كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيْكَ فَلَا يَكُن فِى صَدْرِكَ حَرَجٌ مِّنْهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

“(It is) a Scripture that is revealed unto thee (Muhammad) - so let there be no heaviness in thy heart therefrom - that thou mayst warn thereby, and (it is) a Reminder unto believers.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, ayetteki 'harac' (حرج) kelimesini Arap dilinde 'darlık' (ضيق) anlamına yorumlar; ancak Mücahid, Katade ve Süddî gibi selef alimlerinden gelen rivayetlerde bu kelimenin 'şek/şüphe' anlamına geldiği aktarılır. Taberî bu iki görüşü uzlaştırarak, şüphenin ancak göğüsteki darlıktan ve konuyu doğru yönüyle kavrayamamaktan kaynaklandığını, dolayısıyla ikisinin aynı manaya işaret ettiğini belirtir. Sonuçta Hz. Peygamber'e, kendisine indirilen bu kitapla uyarı görevini yerine getirirken göğsünde darlık/şüphe olmaması ve bu konuda sabretmesi emredilmektedir.

وهذا الذي ذكرته من التأويل عن أهل التأويل هو معنى ما قلنا في الحرج، لأن الشك فيه لا يكون إلا من ضيق الصدر به وقلة الاتساع لتوجيهه وجهته التي هي وجهته الصحيحة. وإنما اخترنا العبارة عنه بمعنى الضيق، لأن ذلك هو الغالب عليه من معناه في كلام العرب
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metinde geçen ifade, söz konusu unsurdan kaynaklanan bir 'şüphe/tereddüt' anlamını taşımaktadır; bu anlam benzer bir örnekle desteklenmektedir.

أي شك منه ، كقوله :
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metinde Râzî, ayetteki 'lam' harfinin neye taalluk ettiği, 'harec' kelimesinin anlamı (göğsün daralması, tebliğde yalanlanma korkusuyla ilgili), Kur'an'ın 'münezzel' (indirilmiş) vasfının hudûsa delalet edip etmediği ve 'zikrâ' kelimesinin i'râbdaki farklı vecihleri gibi çok yönlü dilbilimsel meseleleri ele alır. Kur'an harflerinin mecaz yoluyla inzal ile vasıflanmasının, bu harflerin muhdes ve mahluk olmasıyla çelişmediğini açıklar; harflerin sürekli olmaması meselesine ise Levh-i Mahfuz'daki nakışların melek tarafından okunup semadan arza indirilmesi şeklinde cevap verir. Ayrıca mekân sahibi olduğunu iddia edenlerin bu ayetteki 'min' ve 'ilâ' edatlarına dayanarak istidlal ettiklerini aktarır.

وجوابه : أن الموصوف بالإنزال والتنزيل على سبيل المجاز هو هذه الحروف ولا نزاع في كونها محدثة مخلوقة . والله أعلم . فإن قيل : فهب أن المراد منه الحروف ، إلا أن الحروف أعراض غير باقية بدليل أنها متوالية
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre âyetteki 'harec' (sıkıntı) kelimesi, Peygamber'in tebliğ karşısında göğsünün dar olmaması, kâfirlerin iman etmeyişinden ötürü içine sıkıntı düşmemesi anlamındadır; ona düşen sadece tebliğ ve inzardır, insanların iman veya küfrü kendisinin sorumluluğunda değildir. Mücahid ve Katade'ye göre buradaki 'harec' küfür şüphesi değil, sıkıntı/darlık türünden bir şüphedir. Ayrıca 'zikrâ' kelimesinin îrab yönleri tartışılmış, inzarın kâfirlere, zikrânın ise ondan yararlanan müminlere yönelik olduğu belirtilmiştir.

فظاهره النهي ومعناه نفي الحرج عنه أي لا يضيق صدرك ألا يؤمنوا به فإنما عليك البلاغ وليس عليك سوى الإنذار به من شيء من إيمانهم أو كفرهم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, ayetteki hitabın Peygamber'e yönelik olduğunu ve 'bunda sıkıntı duyma' ifadesinin kendisine indirilen bu Kitabı tebliğ etme ve onunla kâfirleri uyarma konusunda göğsünde bir darlık, bir çekince hissetmemesi anlamına geldiğini nakleder. Mücahid, Katade ve Süddî'den nakledilen görüşe göre bu ifade bir şüpheye işaret ederken, diğer bir görüşe göre bu, tebliğ ve inzar hususunda sıkıntı duymama anlamındadır.

قال مجاهد وقتادة والسدي شك منه وقيل لا تتحرج به في إبلاغه والإنذار به أي أنزلناه إليك لتنذر به الكافرين
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'kitâb' ifadesi mahzuf bir mübtedanın haberi olup sûreyi veya Kur'ân'ı işaret eder. 'Fela yekun fî sadrike haracun minh' ifadesindeki 'harac' şüphe veya tebliğ konusunda yalanlanma korkusundan ya da hakkını yerine getirememe endişesinden kaynaklanan bir sıkıntı olarak açıklanır; buradaki nehiy mübalağa maksadıyla Peygamber'e yöneltilmiştir. 'Litunzira bihî' ifadesi 'ünzile' veya 'lâ yekun' fiiline müteallik olabilir, zira vahyin Allah katından geldiğine kesin inanç inzar konusunda cesaret verir.

فلا يكن في صدرك حرج منه أي شك، فإن الشاك حرج الصدر أو ضيق قلب من تبليغه مخافة أن تكذب فيه، أو تقصر في القيام بحقه، وتوجيه النهي إليه للمبالغة كقولهم: لا أرينك ها هنا.

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler 'harac' kelimesinin merkezinde 'göğüste darlık/sıkıntı' anlamının bulunduğunda ve bunun Hz. Peygamber'in tebliğ ve inzar görevini yerine getirirken şüphe veya çekince duymaması gerektiğine işaret ettiğinde birleşir. Mücahid, Katade ve Süddî'den gelen 'şek/şüphe' rivayeti Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr'de ortak biçimde aktarılır ve genelde darlık anlamıyla uzlaştırılır.

Differences

Taberî rivayet ile dil tahlilini birleştirip iki anlamı (darlık-şüphe) tek bir manaya indirger; Kurtubî benzer şekilde ama tebliğ sorumluluğunun sınırlarına vurgu yapar; İbn Kesîr rivayetleri nakleder fakat kesin bir tercihte bulunmaz. Zemahşerî ve Beydâvî daha çok dilbilimsel/belâgat yönünü öne çıkarır; Beydâvî ayrıca nehyin mübalağa amaçlı olduğunu ve vahyin ilahi kaynağının inzar için cesaret verdiğini ekler. Râzî ise konuyu çok daha genişletip i'râb, edatların taalluku ve Kur'an'ın hudûsu, Allah'ın mekânı gibi kelamî tartışmalara taşır; bu, onun kelamcı yönünün ve dönemindeki itikadi tartışmaların tefsire yansımasının bir göstergesidir.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntemle selef görüşlerini uzlaştırmaya çalışırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî'de dil/belâgat analizi ağırlık kazanmış, Râzî'de ise kelamî-itikadi meseleler tefsire dahil edilerek yorum genişlemiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet metodunu sürdürmekle birlikte önceki dilbilimsel katkıları da harmanlamıştır. Temel anlam (darlık/şüphe) sabit kalmış, ancak izah yöntemleri ve tartışma zemini dönemlere göre genişlemiş veya derinleşmiştir.

Modern connection

Bu ayet, bir kişinin üstlendiği doğru ve yapıcı bir görevi yerine getirirken içine düşebilecek tereddüt ve kaygıları sabırla aşmasının önemine dikkat çekebilir. Aynı zamanda, başkalarının tutumundan bağımsız olarak kendi sorumluluğunu ihlasla yerine getirmenin, insanı iç huzura kavuşturduğu şeklinde düşünülebilir. Bu okuma, eğitim ve toplumsal hizmet gibi alanlarda çalışan kişilerin, sonuç kaygısı yerine görevin hakkını verme çabasına odaklanmasıyla ilişkilendirilebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar