وَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ مُّقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

“O gün, suçluların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre ayette geçen 'el-asfâd' kelimesi, ellerin ve ayakların boyunlara bağlandığı zincir, kelepçe veya bukağı türü bağları ifade eder. Bu kelime 'safed' kelimesinin çoğuludur ve esasen bağlama, kelepçeleme anlamına gelen bir köktendir. Aynı kökten gelen bazı kullanımların şiirde 'bağış, ihsan' anlamında da geçtiğini, ancak buradaki bağlamda kelimenin bağ/zincir anlamında olduğunu belirtir.

مقرنة أيديهم وأرجلهم إلى رقابهم بالأصفاد، وهي الوثاق من غل وسلسلة، واحدها: صفد، يقال منه: صفدته في الصفد صفدا وصفادا، والصفاد: القيد
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre 'مقرنين' kelimesi 'الأصفاد' (bukağılar) ile ilişkili olabilir, yani zincirlerle birbirine bağlanmışlardır; veya bağlı olmayabilir, bu durumda anlam 'birbirine bağlanmış, zincirlenmiş' olur. Ayrıca 'القطران' kelimesinin üç okunuş şekli bulunduğunu belirtir ve bunun ehlibil'de kullanılan siyah, kötü kokulu, ateşi çabuk tutan bir madde olduğunu açıklar; cehennem ehlinin derilerine sürüleceğini ve bu sayede yanma, koku, renk ve ateşin hızlı sirayeti gibi dört azabın birleştiğini ifade eder. Dünyadaki katran ile ahiretteki katran arasındaki farkın, dünya ateşi ile ahiret ateşi arasındaki fark gibi ölçülemez olduğunu vurgular.

على أن التفاوت بين القطرانين كالتفاوت بين النارين ، وكل ما وعده الله أو وعد به في الآخرة ، فبينه وبين ما نشاهد من جنسه ما لا يقادر قدره
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyette geçen 'mukarrenîn' ifadesi, kâfirlerin bukağılarla birbirine ve şeytanlarına bağlanmış olarak zincirlere vurulmuş halini tasvir eder; bu bağlanma hem hissî (elleri, ayakları boyunlarına zincirlenmiş olmak) hem de aklî bir anlam taşır, zira kötü nefislerin karanlık huyları birbirine benzeştiği için birbirine kenetlenmiş gibidir. Cehennem ehli bu şiddetli azabı gördüklerinde 'sübûr' (helâk) diye seslenerek kendilerine seslenilen bir felaket anını çağırırlar.

والمراد أن تلك النفوس الشقية والأرواح المكدرة الظلمانية ، لكونها متجانسة متشاكلة ينضم بعضها إلى بعض ، وتنادي ظلمة كل واحدة منها إلى الأخرى
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'mukarrenîn' ifadesi, suçluların akide ve amellerdeki ortaklıklarına göre birbirine bağlanmasını (veya şeytanlarla ya da kazandıkları batıl inanç ve kötü melekelerle bağlanmalarını) ya da ellerinin ayaklarının boyunlarına zincirlerle bağlanmasını ifade eder; bu ikinci durum, işledikleri fiillerden dolayı cezalandırılmalarının bir temsili olabilir. Gömlekleri 'katran'dandır ki bu, uyuz develerin tedavisinde kullanılan, siyah, kokuşmuş ve çabuk alev alan bir maddedir; bunun yüzlerine ve bedenlerine sürülmesi, hem yakıcılığın hem çirkin görünüşün hem pis kokunun hem de ateşin hızla yayılmasının bir arada toplanması anlamına gelir. Yüzlerinin ateşle kaplanması ise, hakka yönelmedikleri ve kendilerine verilen duyu ve idrak yeteneklerini bu amaç için kullanmadıkları için, kalplerinin marifetten boş, cehaletle dolu olmasının bir yansımasıdır.

وترى المجرمين يومئذ مقرنين قرن بعضهم مع بعض بحسب مشاركتهم في العقائد والأعمال كقوله: وإذا النفوس زوجت أو قرنوا مع الشياطين أو مع ما اكتسبوا من العقائد الزائغة والملكات الباطلة، أو قرنت أيديهم وأرجلهم إلى رقابهم بالأغلال، وهو يحتمل أن يكون تمثيلا لمؤاخذتهم على ما اقترفته أيديهم وأرجلهم.
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre 'mukarrenîn' ifadesi kıyamet günü müşriklerin zincirlere ve kelepçelere bağlanmış olacaklarını ifade eder. Bu bağlamda 'safed' kelimesinin dilbilimsel kökenleri ve kullanımları örneklerle açıklanır; hem bağlama hem de bağış anlamına gelebildiği belirtilir. Ayrıca her kâfirin bir şeytanla birlikte bir zincirde bağlanacağı, ya da kâfirlerin dünyada günahlarda birleştikleri gibi ahirette de zincirlerde birlikte toplanacakları görüşü nakledilir.

قيل : يقرن كل كافر مع شيطان في غل

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'mukarrenîn' ve 'asfâd' kelimelerini dil tahlili ve şiirden istişhadla ele alarak, kâfirlerin kıyamette zincir/bukağı ile bağlanacağı temel anlamında birleşirler; 'safed' kökünün hem bağlama hem bağış anlamına gelebileceği ortak dilbilimsel gözlemdir. Katran ile ilgili tasvirde de (siyahlık, koku, yanıcılık) ortak bir açıklama görülür.

Farklar

Taberî ve Kurtubî daha çok rivayet ve lügat izahına ağırlık verirken, Zemahşerî kıraat farklarını ve dört azabın birleşimini detaylandırır. Râzî ve Beydâvî ise bağlanmanın hissî boyutunun yanında aklî/temsili bir anlam da taşıdığını, kötü nefislerin ve batıl inançların birbirine benzeşerek kenetlenmesini vurgulayarak yorumu mecazi bir düzleme taşırlar. Bu fark, dilbilimci-müfessirler ile daha kelamî/işârî yaklaşımı benimseyenler arasındaki yöntem çeşitliliğini yansıtır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessirler (Taberî, Kurtubî) sahâbe-tâbiîn rivayetlerine ve dil tahliline dayanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) kıraat farklarını, belâgat inceliklerini ve mecazi/temsili yorum katmanlarını daha sistemli işlemişlerdir. Temel anlam sabit kalmış, ancak yorum derinliği ve akli boyut zamanla genişlemiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, kötü huyların ve yanlış inançların insanı içten içe birbirine bağlayıp özgürlüğünü kısıtlayabileceği fikrini hatırlatır; bu açıdan ilim ile vicdanın uyumlu gelişmesi, kişiyi zihinsel ve ahlaki bir 'bağlılıktan' koruyabilir. Ayrıca duyu ve idrak yeteneklerinin hakikate yönelik kullanılması, eğitim ve öz-farkındalık yoluyla toplumsal ve bireysel olgunluğa katkı sağlayabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir