ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى وَهَبَ لِى عَلَى ٱلْكِبَرِ إِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

“"İhtiyarlık halimde bana İsmail'i ve İshak'ı lutfeden Allah'a hamd olsun. Şüphesiz ki Rabbim duamı çok iyi işitir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, ayetin bir kısmının anlamının 'ona müjde geldi, onların kendisini istemediği' şeklinde yorumlandığını nakleder; Katade'den gelen rivayette İbrahim'in duasında 'Rabbim şüphesiz duamı işitendir' dediği, yani kendisine yaptığı çağrıyı ve sözünü Rabbinin işittiğini ifade ettiği belirtilir.

يقول: إن ربي لسميع دعائي الذي أدعوه به، وقولي
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî, 'ala l-kiber' ifadesindeki 'ala' harfinin 'mea' (ile/beraberinde) anlamında olduğunu, bunun hal konumunda bulunup 'ben yaşlı iken bana evlat verdi' anlamını taşıdığını belirtir. İhtiyarlık halinin özellikle zikredilmesi, çocuk bağışının bu durumda daha büyük bir nimet olmasındandır, zira bu, doğumdan ümit kesilen bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Ayrıca İbrahim'in bu yaşta çocuk sahibi olması kendisi için bir mucize (âyet) niteliğindedir ve dua ederek istediği bu nimete Allah'ın icabet etmesine bir şükür ifadesidir.

وإنما ذكر حال الكبر لأن المنة بهبة الولد فيها أعظم ، من حيث أنها حال وقوع اليأس من الولادة . والظفر بالحاجة على عقب اليأس من أجل النعم وأحلاها في نفس الظافر
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre İbrahim'in İsmail ve İshak'ı yaşlılık döneminde alması, çocuğun bu yaşta verilmesinin nimeti daha büyük kıldığını ve bu doğumun İbrahim için bir mucize (âyet) olduğunu gösterir. Ayrıca 'alâ' kelimesi burada 'me' (ile/rağmen) anlamındadır ve hal konumundadır, yani 'ihtiyarlık halinde bana bağışladın' demektir. Râzî ayrıca duanın açıkça zikredilmeyip remiz ve ta'riz yoluyla ifade edildiğini, bunun da Allah'a hamd ve senanın bazen açık talepten daha faziletli olduğuna işaret ettiğini belirtir.

على في قوله : بمعنى مع كقول الشاعر : % إني على ما ترين من كبري % % أعلم من حيث يؤكل الكتف % وهو في موضع الحال ومعناه : وهب لي في حال الكبر
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre ayetteki övgü, İbrahim'in ileri yaşına ve eşinin de yaşlılığına rağmen kendisine çocuk verilmesine işaret etmektedir. Bu bağlamda İbn Abbas'ın rivayetine göre İsmail doğduğunda İbrahim doksan dokuz, İshak doğduğunda ise yüz on iki yaşındaydı. Said b. Cübeyr ise İbrahim'in İshak ile yüz on yaşından sonra müjdelendiğini nakletmektedir.

قال بن عباس : ولد له إسماعيل وهو بن تسع وتسعين سنة وإسحاق وهو بن مائة واثنتي عشرة سنة وقال سعيد بن جبير : بشر إبراهيم بإسحاق بعد عشر ومائة سنة
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, İsmail'in İshak'tan on üç yaş büyük olduğunu belirterek İbrahim'in İsmail ile annesini Mekke'ye götürdüğü sırada da dua ettiğini nakleder. Bu duanın anlamı, Allah'ın kendisine dua edeni işittiğini ve kendisinden istediği evlat konusunda duasını kabul ettiğini ifade eder.

فأما حين ذهب بإسماعيل وأمه وهو رضيع إلى مكان مكة فإنه دعا أيضا فقال أي إنه يستجيب لمن دعاه وقد استجاب لي فيما سألته من الولد
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre İbrahim'in 'Rabbimiz, gizlediğimizi ve açığa vurduğumuzu bilirsin' sözü, Allah'ın kulların hallerini ve maslahatlarını kendilerinden bile daha iyi bildiğini ifade eder; bu nedenle dua etmeye ihtiyaç yoktur, ancak dua kulluğun izharı, rahmete muhtaç olduğunu gösterme ve Allah katındakine kavuşmayı acele etme amacıyla yapılır. Ayrıca 'gizlediğimiz' ifadesinin ayrılık hüznü, 'açığa vurduğumuz' ifadesinin ise Allah'a yalvarış ve tevekkül olabileceği de belirtilmiştir. Nida'nın tekrarı, Allah'a yalvarış ve sığınmada mübalağa içindir.

والمعنى إنك أعلم بأحوالنا ومصالحنا وأرحم بنا منا بأنفسنا، فلا حاجة لنا إلى الطلب لكنا ندعوك إظهارا لعبوديتك وافتقارا إلى رحمتك واستعجالا لنيل ما عندك

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Müfessirlerin ortak vurgusu, İbrahim'in ileri yaşta evlat sahibi olmasının büyük bir nimet ve Allah'ın kudretine işaret eden bir mucize olarak görülmesidir. Ayrıca duanın Allah tarafından işitilip kabul edildiği fikri (semîu'd-duâ) çoğu yorumda ortak bir temadır; Taberî, Râzî, Kurtubî ve İbn Kesîr bu yaşlılık ve müjde meselesini rivayetlerle desteklerken birbirine yakın nakiller sunarlar.

Farklar

Taberî ve Kurtubî ağırlıklı olarak rivayet malzemesine (İsmail ve İshak'ın doğum yaşları, Katade ve İbn Abbas nakilleri) dayanırken, Zemahşerî ve Râzî dil/belağat tahliline yönelerek 'alâ' harfinin anlamı ve hal yapısı üzerinde durur; Râzî ayrıca duanın açık değil remiz yoluyla ifade edilmesinin faziletine dikkat çeker. Beydâvî ise meseleyi daha teolojik bir zemine taşıyarak Allah'ın kulun halini zaten bildiğini, duanın asıl amacının kulluk bilincini göstermek olduğunu vurgular. İbn Kesîr bağlamsal okumaya yönelerek duanın Mekke'ye göç anlatısıyla ilişkisini kurar.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessirler (Taberî) rivayet aktarımına ağırlık verirken, orta dönemde Zemahşerî ve Râzî ile dil ve belagat tahlilinin daha sistemli hale geldiği görülür; Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet gelenegini sürdürürken Beydâvî'de teolojik-kelamî yorum ön plana çıkar. Temel içerik (yaşlılıkta evlat nimeti, duanın kabulü) sabit kalmış, yöntemler zamanla çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, zorlu ve ümitsiz görünen dönemlerde sabır ve duanın anlamını hatırlatabilir; nimetin değerinin, onu bekleme ve zorluk sürecinden geçtikten sonra daha iyi anlaşıldığına işaret eder. Aile içinde ihlasla yapılan dua ve şükür bilinci, bugün de bireyin Allah'a olan güvenini ve toplumsal bağların güçlenmesini destekleyen bir tutum olarak düşünülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir