وَيَٰقَوْمِ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ قَرِيبٌ

“"Ey kavmim! İşte şu, Allah'ın dişi devesi, size bir mucizedir. Bırakın onu Allah'ın yer yüzünde (otlaklarında) otlasın. Ve ona kötü bir maksatla el sürmeyin, sonra sizi yakın bir azap yakalar."” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metin, Salih'in Semûd kavmine, deveye kötülük dokundurmaları halinde kendilerine Allah'tan uzak olmayan bir azabın gelip onları helak edeceğini bildirdiğini anlatmaktadır. Metin ayrıca ümmetlere gelen ayetlerle birlikte verilen vaadlerin benzer nitelikte olduğuna işaret eder.

فإنكم إن تمسوها بسوء يأخذكم عذاب من الله غير بعيد فيهلككم
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ifade, kendilerine kötülük dokunacağının bildirilmesiyle azabın çok kısa bir süre sonra gerçekleşeceğini anlatmaktadır; bu süre üç gün olarak belirtilmiş, ardından azabın onların üzerine gerçekleşeceği ifade edilmiştir. 'Temettü' kelimesi ise yaşamdan faydalanma, hayatı sürdürme anlamında açıklanmıştır.

عاجل لا يستأخر عن مسكم لها بسوء إلا يسيرا ، وذلك ثلاثة أيام ثم يقع عليكم
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre metinde geçen ifade ile üçüncü gün kastedilmektedir; yani sözü edilen zaman dilimi, ayette işaret edilen belirli üçüncü güne karşılık gelmektedir.

يريد اليوم الثالث ، وهو قوله
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre metinde geçen ifade, deve boğazlanma/kesilme yerine yakınlığı anlamında açıklanmaktadır; yani söz konusu olan mekân veya an, devenin kesilmesine yakın bir durumu ifade eder.

أي قريب من عقرها
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'âyة' kelimesi hâl olarak mansubdur ve âmili işaret ismindeki anlamdır. Deveye üç gün içinde dokunulmaması emredilmiş, bu süre Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri olarak belirlenmiş, sonrasında helak vaadedilmiştir. 'Vaadin yalanlanmamış olması' ifadesi ise mecazi bir kullanımla, mef'ûlün bih gibi işlenerek açıklanmıştır.

ثلاثة أيام الأربعاء والخميس والجمعة ثم تهلكون

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler, Salih kıssasında Semûd kavmine deveye dokunmamaları konusunda uyarı yapıldığını ve buna uymamaları halinde belirli bir süre sonra kesin bir azabın geleceğini kabul ederler. Vaadin gerçekleşeceği ve azabın yakınlığı vurgusu ortak bir temadır.

Farklar

Taberî konuyu genel bağlam içinde ele alıp benzer ümmet kıssalarıyla ilişkilendirirken, Zemahşerî ve Râzî süreyi üç gün olarak somutlaştırır; Beydâvî bu üç günü haftanın belirli günleriyle (Çarşamba-Perşembe-Cuma) daha da netleştirir. Kurtubî ise ifadeyi zaman değil mekân/yakınlık anlamında yorumlayarak farklı bir dilbilimsel yaklaşım sunar. Bu farklar, müfessirlerin bağlamsal okuma ile dil/belağat/nahiv odaklı yöntemleri arasındaki ekolsel farklılıktan kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî daha genel ve bağlamsal bir yaklaşım sergilerken, sonraki dönemlerde Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî dilbilimsel ve nahiv temelli daha ayrıntılı analizlere yönelmiştir. Zaman içinde yorumlar sabit bir çekirdek anlamı korurken (uyarı-ceza ilişkisi), detaylandırma ve dilbilimsel kesinlik arayışı giderek artmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu kıssa, verilen sürenin bir rahmet ve düşünme fırsatı olarak görülebileceğini, sabır ve sorumluluk bilinciyle davranmanın önemini hatırlatabilir. Toplumsal kaynakların (burada deve örneğinde olduğu gibi ortak yaşam alanlarının) korunması, bireysel ve toplumsal sorumluluk açısından günümüzde de düşünülebilecek bir temadır. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete getirdiği çeşitli okumalar, ilim geleneğinde çoklu bakış açılarının bir zenginlik olarak değerlendirilebileceğine işaret eder.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir