هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَسْمَعُونَ

“O, öyle bir Allah'dır ki, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi, göresiniz diye de gündüzü yaptı. Elbette bunda söz dinleyecek olan bir kavim için âyetler (ibretler) vardır.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre gece ve gündüzün farklı yaratılması (gecenin dinlenme, gündüzün geçim/çalışma zamanı kılınması) Allah'ın kudretine ve birliğine delalet eden açık işaretlerdir. Bu ayrım, kendisine ortak koşulmadan ibadet edilmesi gerekenin, hiçbir şey yapamayan, fayda ve zarar veremeyen putlar değil, Leyl ve Nehar'ı yaratan Rab olduğunu gösteren bir delildir. Ayrıca 'mübsir' (gündüzü aydınlatan) ifadesi, Arap dilinde mecazi izafe yoluyla açıklanmış; gerçekte görenin insan olduğu, ancak dilde bu vasfın güne nispet edildiği belirtilmiştir.

يقول تعالى ذكره: إن في اختلاف حال الليل والنهار، وحال أهلهما فيهما دلالة وحججا على أن الذي له العبادة خالصا بغير شريك، هو الذي خلق الليل والنهار وخالف بينهما، بأن جعل هذا للخلق سكنا وهذا لهم معاشا، دون من لا يخلق ولا يفعل شيئا ولا يضر ولا ينفع.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ayette geçen 'işitme', gerçek anlamda kabul ve dikkatle dinlemeyi ifade eder; kalben işitmeyen kişi, fiilen sağır sayılır. Yani burada kastedilen sadece kulakla duyma değil, dinlediğini kabullenip ondan ders çıkarmadır.

لأن من لم يسمع بقلبه ، فكأنه أصم لا يسمع
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre 'sabûr-şükûr' ve 'muhtâl-kefûr' kelimeleri hem lafız hem anlam bakımından karşılıklı denk düşer; sabırlı olan Allah'ın nimetini itiraf eden şükredicidir, hîlekâr-gaddar olan ise nankör kâfirdir. Ayrıca leyl-nehar âyetinde 'sükûn' fiil kalıbıyla, 'mübsıra' ise isim kalıbıyla gelmiştir; çünkü gece/uyku yokluk tabiatlı olup bizatihi kastedilmez, gündüz/uyanıklık ise varlık tabiatlı olup bizatihi kastedilir ve isim sîgası fiil sîgasından daha kuvvetli tam-kemal ifade eder.

والصبار في موازنة الختار لفظا ، ومعنى والكفور في موازنة الشكور ، أما لفظا فظاهر ، وأما معنى فلأن الختار هو الغدار الكثير الغدر أو الشديد الغدر ، والغدر لا يكون إلا من قلة الصبر
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî, gece ve gündüzin yaratılmasının kudret delili olarak sunulduğunu, gecenin dinlenme ve sükûn için, gündüzin ise ihtiyaçların görülmesi ve rızık talebi için aydınlık kılındığını belirtir. 'Mübsir' kelimesinin gündüzün kendisinin görmesi anlamında değil, insanların onda görüp iş yapması anlamında Arap dilinde yaygın bir mecaz (mübalağa/tevessü) yoluyla kullanıldığını açıklar. Ayrıca ayetlerdeki işitme ve görmenin, kalplerle idrak edilen ibret ve delil anlamına geldiğini, zira gerçek körlüğün gözlerde değil kalplerde olduğunu vurgular.

والمبصر : الذي يبصر والنهار يبصر فيه وقال : مبصرا تجوزا وتوسعا على عادة العرب في قولهم : ليل قائم ونهار صائم
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre gündüzün aydınlık kılınması, insanların geçim, çalışma, seyahat ve diğer ihtiyaçları için hareket edebilmelerine imkân verir; bu düzen içinde âyetler yani deliller ve hüccetler vardır. Ayrıca müminlerin kurtarılması, kâfirlerin helâk edilmesi de peygamberlerin doğruluğuna ve Allah'ın dilediğini yapan, her şeye kadir ve her şeyi bilen olduğuna dair açık işaretler taşımaktadır.

أي إن في هذا الصنيع وهو إنجاء المؤمنين وإهلاك الكافرين لآيات أي لحجج ودلالات واضحات على صدق الأنبياء فيما جاءوا به عن الله تعالى وأنه تعالى فاعل لما يشاء قادر على كل شيء عليم بكل شيء
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre göklerde ve yerde olan bütün varlıklar Allah'a aittir; melekler ve cinler/insanlar gibi mahlûkatın en şereflileri bile kul olup rubûbiyete layık olamazken, akılsız/cansız şeylerin O'na ortak olmaması daha da evleviyetle gereklidir. Müşriklerin taptıkları şeyler gerçek anlamda ortak değildir, sadece bu şekilde adlandırılmaktadır; onlar kesin bilgiye değil sadece zanna tabi olup yalan söylemekte veya batıl bir tahminde bulunmaktadırlar. Gece ve gündüzün yaratılması ise Allah'ın kudretinin kemâline ve nimetinin büyüklüğüne, ibadete yalnız O'nun layık olduğuna delalet eden bir tenbihtir.

وإذا كان هؤلاء الذين هم أشرف الممكنات عبيدا لا يصلح أحد منهم للربوبية فما لا يعقل منها أحق أن لا يكون له ندا أو شريكا فهو كالدليل على قوله: وما يتبع الذين يدعون من دون الله شركاء أي شركاء على الحقيقة وإن كان يسمونها شركاء

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler gece-gündüz yaratılışını Allah'ın kudret ve birliğine delil olarak okur; 'mübsir' ifadesinin dilde mecaz (gündüzün kendisi değil, insanın onda görmesi) yoluyla kullanıldığı konusunda Taberî, Kurtubî ve Beydâvî büyük ölçüde birleşir. Ayrıca gece dinlenme, gündüz geçim/çalışma zamanı olarak işlevsel biçimde birbirini tamamlayıcı görülür.

Farklar

Taberî ve Kurtubî dil/gramer örnekleriyle mecaz açıklamasına odaklanırken, Zemahşerî işitmeyi kalben kabul meselesine taşır; Râzî ise sîga (fiil-isim kalıbı) farkına dayanan ince bir belağat analiziyle gece-gündüz karşıtlığını varlık-yokluk mantığına bağlar, bu daha sonraki ve teknik bir yaklaşımdır. İbn Kesîr bağlamsal/rivayet temelli okumayla ayeti peygamberlerin doğruluğu ve müminlerin kurtuluşu temasına bağlar; Beydâvî ise kelamî/mantıksal çıkarımla şirkin akılsız temelini vurgular.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve temel dil analizine dayanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî ile belağat/gramer incelikleri daha sistematik hale gelmiş, Râzî'de Cürcânî'ye atıfla ileri düzey bir dil felsefesi görülür. Kurtubî ve İbn Kesîr daha kapsayıcı, hem dil hem rivayet unsurlarını harmanlayan bir sentez sunar; Beydâvî ise özet ve kelamî çıkarıma yönelmiştir. Temel mesaj -kudret delili- sabit kalmış, yöntem ve derinlik zamanla çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Gece ve gündüzün düzenli işleyişi, tabiattaki uyumun ilim ile iman arasında bir köprü olarak düşünülmesine kapı açabilir; çalışma ve dinlenme dengesi bugün de kişisel ve toplumsal sağlık için hatırlatıcı bir ilke olarak görülebilir. Kalben işitme vurgusu ise sadece duymanın değil, dinleyip anlayıp ders çıkarmanın önemine, eğitim ve diyalog ortamlarında dikkatli bir dinleme kültürüne işaret edebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir