فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ
“But those of them who did wrong changed the word which had been told them for another saying, and We sent down upon them wrath from heaven for their wrongdoing.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayet, Allah'ın kendilerine söylemelerini emrettiği sözü değiştiren kâfirlerden bahsetmektedir; onlara 'hıtta' (bağışlanma dile) demeleri emredilmişken, bunu 'hınta fî şa'îra' (arpa içinde buğday) şeklinde değiştirerek söylemişlerdir. Bu söz değişikliği, emredilenin aksini yapmaları ve söylemeleri gerekenin dışında söz söylemeleri sebebiyle üzerlerine azap gönderilmesinin gerekçesi olmuştur.
فغير الذين كفروا بالله منهم ما أمرهم الله به من القول، فقالوا وقد قيل لهم: قولوا: هذه حطة: حنطة في شعيرة؛ وقولهم ذلك كذلك هو غير القول الذي قيل لهم قولوه.
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre metin, dilbilgisel bir noktaya işaret ederek 'yظلمهم' ifadesinin fiil-i müstakbel olması sebebiyle mahallen mansup olduğunu, 'ما' harfinin de masdar anlamında kullanıldığını belirtir; yani anlam 'bظلمهم' (zulümleri sebebiyle) şeklindedir. Ayrıca bu ayette geçen mana ve hükümlerin Bakara suresinde daha önce ayrıntılı olarak işlendiği hatırlatılır.
مرفوع لأنه فعل مستقبل وموضعه نصب وما بمعنى المصدر أي بظلمهم وقد مضى في البقرة ما في هذه الآية من المعاني والأحكام
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî, bu ayetleri Bakara suresindeki paralel ayetlerle aynı anlamda görür ve buradaki 'köy' ifadesini Beytü'l-Makdis olarak açıklar. Bakara'daki ifadeden farklı olarak burada 'fe' harfinin (sebep bildiren fâ) kullanılmadığını, bunun oturmalarının yemeğe sebep olduğunu belirtmek için Bakara'da zikredilmiş olmasına ve buradaki durumun bağlamdan anlaşılmasına dayandığını açıklar. Ayrıca 'kavlü' ile 've'd-hulû' ifadelerinin sıralamasının anlamda bir tertip zorunluluğu doğurmadığını, aralarındaki 'vav'ın da atıf için olup sıra gerektirmediğini belirtir.
غير أن قوله فكلوا فيها بالفاء أفاد تسبب سكناهم للأكل منها، ولم يتعرض له ها هنا اكتفاء بذكره ثمة، أو بدلالة الحال عليه وأما تقديم قوله قولوا على وادخلوا فلا أثر له في المعنى لأنه لا يوجب الترتيب وكذا الواو العاطفة بينهما
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre A'râf sûresinde 'minhüm' kelimesinin ilave edilmesi, kıssanın başında 'min' lafzıyla yapılan tahsise uygun olması ve sözün sonunun başıyla uyum içinde olması içindir; böylece zalimler ile hidayete erenler aynı kavimden (Musa kavmi) olmak üzere birbirine karşılık gelir. Bakara sûresinde ise zulmün fısk olduğu daha önce açıklandığından, orada bu kelimeye tekrar ihtiyaç kalmamıştır.
فيكون الظالمون من قوم موسى بإزاء الهادين منهم
Comparison
Common ground
Dört müfessir de bu ayeti Bakara suresindeki paralel ayetle karşılaştırmalı okumakta ve meselenin esas olarak dil/belağat düzeyinde (kelime, harf, sıralama, i'rab) çözümlenmesi gerektiğinde birleşmektedir; zulüm ile söz/davranış değişikliği arasındaki ilişki ortak bir zemin oluşturur.
Differences
Taberî rivayet temelli bir kıssa anlatımıyla söz değiştirme olayının içeriğine (hıtta/hınta) odaklanırken, Kurtubî ve Beydâvî daha çok nahiv ve i'rab tahliline, Fahreddin er-Râzî ise ayetler arası lafız uyumu ve tahsis mantığına eğilir; bu farklar tefsir usulündeki rivayet-ağırlıklı yaklaşım ile dilbilimsel/mantıksal yaklaşım arasındaki ekol farkını yansıtır.
Historical context
En eski müfessir olan Taberî'den en yenisi olan Fahreddin er-Râzî'ye doğru, rivayet nakli ağırlıklı yorumdan giderek daha sistematik dilbilimsel ve mantıksal karşılaştırmalı okumaya bir yönelim görülür; ancak temel mesele olan 'sözün değiştirilmesi ile zulüm arasındaki bağ' hep sabit kalmıştır.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, söylenmesi istenen ile söylenenin arasındaki tutarlılığın önemine işaret eder; günümüzde de sözün özüne bağlı kalmak, ihlas ve dürüstlükle ifade etmek, toplumsal güvenin ve dayanışmanın temel bir unsuru olarak görülebilir. Ayrıca metnin farklı surelerdeki ifadelerinin dikkatle karşılaştırılması, ilim ile derinlemesine düşünmenin bir arada yürüyebileceğini hatırlatır.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar