وَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل لِّى عَمَلِى وَلَكُمْ عَمَلُكُمْ أَنتُم بَرِيٓـُٔونَ مِمَّآ أَعْمَلُ وَأَنَا۠ بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ

“Eğer seni inkâr etmeyi sürdürürlerse, de ki; "Benim amelim bana, sizin ameliniz de size aittir. Benim yapacağım sizi ilgilendirmez, sizin yapacağınız da beni ilgilendirmez."” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayet, müşrikler Peygamber'i yalanlayıp getirdiği dini reddettiklerinde, ona 'benim dinim ve amelim bana, sizin dininiz ve amelinizi size aittir' demesini emretmektedir. Her amel sahibi kendi ameliyle cezalandırılacak; ne onların ameli ona zarar verir ne de onun ameli onlara. Taberî bunun daha sonra neshedilip cihad emriyle değiştirildiğini belirtir.

فقل لهم: أيها القوم لي ديني وعملي، ولكم دينكم وعملكم، لا يضرني عملكم ولا يضركم عملي، وإنما يجازى كل عامل بعمله. لا تؤاخذون بجريرته، لا أؤاخذ بجريرة عملكم
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ayet, müşrikler Peygamber'i yalanlamakta ısrar edip iman etmelerinden ümit kesildiğinde, ondan yüz çevirip kendi hallerine bırakılmalarını, çünkü Peygamber'in üzerine düşen tebliğ görevini yerine getirdiğini bildirmektedir. Bu durumda Peygamber onlardan uzaklaşarak sorumluluğunu yerine getirmiş olur ve mazur sayılır.

وإن تموا على تكذيبك ويئست من إجابتهم ، فتبرأ منهم وخلهم فقد أعذرت
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî'ye göre ayetteki 'dinim bana, dininiz size' ifadesi, herkesin kendi amelinden ve amelinin karşılığından (sevap-ceza) sorumlu olduğunu belirtir. Bazı müfessirler bunun bir zecr ve engelleme (kâfirleri caydırma) anlamı taşıdığını, bazıları ise kalpleri yumuşatma/gönül alma amacı güttüğünü söylemiştir. Râzî, Mukâtil ve Kelbî'nin bu ayeti kılıç ayetiyle mensuh saydığı görüşünü reddeder; çünkü ayetin anlamı savaşın haramlığını gerektirmediğinden, kılıç ayeti bu ayetin delaletinden hiçbir şeyi kaldırmamıştır.

قال مقاتل والكلبي : هذه الآية منسوخة بآية السيف وهذا بعيد ، لأن شرط الناسخ أن يكون رافعا لحكم المنسوخ ، ومدلول هذه الآية اختصاص كل واحد بأفعاله وبثمرات أفعاله من الثواب والعقاب ، وذلك لا يقتضي حرمة القتال
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre ayetteki ifade, tebliğ, inzar ve Allah'a itaat konusunda kişinin kendi ameline karşılık kendi mükafatını alacağını, şirk günahının cezasının da kendisine ait olacağını, hiç kimsenin başkasının günahından sorumlu tutulmayacağını anlatır. Ayrıca bu ayetin Mücahid, Kelbî, Mukatil ve İbn Zeyd'in görüşüne göre kılıç ayetiyle (Tevbe 5 veya benzeri) nesh edildiği belirtilmektedir.

أي جزاؤه من الشرك مثله أي لا يؤاخذ أحد بذنب الآخر وهذه الآية منسوخة بآية السيف في قول مجاهد والكلبي ومقاتل وبن زيد
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

Verilen ham metin, İbn Kesîr'in bu ayete dair tefsirinden yalnızca 'وقوله تعالى' ve 'وقال' gibi başka ayet ve sözlere atıf yapan bağlaç ifadelerini içermekte; asıl açıklama ve değerlendirme metni bulunmamaktadır. Bu nedenle metnin bu ayet için ortaya koyduğu ana görüş tespit edilememektedir.

كقوله تعالى وقوله تعالى وقال
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'onlardan kimi ona inanır' ifadesi, içten hakikati bildiği halde inatlaşan veya ileride iman edip tövbe edecek olan kimseleri kapsar; 'kimi inanmaz' ifadesi ise aşırı ahmaklığı ve düşünmemesi sebebiyle veya gelecekte küfür üzere ölecek olanları kapsar. 'Benim işim bana, sizin işiniz size' ifadesi ise, hüccet ortaya konduktan sonra onların yalanlamada direnmeleri halinde Peygamber'in onlardan teberri ederek özrünü tamamladığını, herkesin kendi ameli ve karşılığından sorumlu olduğunu ifade eder. Bu ayetteki onlardan yüz çevirme ve yollarını bırakma anlamı taşıması sebebiyle bazı âlimlerce ayetin Sayf (kılıç) ayetiyle nesh edildiği söylenmiştir.

وإن كذبوك وإن أصروا على تكذيبك بعد إلزام الحجة. فقل لي عملي ولكم عملكم فتبرأ منهم فقد أعذرت، والمعنى لي جزاء عملي ولكم جزاء عملكم حقا كان أو باطلا.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Müfessirlerin çoğu ayeti, herkesin kendi ameli ve inancından sorumlu olacağı, kimsenin başkasının günahını yüklenmeyeceği ilkesiyle okur; Peygamber'in tebliğ görevini yerine getirdikten sonra inkarcılardan yüz çevirmesinin meşru olduğu vurgulanır. Ayrıca Taberî, Kurtubî ve Beydâvî gibi müfessirler ayetin kılıç/cihad ayetiyle nesh edilip edilmediği tartışmasına yer verir.

Farklar

Taberî ayetin daha sonra cihad emriyle neshedildiğini benimserken, Râzî bu nesih görüşünü usuli gerekçelerle reddeder ve ayetin anlamının savaşın haramlığını gerektirmediğini, dolayısıyla nesh şartlarının oluşmadığını savunur. Zemahşerî ve Beydâvî konuyu daha çok dil/belağat ve Peygamber'in mazur sayılması açısından ele alırken, Kurtubî nesih meselesini rivayet nakli üzerinden aktarır. İbn Kesîr'in görüşü ise elimizdeki metinde tespit edilememiştir.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî'de nesih görüşü daha doğrudan kabul görürken, sonraki dönemlerde Râzî gibi usul ağırlıklı müfessirler bu görüşü eleştirel biçimde sorgulamış; Zemahşerî ve Beydâvî ise dil tahliline dayanarak ayetin asıl anlamını Peygamber'in tebliğ sorumluluğunu tamamlamış olması üzerinden temellendirmiştir. Bu, tefsir ekollerinin zamanla rivayet nakli yanında dilbilimsel ve mantıksal/usuli çıkarıma daha çok yer vermesiyle ilişkilendirilebilir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, kişinin kendi sorumluluğunu üstlenmesi ve başkalarının tercihlerini zorla değiştirmeye çalışmak yerine sabır ve hoşgörüyle yaklaşması konusunda düşündürücü olabilir. Farklı inanç ve düşüncelere sahip insanlarla ilişkilerde, kendi görevini yapıcı bir tutumla yerine getirip sonucu sabırla beklemek, günümüz toplumsal diyalog ortamı için ilham verici bir tutum olarak değerlendirilebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir