ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِم مُّوسَىٰ وَهَٰرُونَ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ
“Sonra bunların arkasından Musa ile Harun'u âyetlerimizle Firavun'a ve cemaatine gönderdik. İman etmeyi kibirlerine yediremediler ve günahkâr bir kavim oldular.” — Elmalılı Hamdi Yazır
Tefsirler
Yapay zekâ tarafından üretildiTaberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre bu ayette Allah, Nuh'tan sonraki peygamberlerin ardından İmran'ın iki oğlu Musa ve Harun'u Mısır Firavun'una ve kavminin ileri gelenlerine (mele') gönderdiğini haber vermektedir. 'Bizim ayetlerimizle' ifadesi, onların Allah'a kulluk ve kendilerinin peygamberliğine ikrar çağrısının doğruluğuna delil olan mucizeler/deliller anlamına gelir.
ثم بعثنا من بعد هؤلاء الرسل الذين أرسلناهم من بعد نوح إلى قومهم موسى وهارون ابني عمران إلى فرعون مصر {وملئه} يعني: وأشراف قومه وسادتهم، {بآياتنا} يقول: بأدلتنا على حقيقة ما دعوهم إليه من الإذعان لله بالعبودة، والإقرار لهما بالرسالة.
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre metinde geçen 'kavminin ileri gelenleri' ifadesi, o toplumun eşrafına/önde gelenlerine işaret etmektedir. Ayrıca 'âyetlerimizle' ifadesindeki 'âyetler' ile kastedilenin, daha önce zikri geçen dokuz âyet (mucize) olduğu belirtilmektedir.
أي أشراف قومه ( بآياتنا ) يريد الآيات التسع وقد تقدم ذكرها
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre âyet, Mûsâ ve Hârûn'un dokuz mucize (âyet) ile Firavun ve kavmine gönderilmesini, onların bu davete karşı büyüklenip yüz çevirmesini anlatır. Firavun ve kavmi zaten günaha alışkın bir topluluk olduğundan peygamberlik davetini önemsemeyip reddetmeye cüret etmişlerdir; kendilerine hakikat açık mucizelerle geldiğinde ise aşırı inatları sebebiyle bunu sihir olarak nitelendirmişlerdir.
وكانوا قوما مجرمين معتادين الإجرام فلذلك تهاونوا برسالة ربهم واجترءوا على ردها
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Üç müfessir de Musa ve Harun'un Firavun ve kavminin ileri gelenlerine (mele') gönderildiğini ve 'âyetlerimizle' ifadesinin mucizelere/delillere işaret ettiğini kabul eder; Kurtubî ve Beydâvî bu mucizelerin sayısını dokuz olarak belirginleştirir.
Farklar
Taberî daha çok lugavî tefsire odaklanarak ayeti tarihsel/peygamberler zinciri bağlamında ele alır; Kurtubî bağlamsal okuma yaparak önceki ayetlerle ilişkilendirir ve mucize sayısını netleştirir; Beydâvî ise belağat analiziyle Firavun kavminin ruh haline (büyüklenme, günaha alışkanlık, inat) daha fazla vurgu yaparak ayetin ahlaki/psikolojik boyutunu öne çıkarır.
Dönemsel bağlam
Taberî'nin erken dönem tefsirindeki sade dil analizi, sonraki dönemlerde Kurtubî ve Beydâvî ile bağlamsal ve belağat temelli yorumlarla derinleşmiş; temel anlatı (mucizelerle gönderilme, reddedilme) sabit kalırken vurgu noktaları müfessirin yöntemine göre genişlemiştir.
Günümüz bağlantısı
Bu ayet, hakikatin açık delillerle sunulmasına karşı önyargı ve büyüklenmenin kabulü zorlaştırabileceğini hatırlatır; bu yönüyle ilim ve iman arasında sağlıklı bir ilişki kurmanın, açık kanıtlar karşısında alçakgönüllülük ve sabırla yaklaşmanın önemine işaret edebilir. Günümüzde de bilgiye ve gerçeğe karşı ön yargısız, yapıcı bir tutum benimsemek toplumsal uyum için değerli bir ilke olarak değerlendirilebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir