وَلَقَدْ خَلَقْنَٰكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَٰكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ لَمْ يَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ

“And We created you, then fashioned you, then told the angels: Fall ye prostrate before Adam! And they fell prostrate, all save Iblis, who was not of those who make prostration.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, ayette geçen 'sonra sizi şekillendirdik/suretlendirdik' ifadesinin Âdem'in kendisine değil, ondan sonra gelen zürriyetine (çocuklarına) işaret ettiğini, 'yarattık' ifadesinin ise bizzat Âdem'e delalet ettiğini aktarır. Ayrıca İblis'in meleklerden mi yoksa cinlerden mi olduğu konusundaki ihtilafı nakleder; İbn Abbas rivayetine göre İblis, 'Hinn' denilen bir melek zümresinden olup ateşten yaratılmıştır ve adı Hâris idi. Bu görüşü tercih ederken 'ثم' edatının Arap dilinde mutlaka öncesinden sonra gelen bir olayı bildirdiğini, dolayısıyla meleklere secde emrinin insan zürriyetinin yaratılmasından önce olamayacağını delil gösterir.

و (ثم) في كلام العرب لا تأتي إلا بإيذان انقطاع ما بعدها عما قبلها، وذلك كقول القائل: قمت ثم قعدت، لا يكون القعود إذ عطف به ب (ثم) على قوله: (قمت) إلا بعد القيام
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayette geçen yaratma ve şekil verme ifadeleri, insanlığın atası Âdem'e işaret eder; önce çamurdan şekilsiz olarak yaratılmış, sonra kendisine sûret/şekil verilmiştir. Ayetteki 'sizi yarattık, sonra şekillendirdik' hitabı, gerçekte Âdem'in yaratılış sürecini anlatmaktadır.

يعني خلقنا أباكم آدم طينا غير مصور ، ثم صورناه بعد ذلك . ألا ترى إلى قوله : الآية ممن سجد لآدم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metin, 'ثم' kelimesinin gerçek anlamda tehir/gecikme bildirdiğini, ancak ayette hitabın zahiren 'sizi yarattık sonra suretlendirdik' şeklinde olmasına rağmen kastedilenin insanlığın aslı olan Âdem'in yaratılıp suretlendirilmesi olduğunu belirtir. Râzî bu konuda dört görüş nakleder ve Hasan ile Yusuf en-Nehaî'nin görüşünü (yani 'sizi yarattık' ifadesinin gerçekte 'atanız Âdem'i yarattık' anlamına geldiği) tercih ettiğini açıklar. Ayrıca meleklerin Âdem'e secdesi ve İblis'in meleklerden olup olmadığı meselelerini de aktarır.

الأول : أن قوله : أي / خلقنا أباكم آدم وصورناكم ، أي صورنا آدم ( الأعراف : 11 ) وهو قول الحسن ويوسف النخوي وهو المختار ، وذلك لأن أمر الملائكة بالسجود لآدم تأخر عن خلق آدم وتصويره ، ولم يتأخر عن خلقنا وتصويرنا
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette 've lekad halaknâküm sümme savvernâküm' ifadesindeki hitabın kime yönelik olduğu ve 'sümme'nin (sonra) delalet ettiği zaman sırası hakkında birçok görüş nakleder: kimileri bunun Âdem'in yaratılışına, kimileri onun sırtında zürriyetinin yaratılmasına, kimileri ana rahimlerindeki teşekküle işaret ettiğini söyler. Kendisi bu görüşler arasında Mücahid'in rivayetini (insanların Âdem'in sırtında yaratılıp, mîsak alınırken suretlendirilmesi) tercih eder ve Nahhâs'ın da bunu 'en güzel görüş' saydığını belirtir; ayrıca bu görüşü Kur'an'daki diğer ayetlerle (A'râf 172, Mü'minûn 12-14) destekler.

وقيل : المعنى خلقناكم في ظهر آدم ثم صورناكم حين أخذنا عليكم الميثاق هذا قول مجاهد رواه عنه بن جريج وبن أبي نجيح قال النحاس : وهذا أحسن الأقوال يذهب مجاهد إلى أنه خلقهم في ظهر آدم ثم صورهم حين أخذ عليهم الميثاق ثم كان السجود بعد
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'sizi yeryüzünde yerleştirdik' ifadesi, insanın orada yerleşme, ekip biçme ve tasarrufta bulunma imkânına kavuşturulduğunu ifade eder. 'Sizi yarattık sonra sizi şekillendirdik' ifadesi ise gerçekte Âdem'in yaratılıp şekillendirilmesini kastetmekte, bu Âdem'in yaratılması tüm insanlığın yaratılması yerine konularak ya da yaratma ve şekillendirme arasında Âdem'e has bir sıra gözetilerek anlatılmıştır. Meleklere secde emri ve İblis'in bundan istisna edilmesi de bu bağlamda zikredilmiştir.

أي خلقنا أباكم آدم طينا غير مصور ثم صورناه. نزل خلقه وتصويره منزلة خلق الكل وتصويره، أو ابتدأنا خلقكم ثم تصويركم بأن خلقنا آدم ثم صورناه.
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, 'sizi yarattık, sonra size şekil verdik' ayetindeki hitabın Âdem'e yönelik olduğunu, ancak Âdem beşerin babası olduğu için çoğul lafızla ifade edildiğini belirtir. Ayette geçen 'sizi yarattık' ifadesinin zürriyet, 'sonra size şekil verdik' ifadesinin ise Âdem olduğu görüşünü nakleder fakat bu görüşe itiraz eder; çünkü devamındaki ayette Allah meleklere Âdem'e secde etmelerini emretmiştir ki bu, muradın Âdem olduğuna delalet eder.

وهذا فيه نظر لأنه قال بعده فدل على أن المراد بذلك آدم

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetteki 'yarattık, sonra şekillendirdik' hitabının Âdem ile insan zürriyeti arasındaki ilişkiyi anlattığı konusunda hemfikirdir; çoğu, devamındaki meleklerin secdesi ayetini de bağlam olarak kullanır ve 'sümme/sonra' edatının zaman sırası taşıdığını kabul eder.

Differences

Taberî 'yarattık'ı Âdem'e, 'şekillendirdik'i zürriyete bağlarken; Zemahşerî, Beydâvî ve İbn Kesîr tam tersine her ikisini de Âdem'e hasrederek çoğul hitabın ona mecazen yöneltildiğini söyler. Kurtubî ise Mücahid'in rivayetini tercih ederek zürriyetin Âdem'in sırtında yaratılıp mîsak sırasında şekillendirildiği görüşünü benimser; Râzî dört farklı görüşü aktarıp Hasan ve Yusuf en-Nehaî'nin görüşünü tercih eder. Bu ayrışma büyük ölçüde dil/belâgat (sümme edatının fonksiyonu, çoğul-tekil ilişkisi) ile rivayet tercihleri arasındaki yöntem farkından kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî meseleyi ağırlıklı rivayet ve dil kuralına dayandırırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî gibi belâgat odaklı müfessirler bağlamsal/mecazi okumayı öne çıkarır; Râzî ve Kurtubî gibi daha geç dönem müfessirler ise birikmiş görüşleri sistematik biçimde toplayıp karşılaştırarak tercih yapma yöntemini benimser. Temel soru (hitap kime yönelik, sümme neyi ifade eder) sabit kalmış, ancak çözüm yöntemleri dönemler içinde rivayetten dil tahliline ve karşılaştırmalı sentez okumaya evrilmiştir.

Modern connection

Bu farklı okumalar, bir metnin anlaşılmasında dil, bağlam ve nakil arasındaki dengeyi göstererek ilim ile iman arasındaki uyumlu düşünme çabasına örnek olabilir. İnsanın yaratılışındaki aşamalı süreç, sabırla ve emekle şekillenen her gelişimin bir hikmete dayanabileceği düşüncesini hatırlatabilir. Farklı yorumların saygıyla bir arada nakledilmesi, günümüzde de fikir çeşitliliğine hoşgörüyle yaklaşmanın bir örneği olarak düşünülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar