عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

“Rabbin hakkı için biz, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba çekeceğiz.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre kıyamet günü kullar iki şey hakkında sorguya çekilecektir: neye ibadet ettikleri ve peygamberlere nasıl icabet ettikleri. İbn Ömer'den nakledilen bir rivayette bunun 'lâ ilâhe illallah' sözüyle ilgili olduğu belirtilmiştir.

يسأل العباد كلهم عن خلتين يوم القيامة: عما كانوا يعبدون، وعما أجابوا المرسلين
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, ayette geçen sorgulamanın kıyamet günü peygamberlere ne cevap verildiğine dair olduğunu, bunun 'lâ ilâhe illallah' demek anlamına geldiğini nakleder. Ayrıca kulların kıyamet günü hem amellerinden hem de peygamberlere verdikleri cevaptan sorumlu tutulacaklarına dair hadisleri aktarır.

يسأل العباد كلهم عن خلتين يوم القيامة عما كانوا يعملون وعماذا أجابوا المرسلين
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'el-muktesimîn'in Kur'an'ı 'ıdîn' (parçalar) haline getirenler oldukları belirtiliyor; bu kelime 'udv' kökünden gelip Kur'an'ı parça parça edip bazısına inanıp bazısını reddetme anlamına gelir. Ayrıca 'ıdah' kelimesinin 'iftira/yalan' veya 'sihir' anlamına da gelebileceği, bu durumda müşriklerin Kur'an'a sihir demeleri kastedildiği aktarılır. Ayetin sonunda ise onların bu yaptıklarından (taksim etme veya sihirle nispet etme) dolayı hesaba çekilecekleri, bazılarına göre bunun genel olarak bütün küfür ve isyanlarını kapsadığı belirtilir.

أجزاء جمع عضة، وأصلها عضوة من عضى الشاة إذا جعلها أعضاء. وقيل فعلة من عضهته إذا بهته، وفي الحديث «لعن رسول الله صلى الله عليه وسلم العاضهة والمستعضهة» وقيل أسحارا وعن عكرمة المعضة السحر

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Taberî ve İbn Kesîr, ayetteki sorgulamanın kıyamet günü peygamberlere verilen cevapla ilgili olduğunda ve bunun 'lâ ilâhe illallah' ifadesiyle bağlantılı olduğunda hemfikirdir; her ikisi de rivayet temelli bir yaklaşım sergiler.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr rivayet zincirlerine dayanarak sorgulamanın içeriğini (tevhid ifadesi ve peygamberlere icabet) açıklarken, Beydâvî tamamen farklı bir eksene, 'el-muktesimîn' kelimesinin dilbilimsel kökenine ve müşriklerin Kur'an'a karşı tutumuna (parçalama, sihir/iftira suçlaması) yönelir. Bu fark, Taberî ve İbn Kesîr'in rivayet/hadis ağırlıklı tefsir yöntemini benimsemesine karşın Beydâvî'nin dil ve belağat analizine dayanan daha sonraki dönem tefsir usulünü yansıtmasından kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

En eski müfessir olan Taberî'nin rivayet ağırlıklı yaklaşımı İbn Kesîr'de de büyük ölçüde sürmüş, ancak Beydâvî ile birlikte dil tahlili ve kelime kökü tartışmaları ön plana çıkarak tefsir yönteminde bir çeşitlenme görülmüştür. Bu, aynı ayetin farklı dönemlerde hem rivayet hem de dirayet yöntemleriyle ele alınabildiğini gösterir.

Günümüz bağlantısı

Bu farklı okumalar, bir metnin bütünlüğünü koruyarak anlaşılmasının önemine işaret edebilir; parça parça, seçici bir yaklaşımla bilgiye yaklaşmak yerine bütüncül bir kavrayış çabası, günümüzde de ilim ve iman arasında sağlıklı bir uyum kurma gayretiyle ilişkilendirilebilir. Ayrıca sözle davranış arasındaki tutarlılık teması, bireysel ahlak ve toplumsal dayanışma bağlamında hâlâ anlamlı bir hatırlatma sunar.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir