وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا۟ أَيْنَ شُرَكَآؤُكُمُ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تَزْعُمُونَ

“And on the day We gather them together We shall say unto those who ascribed partners (unto Allah): Where are (now) those partners of your make-believe?” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayet, Allah'a yalan iftira edenlerin ve O'nun ayetlerini yalanlayanların ne dünyada ne de kıyamet günü hepsinin haşredileceği ahirette kurtuluşa eremeyeceklerini bildirmektedir. Ayette hazfedilmiş bir unsur bulunmakla birlikte, zikredilen kısım muhatapların anlamı bilmesine yeterli olduğundan bu hazif metinde varmış gibi anlaşılır. Müşrikler kıyamet günü toplandıklarında kendilerine, Allah'a ortak koştukları ve O'ndan başka ilah edindikleri varlıkların getirilmesi söylenecektir.

ففي الكلام محذوف قد استغنى بذكر ما ظهر عما حذف. وتأويل الكلام: إنه لا يفلح الظالمون اليوم في الدنيا، ، مردود على المراد في الكلام، لأنه وإن كان محذوفا منه فكأنه فيه لمعرفة السامعين بمعناه.
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayette Allah'a ortak koştukları ilahlar 'nerede?' diye sorulmakta, iki mef'ûl hazfedilmiştir; asıl anlam 'onları ortak zannettiğiniz şeyler' şeklindedir. Bu soru azarlama (tevbih) amacıyla sorulur; müşrikler o an ortaklarını görseler bile, artık kendilerine fayda vermedikleri ve ümit ettikleri şefaat gerçekleşmediği için sanki onlardan gaib kılınmış gibidirler. 'Fitneleri' ifadesi küfürleri anlamına gelir; yani dünyada ısrarla sürdürdükleri, savaştıkları ve övündükleri küfürlerinin sonu, onu inkâr edip ondan teberri etmek ve o dine bağlı olmadıklarına yemin etmek olmuştur; ya da cevaplarının sadece yalan söylemekten ibaret olduğu, bu yüzden buna 'fitne' denildiği de düşünülebilir.

وإنما يقال لهم ذلك على وجه التوبيخ ، ويجوز أن يشاهدوهم ، إلا أنهم حين لا ينفعونهم ولا يكون منهم ما رجوا من الشفاعة . فكأنهم غيب عنهم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayetteki 'şürekâ' kelimesi Kelbî'nin görüşüne göre putlara hizmet eden ve müşriklere çocuklarını öldürmeyi süsleyip güzel gösteren putperest din adamlarını (sedin/hizmetkarları) ifade eder. Râzî ayrıca İbn Âmir'in farklı kıraatini ('zeyyene' meçhul kalıbıyla, 'şürekâihim' mecrur) aktarır ve bu kıraatte takdirin 'şürekâlarının kendi çocuklarını öldürmesi müşriklere süslü gösterildi' şeklinde olduğunu, ancak bunun izafet ile muzâfun ileyh arasına mef'ûlün girmesi bakımından şiirde bile kerih görülen bir kullanım olduğunu belirtir.

وقال الكلبي : كان لآلهتهم سدنة وخدام ، وهم الذين كانوا يزينون للكفار قتل أولادهم ، وكان الرجل يقوم في الجاهلية فيحلف بالله لئن ولد له كذا وكذا غلاما لينحرن أحدهم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, ayette geçen 'zannettikleri şeyler nerede' ifadesinin, müşriklerin Allah'a ortak koştukları putların kendilerine şefaatçi olacağı ve onları Allah'a yakınlaştıracağı iddialarını ifşa etmek amacıyla sorulan bir azarlama sorusu olduğunu belirtir. Bu, gerçek bilgi talep eden bir soru değil, onları rezil eden bir sorudur. Ayrıca 'haşrederiz' ve 'hepiniz' ifadelerinin, kıyamet gününde tüm mahlukatın -tapanlar ve tapılanlar dahil- hesap için toplanmasına işaret ettiğini açıklar.

سؤال إفضاح لا إفصاح أي في أنهم شفعاء لكم عند الله بزعمكم وأنها تقربكم منه زلفى وهذا توبيخ لهم قال بن عباس : كل زعم في القرآن فهو كذب
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayet, kıyamet gününde Allah'ın müşriklere taptıkları putlar ve ortaklar hakkında soracağını anlatır. Hitap edilenler yerin bütün ahalisi olup, cin ve insan, iyi ve kötü herkesi kapsar. Ayrıca müşriklere ve taptıklarına belirli bir yerde durmaları, o yerde müminlerin makamından ayrılıp kendi aralarında toplanmaları emredilir.

أي أهل الأرض كلهم من جن وإنس وبر وفاجر كقوله الآية أي الزموا أنتم وهم مكانا معينا امتازوا فيه عن مقام المؤمنين
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayette müşriklere kıyamet günü ortakları/ilahları sorulur ve bu soru gerçek bir bilgi talebi değil, azarlama (tevbih) amaçlıdır. Müşriklerin fitnesi/küfrü olarak ifade edilen şey, onların dehşet ve hayret içinde bile bile yalan yere 'Rabbimize ortak koşmadık' diye yemin etmeleridir; bu da akıbetlerinden ötürü kurtulma umuduyla söyledikleri boş bir mazerettir.

والمراد من الاستفهام التوبيخ، ولعله يحال بينهم وبين آلهتهم حينئذ ليفقدوها في الساعة التي علقوا بها الرجاء فيها

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin kıyamet günü müşriklerin Allah'a koştukları ortaklar hakkında sorguya çekilmesini konu edindiğini, bu sorunun gerçek bilgi talebi değil azarlama (tevbih) amaçlı olduğunu ve haşrin tapanları da tapılanları da kapsayan kapsamlı bir toplanma olduğunu kabul eder. Ayrıca çoğu, ayetteki hazif ve dilsel unsurları (mahzuf mef'ûl, kıraat farklılıkları) tefsirin temeline koyar.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr bağlamsal ve rivayet temelli bir okumayla ayeti diğer haşir sahneleriyle ilişkilendirirken, Zemahşerî ve Beydâvî belağat inceliğine (hazif, i'rab, kıraat) daha çok eğilir. Râzî ise 'şürekâ' kelimesine Kelbî rivayetiyle özgün bir anlam (putperest din adamları) getirerek farklı bir yorum katmanı ekler. Kurtubî ise İbn Abbas rivayetiyle azarlama vurgusunu netleştirir.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî nakil ve bağlama dayanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dilbilimsel ve kıraat temelli inceliklere daha fazla yer vermiştir; Kurtubî ve İbn Kesîr ise nakil ile bağlamsal okumayı birleştirir. Temel mesaj (hesap günü sorgulama ve azarlama) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntemsel derinlik ve vurgu noktaları farklılaşmıştır.

Modern connection

Bu ayet, insanın güvendiği ve bel bağladığı şeylerin gerçek anlamda fayda sağlayıp sağlamadığını sorgulamaya davet eder; bu da kişinin niyet ve bağlılıklarını ihlasla gözden geçirmesi için bir fırsat olabilir. Aynı zamanda toplumsal hayatta boş vaatlere veya yanıltıcı otoritelere duyulan güvenin sınırlarını hatırlatarak, sağlam bilgi ve vicdanlı muhasebeye dayalı bir tutum geliştirmeye teşvik eder.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar