قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَإِن كُنَّا لَخَٰطِـِٔينَ

“Dediler ki: "Allah'a yemin olsun, Allah seni bize üstün kıldı. Biz gerçekten de büyük hata işlemiştik".” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre Yusuf'un kardeşleri, Allah'ın Yusuf'u ilim, hilim ve fazilet bakımından kendilerine üstün kıldığını itiraf etmiş, ona karşı yaptıkları (onu babasından ve kardeşinden ayırma gibi) davranışların bir hata olduğunu kabul etmişlerdir. Bu itiraf, Yusuf'un onlara kendini tanıttıktan sonra gerçekleşmiştir.

وما كنا في فعلنا الذي فعلنا بك في تفريقنا بينك وبين أبيك وأخيك، وغير ذلك من صنيعنا الذي صنعنا بك، إلا خاطئين: يعنون مخطئين
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metne göre Yusuf'un kardeşleri, Allah'ın Yusuf'a takva, sabır ve iyilik yolu ile üstünlük verdiğini itiraf etmekte, kendilerinin ise bilerek hata işleyen, takva ve sabırdan uzak kişiler olduklarını kabul etmektedirler. Bu itiraf sonucunda Allah'ın Yusuf'u mülk ile aziz kıldığı, kendilerini de onun karşısında boyun eğdirilmiş bir zillet haline düşürdüğü ifade edilmektedir.

وإن شأننا وحالنا أنا كنا خاطئين متعمدين للإثم ، لم نتق ولم نصبر ، لا جرم أن الله أعزك بالملك وأذلنا بالتمسكن بين يديك
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metin, Yûsuf'un kardeşlerinin 'Allah seni bize üstün kıldı' ifadesini ele alarak, bu üstünlüğün ilim, hilm, akıl, fazilet, güzellik ve mülk yönünden olduğunu belirtir; ayrıca bazı müfessirlerin bu ayeti kardeşlerin peygamber olmadığına delil saydığını, çünkü nübüvvet makamına ortak olsalardı böyle demeyeceklerini nakleder. Metin ayrıca 'hâtiîn' kelimesinin bilerek hata yapan kişiyi ifade ettiğini, çoğu müfessire göre kardeşlerin özür diledikleri şeyin Yûsuf'u kuyuya atıp satmaları ve babadan uzaklaştırmaları olduğunu aktarır. Ebû Ali el-Cübbâî'nin bu olayın bulûğdan önce gerçekleştiği için günah sayılmayacağı, özrün asıl bunu babalarına açıklamamalarından kaynaklandığı görüşü ise çeşitli yönlerden zayıf bulunarak reddedilir.

وقال أبو علي الجبائي : إنهم لم يعتذروا إليه من ذلك ، لأن ذلك وقع منهم قبل البلوغ فلا يكون ذنبا فلا يعتذر منه ، وإنما اعتذروا من حيث إنهم أخطؤا بعد ذلك بأن لم يظهروا لأبيهم ما فعلوه
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ifadeyi öncelikle sözlük/sarf açısından ele alır; آثَرَكَ kelimesinin aslında iki hemzeden oluştuğunu, ikincisinin hafifletildiğini ve fiilin türeyişini açıklar. Anlam olarak ise kardeşlerin Yusuf'a şu itirafı yaptığını belirtir: Allah onu ilim, hilim, hüküm, akıl ve mülk ile üzerlerine üstün kıldığını ve seçtiğini kabul etmişlerdir. Ayrıca 'hâtıîn' kelimesini açıklarken, kasıtlı yapılan günahın da bir bakıma hakikatten sapma (hata) sayıldığını, İbn Abbas'ın bu hususu açıkladığını nakleder.

والمعنى : لقد فضلك الله علينا واختارك بالعلم والحلم والحكم والعقل والملك أي مذنبين من خطىء يخطأ إذا أتى الخطيئة وفي ضمن هذا سؤال العفو وقيل لابن عباس : كيف قالوا وإن كنا لخاطئين وقد تعمدوا لذلك قال : وإن تعمدوا لذلك فما تعمدوا حتى أخطئوا الحق
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre kardeşlerin 'Sen gerçekten Yusuf musun?' sorusu, taciz için değil takrir (onaylatma) amaçlı bir istifhamdır; onlar Yusuf'u yüzünden, huyundan, dişlerinin görünmesinden veya başındaki tacı kaldırınca ortaya çıkan bir alâmetten tanımışlardır. Yusuf kendini tanıtırken kardeşini de zikrederek onu şereflendirmiş ve Allah'ın kendilerine lütfettiği selamet ve izzeti dile getirmiştir. Ayrıca 'muhsinîn' kelimesinin zamir yerine konulması, gerçek ihsan sahibinin takva ile sabrı birleştiren kişi olduğuna işaret eder.

استفهام تقرير ولذلك حقق بأن ودخول اللام عليه. وقرأ ابن كثير على الإيجاب. قيل عرفوه بروائه وشمائله حين كلمهم به، وقيل تبسم فعرفوه بثناياه.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler, kardeşlerin Yusuf'u tanıdıktan sonra Allah'ın onu ilim, hilim, akıl, takva, sabır ve mülk yönünden kendilerine üstün kıldığını itiraf ettiklerini kabul eder; 'hâtıîn' kelimesinin bilerek yapılan hatayı/günahı ifade ettiği konusunda da genel bir mutabakat vardır.

Farklar

Taberî ve Kurtubî ağırlıklı olarak dil/sarf analizi ve rivayet (Sedî, Katâde, İbn Abbas) nakline dayanırken, Zemahşerî ve Beydâvî belağat inceliğine (zamir kullanımı, istifham-ı takrir gibi) odaklanır. Râzî ise meseleyi daha akli-fıkhi bir tartışmaya taşıyarak kardeşlerin nübüvvet makamına dair yorumları ve Cübbâî'nin bulûğ öncesi günah sayılmaz görüşünü değerlendirip reddeder; bu, kelamcı yönünün tefsire yansımasıdır.

Dönemsel bağlam

Taberî'nin daha erken dönem rivayet ağırlıklı yaklaşımı, sonraki müfessirlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dil-belağat ve akli-kelami tahlillerle zenginleşmiş; Kurtubî ise sarf analizini rivayetle dengeleyerek ortada bir konum sunmuştur. Temel anlam çerçevesi değişmeden kalmış, yöntem ve vurgu zamanla çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, hata ve kusurları fark edip açıkça itiraf etmenin, aile içi bağların onarılmasında önemli bir adım olduğunu hatırlatır. Kardeşlerin geçmişteki yanlışlarını kabul edip Yusuf'un üstün vasıflarını takdir etmeleri, günümüzde de ailevi ilişkilerde tevazu, ihlas ve sabırla kurulan diyalogun değerine işaret edebilir. Bilgi ve erdemin zamanla takdir görmesi, ilim ve ahlakın birlikte gelişmesine yönelik yapıcı bir tutum için ilham verebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir