وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
“Never came there unto them a revelation of the revelations of Allah but they did turn away from it.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayet, Allah'ın kendilerine tevhidin doğruluğunu ve Peygamber'in sıdkını gösteren bir ayet/hüccet getirmediğini, müşrik ve kâfirlerin bu delillerden yüz çevirdiklerini, üzerinde düşünüp tefekkür etmediklerini bildirmektedir. Onların bu ayetlerden yüz çevirmesi, Allah'ı bilmemekten ve O'nun kendilerine olan hilm (sabır/erteleme)inden aldanmaktan kaynaklanmaktadır.
وما تجيء هؤلاء المشركين من قريش آية، يعني حجة من حجج الله، وعلامة من علاماته على حقيقة توحيده، وتصديق رسوله، إلا كانوا عنها معرضين، لا يتفكرون فيها، ولا يتدبرونها
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre bu ifade, muhataplara 'sakının/korkun' denildiğinde onların yüz çevirdiklerini anlatmaktadır. Devamında ise bu yüz çevirmenin tek bir olayla sınırlı olmayıp, kendilerine her ayet ve öğüt geldiğinde tekrarlanan sürekli bir tutum, adet haline gelmiş bir davranış olduğu vurgulanmaktadır.
فكأنه قال : وإذا قيل لهم اتقوا أعرضوا . ثم قال : ودأبهم الإعراض عند كل آية وموعظة
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayetteki 'ayet', ay yarılması gibi bir mucize/alamettir; 'min' edatı burada cins için istiğrak, ikinci 'min' ise teb'iz (kısmilik) ifade eder. 'Mu'ridîn' kelimesi 'kânû'nun haberi olup, i'râz; Allah'ın vahdaniyetine, göklerin ve yerin yaratılışına delalet eden ayetlere bakmayı terk etmek anlamındadır. Bu ayetler aynı zamanda Peygamber'in doğruluğuna delil olan mucizelerdir.
والإعراض ترك النظر في الآيات التي يجب أن يستدلوا بها على توحيد الله عز وجل من خلق السماوات والأرض وما بينهما
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ifade, tevhid ve peygamberlerin doğruluğuna delalet eden ayetler/işaretler üzerinedir; ancak muhataplar bunları derinlemesine düşünmezler, kabul etmezler ve onlardan faydalanmazlar.
أي على التوحيد وصدق الرسل أي لا يتأملونها ولا يقبلونها ولا ينتفعون بها
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre ayetteki ilk 'min' istiğrak (kapsamlılık) için, ikincisi ise 'teb'îz' (kısmilik) içindir; yani kendilerine hangi delil, mucize veya Kur'an ayeti gelirse gelsin ondan yüz çevirmektedirler. Kur'an'ı yalanlamaları, tüm ayetlerden yüz çevirmelerinin gereği veya delili olarak sunulmuştur; çünkü Kur'an ayetlerin en büyüğüdür, ona bile yüz çevirdiklerine göre diğerlerinden yüz çevirmeleri daha da tabiidir. Alay ettikleri şeylerin haberleri ise dünyada azap indiğinde, ahirette veya İslam'ın galip gelmesiyle kendilerine gösterilecektir.
من الأولى مزيدة للاستغراق والثانية للتبعيض، أي: ما يظهر لهم دليل قط من الأدلة أو معجزة من المعجزات أو آية من آيات القرآن. إلا كانوا عنها معرضين تاركين للنظر فيه غير ملتفتين إليه.
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler, ayette geçen 'yüz çevirme'nin kendilerine gelen ayetler/deliller (tevhid ve peygamberin doğruluğuna dair mucize, işaret veya Kur'an ayetleri) karşısında gerçekleştiğinde birleşiyor. Ayrıca bu tutumun tek seferlik değil, tekrarlanan, süreklilik arz eden bir davranış olduğu vurgusu ortak bir noktadır.
Differences
Taberî meseleyi daha çok kelâmî bir çerçevede, insanların Allah'ı hakkıyla bilmemesi ve O'nun hilminden yanılgıya düşmesiyle açıklarken; Zemahşerî ifadenin bağlamsal ve süreklilik boyutuna odaklanır. Kurtubî ve Beydâvî ise dil/edat tahliline (özellikle 'min' harflerinin istiğrak-teb'îz işlevine) dayanarak daha teknik bir i'rab analizi sunar; Beydâvî bunu ayrıca Kur'an'ın en büyük ayet olması üzerinden mantıksal bir çıkarımla destekler. İbn Kesîr ise nispeten sade bir bağlamsal okuma tercih ederek fazla dilbilimsel detaya girmez. Bu farklar, tefsir ekollerinin (rivayet ağırlıklı, dil/belâgat ağırlıklı, kelâmî ağırlıklı) yöntem farklılıklarını yansıtır.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî'den (rivayet ve kelâmî yaklaşım ağırlıklı) sonraki dönemlerde Zemahşerî, Kurtubî ve Beydâvî ile birlikte dilbilimsel/edat analizine dayalı daha sistematik bir okuma öne çıkmıştır. İbn Kesîr'in nispeten yalın bağlamsal yorumu ise rivayet tefsiri geleneğinin sürdüğünü gösterir. Temel mesaj -delillere karşı gösterilen ilgisizlik- dönemler boyunca sabit kalmış, ancak bu mesajın nasıl temellendirildiği (dil tahlili, kelâm, bağlam) zamanla çeşitlenmiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, çevremizdeki tabiat olaylarına, ilmi gerçeklere ve öğütlere karşı düşünmeden, sathi bir tutumla yaklaşmanın insanlık tarihinde tekrar eden bir eğilim olduğunu hatırlatabilir. Buradan hareketle, ilim ile iman arasındaki uyumu gözeten, tefekkürü ve derinlemesine düşünmeyi teşvik eden bir yaklaşım benimsemek günümüz için de anlamlı bir ilke olabilir. Bu, kişisel ve toplumsal düzeyde sabırla ve ihlasla öğüt almaya açık olma çabası şeklinde düşünülebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar