فَلَمَّا رَءَآ أَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ إِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمِ لُوطٍ

“Fakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. Onlar da "Korkma, biz Lut'un kavmine gönderildik." dediler.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, İbrahim'in misafirlerinin yemeği yememesi üzerine onlardan ürktüğünü ve kalbinde bir korku hissettiğini belirtir; Arap adetine göre misafirin ikram edilen yemekten yememesi kötü bir haber getirdiğine veya içinde kötü bir şey sakladığına işaret sayılırmış. Sâre'nin gülmesi konusunda ise farklı rivayetleri nakleder: bazılarına göre meleklere hizmet etmesine rağmen onların yemeğe dokunmamasına şaştığı için, bazılarına göre Lût kavminin gaflet içindeyken kendilerine helak haberinin gelmiş olmasına taaccüp ettiği için, bazılarına göre de onların Lût kavminin yaptığı işi yapmak istediklerini zannettiği için güldüğü belirtilmiştir.

وقال آخرون: بل ضحكت من أن قوم لوط في غفلة، وقد جاءت رسل الله لهلاكهم
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre İbrahim'in içinde korku duyması (fe evcese), meleklerin geliş amacını bilmeyip onları sadece tanıdığı bir topluluk olarak görmesinden kaynaklanmıştır. Meleklerin 'korkma' demeleri ise yüzünde beliren korku ve değişim izini görmelerinden, ya da Allah'ın onlara bunu bildirmesinden, ya da meleklerin ancak azap için indiği bilgisinin doğal olarak korkuya sebep olacağını bilmelerinden ileri gelmiştir.

وإنما قالوا : { لا تخف } لأنهم رأوا أثر الخوف والتغير في وجهه . أو عرفوه بتعريف الله . أو علموا أن علمه بأنهم ملائكة موجب للخوف ، لأنهم كانوا لا ينزلون إلا بعذاب
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî bu ayette İbrahim'in misafirlerinden korkmasının sebebini tartışır: İbrahim'in onların melek olduğunu bilip bilmediği ihtimallerini ayrı ayrı ele alır. Bilmiyorsa korkusu, ıssız bir yerde yemek yemeyen yabancılardan zarar gelebileceği düşüncesindendir; biliyorsa korkusu, ya Allah'ın kendisine yönelik bir kızgınlığı ya da kavmine azap gelmesi ihtimalindendir. Ayrıca Sâre'nin gülmesinin, korkunun giderilmesi ve müjdenin (çocuk haberi) gelmesiyle ilişkili olduğunu birkaç farklı yorumla açıklar.

وأما إبراهيم عليه السلام . فنقول : إما أن يقال : إنه عليه السلام ما كان يعلم أنهم ملائكة ، بل كان يعتقد فيهم أنهم من البشر ، أو يقال : إنه كان عالما بأنهم من الملائكة .
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu bölümde İbrahim'in meleklerden 'evcese' hissi duymasını iç dünyada beliren bir korku/tedirginlik olarak açıklar; meleklerin yemek yemediğini görünce misafirlik adabına dayanarak kötülük sezdiğini belirtir. Ayrıca 'nekira' fiilinin dildeki kullanımını (nekirtu/enkertu farkı) örneklerle açıklayarak İbrahim'in onları tanımadığını/yabancı bulduğunu ifade eder.

وكانوا إذا رأوا الضيف لا يأكل ظنوا به شرا فقالت الملائكة
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre İbrahim, meleklerin yemekten çekinip yemeği yememesi karşısında endişeye kapılmış, Sare de misafirlere hizmet ettiği halde onların yemek yememesine hayret ederek gülmüştür. Meleklerin kendilerini tanıtıp Lût kavmini helak etmek için gönderildiklerini söylemesi üzerine Sare'nin gülmesi, bu kavmin fesad ve inadının çokluğu sebebiyle helaklerine sevinip müstebşir olmasından kaynaklanmıştır; bu sevinç karşılığında ümitsizlik sonrası İshak'ın doğumu müjdelenmiştir.

فضحكت سارة استبشارا بهلاكهم لكثرة فسادهم وغلظ كفرهم وعنادهم فلهذا جوزيت بالبشارة بالولد بعد الإياس
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre meleklerin ellerini yemeğe uzatmamaları yemek yememelerinden kaynaklanır; İbrahim'in karısının gülmesi korkunun geçmesine, fesat ehlinin helakine ya da kendi görüşünün doğruluğuna sevinmesiyle yorumlanabilir. İshak ve ardından Yakub ile müjdelenmesi, müjdelenen çocuğun Hacer'den değil kendisinden olacağına işaret eder ve kısır olup çocuğa düşkün olmasıyla ilişkilendirilir.

وإنما لم نمد إليه أيدينا لأنا لا نأكل

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler İbrahim'in meleklerin yemek yememesi karşısında içinde bir korku/tedirginlik (evcese) hissettiğini kabul eder ve bunu misafirlik adabına aykırı bir durumdan kaynaklanan tedirginlik olarak okurlar. Sâre'nin gülmesinin de melekler ile ilgili şaşkınlık, korkunun geçmesi ya da müjdeyle ilişkili bir sevinç anlamı taşıdığı ortak vurgudur.

Farklar

Taberî ve Kurtubî meseleyi ağırlıklı olarak dil (nekera-enkera) ve Arap örf-adeti üzerinden temellendirirken, Zemahşerî ve Râzî akli ihtimalleri sıralayan mantıksal bir yöntem izler; Râzî ayrıca İbrahim'in meleklerin kimliğini bilip bilmediği sorusunu ayrıntılı tartışır. İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir okuma sunarak Sâre'nin gülüşünü Lût kavminin helakine sevinme olarak netleştirirken, Beydâvî gramer ve kıraat farklarına odaklanıp müjdenin Hacer değil Sâre'ye ait olmasını vurgular.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessirler (Taberî) rivayet ve dil tahliline dayanırken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî) akli-mantıksal ihtimallerin sistematik sıralanması öne çıkmış; Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet-dil dengesini sürdürmüş, Beydâvî ise daha sonraki dönemde özet ve gramer odaklı bir yaklaşım benimsemiştir. Temel anlam (korku ve şaşkınlık) sabit kalmış, sadece izah yöntemi ve ayrıntı seviyesi değişmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu farklı yorumlar, aynı ayetin dil, akıl ve rivayet gibi çeşitli araçlarla anlaşılabileceğini, bunun da ilim ile iman arasındaki uyumlu çabaya işaret ettiğini gösterir. Misafire ikramda bulunma ve onun haline dikkat etme vurgusu, günümüzde de misafirperverlik ve toplumsal nezaket açısından düşündürücü bir örnek sunar. Farklı yorumların bir arada aktarılması, aynı konuda çeşitli bakış açılarına saygılı bir hoşgörü tutumunu hatırlatabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir