has kalmayıp çevresine de zarar verebileceğini, hatta hayvanların bile insanların zulmü sebebiyle zarar görebileceğini nakleder. Ayrıca Allah'ın kimseyi eceli geldiğinde geciktirmeyeceğini, ömrün uzaması denen şeyin ise ancak salih zürriyetin duasıyla ölene ulaşması şeklinde tezahür ettiğini belirtir. Sonuçta Allah'ın herkesi kıyamet gününe kadar erteleyip, o gün amellerine göre karşılık vereceği, itaat edenleri mükâfatlandırıp isyan edenleri cezalandıracağı ifade edilir.

بلى والله حتى إن الحبارى لتموت في وكرها بظلم الظالم
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayet, Allah'ın kullarının işledikleri günahlar sebebiyle onları hemen cezalandırmayıp, bu cezayı bilinen ve belirlenmiş bir vakte kadar geciktirdiğini ifade eder. Bu erteleme, Allah'ın hilmi (yumuşaklığı/sabrı) sebebiyledir ve zalimler bu süre dolana kadar cezalandırılmazlar. Rivayetlerde bu durumun sadece insanları değil, yeryüzündeki diğer canlıları da etkileyebileceği, zalimin işlediği zulmün başka mahlukatın zararına bile yol açabileceği belirtilir.

يقول: ولكن بحلمه يؤخر هؤلاء الظلمة فلا يعاجلهم بالعقوبة
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre Allah insanları küfür ve günahlarındaki zulümleri sebebiyle helak etmede acele etmez, aksine onları takdir edilmiş bir süreye kadar erteler; bu süre gelince ne bir an geciktirilir ne de öne alınırlar. Ayrıca 'dâbbe' kelimesinin herhangi bir yeryüzü canlısına şamil olması, insanların zulmü yüzünden onların da bu cezadan etkilenebileceğine işaret eder. Zulmün insanlara nispet edilmesi, içlerinde peygamberler de olsa hepsinin zalim olduğu anlamına gelmez, çünkü çoğunlukta yaygın olan şey topluluğa nispet edilebilir.

فإذا جاء أجلهم لا يستأخرون ساعة ولا يستقدمون

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Zemahşerî, Kurtubî, İbn Kesîr, Taberî ve Beydâvî; Allah'ın insanları zulüm ve günahları sebebiyle hemen cezalandırmadığını, bu cezayı belirli bir süreye erteleyip 'dâbbe' kapsamındaki tüm canlıların zalimlerin günahından etkilenebileceğini vurgular. Rivayet malzemesi (özellikle İbn Mesud'dan nakil) ortak referans noktasıdır.

Farklar

Zemahşerî ve Taberî zulmün uğursuzluğunun diğer canlılara sirayetini rivayetlerle (hubârî kuşu, böcek örnekleri) somutlaştırırken, Kurtubî 'dâbbe' kelimesinin kâfir canlılara özel veya genel anlam taşıyabileceğini dilsel tahlille tartışır. Beydâvî zulmün insanlığa nispetinin peygamberleri de kapsamadığını belağat kuralıyla (çoğunluğa nispet) açıklar. İbn Kesîr ise ecel ve ömür meselesine, Fahreddin er-Râzî ise farklı bir ayet bağlamında namazın haşi' olana ağır gelmesinin akli-kelamî sebebine odaklanır; bu farklar dil/belağat analizi ile rivayet ağırlıklı yöntem tercihinden kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Taberî gibi erken dönem müfessirler rivayet ağırlıklı bir yaklaşımla erteleme (hilm) fikrini işlerken, Zemahşerî ve Beydâvî gibi sonraki müfessirler dil ve belağat tahlilini rivayetlerle birleştirerek anlamı derinleştirmiştir; temel mesaj (erteleme, zulmün geniş etkisi) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntem ve vurgu noktaları çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, bireysel davranışların çevresel ve toplumsal sonuçları olabileceğine dair bir hassasiyeti hatırlatır; ahlaki sorumluluğun sadece kişiyi değil çevresini de etkileyebileceği düşüncesi toplumsal dayanışma ve sabır temalarıyla ilişkilendirilebilir. Ayrıca ilahî erteleme fikri, ibadet ve ahlakta acele etmeden, sabırla ve ihlasla hareket etme bilincini besleyebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir