وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَٰحِهَا ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
“And unto Midian (We sent) their brother, Shu'eyb. He said: O my people! Serve Allah. Ye have no other Allah save Him. Lo! a clear proof hath come unto you from your Lord; so give full measure and full weight and wrong not mankind in their goods, and work not confusion in the earth after the fair ordering thereof. That will be better for you, if ye are believers.” — M. M. Pickthall
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre 'bakiyyetullah'ın (Allah'ın bıraktığı helal kazanç) hayırlı olması imana şart bağlanmıştır; çünkü tartıda ve ölçüde eksiltmeyi ve yeryüzünde bozgunculuğu terk etmeleri kendilerine emredilse de bunun tam faydası imanla birlikte sevap kazanılıp azaptan kurtulmakla ortaya çıkar, imansızlıkta ise bu fayda küfrün karanlıklarına gömülmekten dolayı gizli kalır. Bu şart aynı zamanda imanın büyüklüğüne ve önemine dikkat çekmektedir. Ayrıca ayetteki hitabın 'benim söylediklerimde ve size verdiğim öğütte beni doğrularsanız' ya da 'Allah katında kalacak olan salih ameller sizin için daha hayırlıdır' anlamlarına gelebileceği de belirtilmiştir.
قلت لظهور فائدتها مع الإيمان من حصول الثواب مع النجاة من العقاب ، وخفاء فائدتها مع فقده لانغماس صاحبها في غمرات الكفر . وفي ذلك استعظام للإيمان ، وتنبيه على جلالة شأنه
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Râzî'ye göre Medyen kelimesi aslen bir şahıs ismidir, soyu çoğalıp kabilede yayılınca kabile bu isimle anılmış (Temîm ve Kays gibi); su ismi olduğu görüşü de vardır ama şahıs ismi olduğu görüşü daha sahih görülmüştür. Ayrıca Şuayb kavminin ölçü ve tartıda hile yapmaya diğer kötülüklerden daha fazla düşkün olmaları nedeniyle, peygamberlerin adeti üzere önce bu konuda uyarıldıkları belirtilir. Metinde ayrıca 'ölçü ve tartıda eksiltmeyi yasaklama'dan sonra gelen genel 'bahs' (eksiltme) yasağının tekrar olup olmadığı tartışılır ve bunun tekrar olmayıp farklı faydalar içerdiği açıklanır.
والأول كأنه أصح وذلك لأن الله أضاف الماء إلى مدين حيث قال
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî, Medyen isminin bir belde/ülke adı mı yoksa bir kabile adı mı olduğu konusundaki ihtilafları aktarır; kimine göre Medyen, Hz. İbrahim'in oğlu Medyen'in soyundan gelenlerin adı, kimine göre ise şehrin adıdır ve halk bu şehre nispetle anılmıştır. Ayrıca Şuayb'ın nesebi hakkında da çeşitli rivayetleri sıralar ve 'bahs' kelimesinin, malda eksiltme, aldatma, ölçü ve tartıda hile yapma anlamına geldiğini, bunun geçmiş ümmetlerde de peygamberler tarafından yasaklandığını belirtir.
قيل في مدين : اسم بلد وقطر وقيل : اسم قبيلة كما يقال : بكر وتميم وقيل : هم من ولد مدين بن إبراهيم الخليل عليه السلام
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayet, Şuayb'ın kavmini Allah'a tek başına ibadet etmeye çağırmasını ve onlara ölçü ile tartıda eksiklik yapmayı (hile yapmayı) yasaklamasını konu almaktadır. Bu yasaklama, insanların mallarını haksız yere eksiltmemeleri anlamına gelmektedir.
يأمرهم بعبادة الله تعالى وحده لا شريك له وينهاهم عن التطفيف في المكيال والميزان أي لا تنقصوهم أموالهم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî, ayette geçen 'size Rabbinizden bir beyyine (mucize) geldi' ifadesindeki mucizenin ne olduğunun Kur'an'da açıklanmadığını belirtir; Musa'nın asası ve koyunlarla ilgili rivayet edilen olayların bu konuşmadan sonraki bir zamana ait olduğunu, dolayısıyla bunun Musa için bir keramet ya da nübüvvetine bir hazırlık (irhâs) olabileceğini söyler. Ayrıca 'ölçüyü tam yapın' ve 'insanların eşyalarını eksiltmeyin' ifadelerini dilbilimsel açıdan izah eder; 'eşya' kelimesinin genel kullanılmasının, hem büyük hem küçük, hem az hem çok şeyde eksiltme yaptıklarına işaret ettiğini belirtir. Yeryüzünde bozgunculuğun, küfür ve zulüm yoluyla, peygamberler ve şeriatlarla ıslah edilmiş düzenin bozulması olduğunu açıklar.
يريد المعجزة التي كانت له وليس في القرآن أنها ما هي، وما روي من محاربة عصا موسى عليه الصلاة والسلام التنين وولادة الغنم التي دفعها إليه الدرع خاصة وكانت الموعودة له من أولادها، ووقوع عصا آدم على يده في المرات السبع متأخرة عن هذه المقاولة، ويحتمل أن تكون كرامة لموسى عليه السلام أو إرهاصا لنبوته.
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre 'بخس' kelimesi 'noksan bırakmak' anlamına gelir ve ayette mef'ul (bahs edilen nesne) yerine masdar (bahs kelimesinin kendisi) kullanılmıştır. Şuayb (a.s.) Medyen halkına gönderilmiş ve onlara ölçü ve tartıda insanların haklarını eksiltmemelerini, Allah'a ortaksız ibadet etmelerini emretmiştir. Bu emre uymayıp yalanlamaları üzerine Allah onları bulut (zulle) azabıyla helak etmiştir.
وإنما أريد بثمن مبخوس: منقوص، فوضع البخس وهو مصدر مكان مفعول
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetin Şuayb (a.s.)'ın Medyen halkına gönderildiğini, onlara Allah'a tek başına ibadet etmeyi ve ölçü-tartıda hile/eksiltme (bahs) yapmamayı emrettiğini kabul eder. Ölçü-tartıda dürtüstlüğün toplumsal düzenin temel taşı olduğu ve yeryüzünde bozgunculuğun bu hakları çiğnemekle bağlantılı olduğu ortak vurgudur.
Differences
Zemahşerî dil/belağat üzerinden imanın şart oluşuna ve ayetin çok anlamlı okunabilirliğine odaklanır; Râzî 'Medyen' kelimesinin kişi mi yer mi olduğu tartışmasına ve peygamberlerin öncelikle en yaygın kötülüğe (hile) değinme adetine eğilir; Kurtubî isim tartışmalarını ve nesep rivayetlerini daha geniş aktarır; İbn Kesîr sade bağlamsal bir özet sunar; Beydâvî mucizenin mahiyeti ve kıssanın kronolojik tertibiyle ilgilenir; Taberî ise dilbilimsel (masdar-mef'ul) inceleme ile rivayet zincirlerini (İbn İshak, Katade) birleştirir. Bu farklar müfessirlerin yöntemsel önceliklerinden (dil analizi, rivayet, kıssa tarihi) kaynaklanır.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve dil tahliline dayanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî gibi müfessirler belagat ve anlam katmanlarına daha fazla ağırlık vermiştir; Râzî ve Kurtubî ise rivayet çeşitliliğini ve isim/nesep tartışmalarını sistematik biçimde derleyerek önceki birikimi genişletmiştir. Temel mesaj (dürüstlük ve tevhid çağrısı) tüm dönemlerde sabit kalmış, yöntem ve vurgu noktaları zenginleşmiştir.
Modern connection
Bu ayet, ticarette ve günlük ilişkilerde dürüstlüğün imanla iç içe bir değer olduğunu hatırlatır; ölçüde ve tartıda adalet, aslında toplumsal dayanışmanın ve güvenin temelidir. Bugün de emek ve alışverişte ihlas ve dürüstlüğe dayalı bir tutum, hem bireysel ahlakı hem toplumsal huzuru besleyen yapıcı bir çizgi olarak düşünülebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar