فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَٰلِحًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَمِنْ خِزْىِ يَوْمِئِذٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ
“Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih'i ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, üstelik o günün perişanlığından da kurtardık. Hiç şüphesiz Rabbin güçlüdür, mutlak üstündür.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî'ye göre 'يومئذ' kelimesindeki mim harfi bazı kıraatlerde fetha ile okunmuştur; bunun sebebi kelimenin 'إذ'e muzâf olması ve 'إذ'in gayr-i mütemekkin (i'rab bakımından zayıf/gayr-i munsarif) bir kelime olmasıdır. Bu durum Arap şiirinden bir örnekle desteklenir. Ayrıca müfessir bu ifadenin 'نجيناهم' fiiline atfedildiğini, takdirî anlamın 'ونجيناهم من خزي يومئذ' şeklinde olduğunu belirtir.
قرىء مفتوح الميم لأنه مضاف إلى إذ ، وهو غير متمكن ، كقوله : على حين عاتبت المشيب على الصبا فإن قلت : علام عطف ؟ قلت : على نجينا
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre "ومن خزي" ifadesindeki vav atıf harfidir ve iki farklı takdir mümkündür: Ya Salih ve iman edenlerin hem kavme inen azaptan hem de onlara yapışan rüsvaylıktan kurtarıldığı, ya da Salih'in rahmetle kurtarılıp ayrıca o günün rüsvaylığından da korunduğu anlaşılabilir. Ayrıca "يومئذ" kelimesinin fetha ile okunuşunun, Allah'ın azabı kâfire ulaştırıp mü'minleri ondan koruduğunu, bunun ise ancak eşyanın tabiatını değiştirmeye güç yetiren bir kudret sahibinden sadır olabileceğini göstermesi bakımından uygun düştüğü belirtilmiştir.
الواو في قوله : { ومن خزى } واو العطف وفيه وجهان : الأول : أن يكون / التقدير : نجينا صالحا والذين آمنوا معه برحمة منا من العذاب النازل بقومه ومن الخزي الذي لزمهم وبقي العار فيه مأثورا عنهم ومنسوبا إليهم
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî bu ayette 'خزي يومئذ' ifadesini onları o günün rezilliğinden ve zilletinden kurtarmak olarak açıklar; ayrıca ayetteki 'و' harfinin zaid (fazladan) olabileceği görüşünü de nakleder. Bu görüşe göre Sîbeveyh ve Basra ehli böyle bir ziyadeyi kabul etmezken, Kûfeliler bunu sadece 'لما' ve 'حتى' ile birlikte caiz görürler.
أي ونجيناهم من خزي يومئذ أي من فضيحته وذلته وقيل : الواو زائدة أي نجيناهم من خزي يومئذ ولا يجوز زيادتها عند سيبويه وأهل البصرة وعند الكوفيين يجوز زيادتها مع لما وحتى لا غير
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu metinde İbn Kesîr, bahsedilen olayın güneşin doğuşu anında meydana geldiğini belirtmektedir.
وكان ذلك عند طلوع الشمس
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre Sâlih ve müminlerin 'yevmizin hızyinden' kurtarılması, ya seslenişle (sayha) helak olmalarından ya da kıyamet günündeki zillet ve rezilliklerinden kurtarılmaları anlamına gelir. Ayrıca 'Rabbin kavî ve azîzdir' ifadesi, O'nun her şeye kadir ve galip olduğunu belirtir. Sâlih kıssasının detaylarının ise daha önce A'râf suresinde tefsir edildiğini hatırlatır.
أي ونجيناهم من خزي يومئذ وهو هلاكهم بالصيحة أو ذلهم وفضيحتهم يوم القيامة. وعن نافع يومئذ بالفتح على اكتساب المضاف البناء من المضاف إليه
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre bu ifade, azap geldiğinde Semûd kavminin o günün alçaltıcı ve rezil edici halinden kurtarıldığını anlatmaktadır; yani Allah'ın rahmetiyle kurtardığı kimseler o günün zilletinden ve horluğundan uzak tutulmuştur. Ayrıca metin, ayette geçen zaman zarflarının (yevm, iz) dilbilimsel olarak isim gibi muamele görüp görmeyeceği, mecrur/mansub oluşları ve izafetin türü üzerinde nahiv tartışması yapmakta, ardından Sâlih kıyıssasını uzun bir rivayetle nakletmektedir.
ونجاه من خزي يومئذ
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Müfessirlerin çoğu (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî, Taberî) ayeti öncelikle dilbilimsel/nahiv açısından ele alır; 'yevmeizin' kelimesinin i'rabı, kıraat farklılıkları (fetha okunuşu) ve izafet yapısı üzerinde dururlar. Ayrıca ortak vurgu, Salih ve iman edenlerin o günün zilletinden/rezilliğinden kurtarıldığı anlamıdır.
Farklar
Zemahşerî ve Taberî kıraat farkını şiirle ve nahiv kurallarıyla temellendirirken, Kurtubî Basra-Kûfe dilcileri arasındaki 'vav'ın zaid olup olmaması tartışmasını nakleder. Râzî ve Beydâvî ise dil tahlilini kelâmî bir sonuca taşıyarak bu kıraatin Allah'ın kudretine işaret ettiğini vurgular. İbn Kesîr diğerlerinden ayrılarak dil tartışmasına girmeyip olayı zaman/bağlam üzerinden (güneşin doğuşu anı) açıklar; Taberî ayrıca uzun bir rivayet nakli ekler.
Dönemsel bağlam
Daha erken dönem müfessiri Taberî hem dil hem rivayet yöntemini birlikte kullanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî, Kurtubî ve Beydâvî gibi müfessirlerde dil ve kıraat tahlili daha sistematik ve ayrıntılı hale gelmiş, Râzî ise bunu kelâmî/felsefi bir yoruma bağlamıştır. Temel anlam (kurtuluş ve zilletten korunma) tüm dönemlerde sabit kalmış, sadece izah yöntemleri ve vurgular değişmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, sıkıntı ve toplumsal çözülme anlarında doğru inanç ve istikamet üzere olanların manevi bir güvenceye sahip olabileceği fikrini hatırlatır. Dil âlimlerinin ayet üzerindeki ince nahiv çalışmaları, ilim ile iman arasındaki uyumun ve metne emek vererek yaklaşmanın bir örneği olarak görülebilir. Bu tür titiz okumalar, günümüzde de sabırla ve derinlemesine öğrenme çabasının kıymetine dair yapıcı bir hatırlatma sunar.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir