وَإِنَّ كُلًّا لَّمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ أَعْمَٰلَهُمْ إِنَّهُۥ بِمَا يَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
“Gerçekten de onların her biri öyle kimselerdir ki, yaptıklarının karşılığını Rabbin kendilerine hakkiyle ödeyecektir. Çünkü O, onların yaptıkları her şeyden haberdardır.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî, ayetin başındaki kısımda Allah'ın müşriklerin tüm yaptıklarından haberdar olduğunu, hiçbir amellerinin O'na gizli kalmayacağını ve buna göre karşılık vereceğini belirtir. Ardından 'وإن كلا لما' ifadesindeki kıraat farklılıklarını ele alır ve dilbilimsel açıdan en sahih kıraatin 'وإن' harfinin şeddeli, 'لما' içindeki 'ما'nın ise hafif okunduğu kıraat olduğunu, burada 'ما'nın 'men' anlamında kullanıldığını savunur. Bu okuyuşa göre anlam, kıssaları anlatılan herkese Rablerinin amellerinin karşılığını tam olarak vereceği şeklindedir.
وأصح هذه القراءات مخرجا على كلام العرب المستفيض فيهم قراءة من قرأ: «وإن» بتشديد نونها، «كلا لما» بتخفيف ما بمعنى: وإن كل هؤلاء الذين قصصنا عليك يا محمد قصصهم في هذه السورة، لمن ليوفينهم ربك أعمالهم بالصالح منها، بالجزيل من الثواب، وبالطالح منها بالشديد من العقاب
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî'ye göre âyetteki yemin cevabı hazfedilmiştir; 'lemâ' ifadesindeki lâm yemine hazırlık (muvattıe) içindir ve 'mâ' zâid bir harftir. Anlam şudur: Allah'a yemin olsun ki hepsine iyi ve kötü, iman ve inkâr amellerinin karşılığı tam olarak verilecektir. Ayrıca çeşitli kıraat farklarını (tahfif ile okunması, 'in' harfinin nafiye olması, 'lemâ'nın 'illâ' anlamında olması gibi) zikrederek her birinin farklı bir gramer izahına dayandığını göstermiştir.
جواب قسم محذوف . واللام في { لما } موطئة للقسم ، و { ما } مزيدة والمعنى : وإن جميعهم والله ليوفينهم من حسن وقبيح وإيمان وجحود .
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Râzî'ye göre ayet, cezası çabuk veya gecikmiş, peygamberleri doğrulayan veya yalanlayan herkesin durumunun ahirette amellerinin karşılığının tam olarak verilmesi bakımından eşit olduğunu anlatır. Böylece ayette hem vaad hem vaîd birleşmiştir; Allah'ın ilminin her şeyi kuşatması O'nun her amele layık karşılığı bileceğini, dolayısıyla hiçbir hakkın zayi olmayacağını gösterir. Ayrıca müfessir 'lemmâ' kelimesinin farklı kıraatlerini (şeddeli/şeddesiz) inceleyerek bu okuyuşların tümünün tekit ifade ettiğini ve rububiyet-ubudiyet meselesinin ancak haşir ve neşir ile tamamlanacağına delalet ettiğini belirtir.
فجمعت الآية الوعد والوعيد فإن توفية جزاء الطاعات وعد عظيم وتوفية جزاء المعاصي وعيد عظيم
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî bu ayette, sayılan geçmiş ümmetlerin her birinin amellerinin karşılığını göreceğini, aynı şekilde Hz. Peygamber'in kavminin de bundan istisna olmadığını belirtir. Ancak metnin asıl ağırlığı 'وإن كلا لما' ifadesindeki 'كلا' ve 'لما' kelimelerinin farklı kıraatlerine ve bu kıraatlerin dilbilimsel/nahiv açıdan izahına ayrılmıştır. Kurtubî burada çeşitli nahiv alimlerinin (Sîbeveyh, Halîl, Ferrâ, Zeccâc, Kisâî, Ebû Ubeyde, Mâzinî) görüşlerini aktararak 'lemmâ' kelimesinin 'illâ' anlamına gelebileceğini ve ayetin anlamının 'her nefis mutlaka amellerinin karşılığını görecektir' şeklinde olduğunu ortaya koyar.
أي أن كلا من الأمم التي عددناهم يرون جزاء أعمالهم فكذلك قومك يا محمد واختلف القراء في قراءة فقرأ أهل الحرمين نافع وبن كثير وأبو بكر معهم وإن كلا لما بالتخفيف على أنها إن المخففة من الثقيلة معملة
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre söz konusu ayetteki bir harfin/kelimenin okunuşunda kıraat imamları arasında ihtilaf bulunmaktadır ve metinde bu farklı okuyuşlar sıralanmaktadır.
وقد اختلف القراء في أداء هذا الحرف فمنهم من قرأ
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre Hz. Musa'ya kitap verilmesine rağmen kavmi onun hakkında ihtilafa düştü; bazıları iman etti, bazıları küfretti, tıpkı müşriklerin Kur'an hakkında ihtilaf etmeleri gibi. Rabden geçmiş söz, kıyamete kadar mühlet verilmesi anlamındadır ve bu olmasaydı hak ile batıl olanı ayırt edecek bir hüküm hemen indirilirdi. Ayrıca 'وإن كلا' ifadesi hem iman edenleri hem de küfredenleri kapsayan tüm ihtilaf edenleri kastetmektedir ve Allah herkese amellerinin karşılığını tastamam verecektir.
فآمن به قوم وكفر به قوم كما اختلف هؤلاء في القرآن. ولولا كلمة سبقت من ربك يعني كلمة الإنظار إلى يوم القيامة. لقضي بينهم بإنزال ما يستحقه المبطل ليتميز به عن المحق.
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Tüm müfessirler ayetin özünde herkesin (geçmiş ümmetler, müşrikler, iman eden veya inkâr eden herkes) amellerinin karşılığının Allah tarafından tam ve eksiksiz verileceği mesajında birleşir. Ayrıca hepsi 'وإن كلا لما' ifadesindeki kıraat farklılıklarını (şeddeli/hafif okunuş, 'mâ'nın zâid veya 'men'/'illâ' anlamında olması gibi) merkezi bir mesele olarak ele alır ve bu farklı okuyuşların nahiv temelli izahlarını sunar.
Farklar
Taberî ve Kurtubî ağırlıklı olarak dilbilimsel/nahiv tartışmalara odaklanıp çeşitli imamların (Sîbeveyh, Ferrâ, Zeccâc vb.) görüşlerini aktarırken, Zemahşerî yemin cevabının hazfi gibi belâgat unsurlarını vurgular. Râzî ayete vaad-vaîd birleşimi ve rububiyet-ubudiyetin haşirle tamamlanması gibi kelamî bir boyut katar. Beydâvî ise ayeti Hz. Musa kıssasıyla bağlamsal olarak ilişkilendirip müşriklerin Kur'an konusundaki ihtilafına kıyaslar. İbn Kesîr ise kıraat farklarını sadece sıralamakla yetinip yorumda daha sınırlı kalır. Bu farklar, müfessirlerin dilbilimci (Taberî, Kurtubî), belâgatçı (Zemahşerî), kelamcı (Râzî) veya bağlamsal-tefsirci (Beydâvî) yönelimlerinden kaynaklanır.
Dönemsel bağlam
Erken dönem müfessiri Taberî'den başlayıp Zemahşerî, Râzî, Kurtubî üzerinden Beydâvî'ye kadar giden çizgide, kıraat farklılıklarının nahiv açısından değerlendirilmesi sabit bir yöntem olarak sürmüş; ancak zamanla belâgat (Zemahşerî) ve kelamî yorumlar (Râzî) ile bağlamsal kıyaslamalar (Beydâvî) zenginleşerek eklenmiştir. Temel anlam (amellerin karşılığının tam verileceği) değişmeden kalırken, bu anlamı temellendirme yöntemleri çeşitlenmiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, yapılan her işin bir gün karşılığını bulacağı bilinciyle yaşamanın, günlük hayatta sabır ve ihlas ile hareket etmeyi teşvik edebileceğini hatırlatır. Ayrıca farklı kıraat ve yorumların aynı temel mesaja hizmet etmesi, ilmî çoğulculuğun hoşgörü ve diyalog içinde bir arada bulunabileceğine dair yapıcı bir örnek sunar. Bu açıdan ayet, ilim ile iman arasındaki uyumu ve toplumsal meselelerde ortak zemin arama tutumunu düşündürebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir