وَإِن تُطِعْ أَكْثَرَ مَن فِى ٱلْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

“If thou obeyedst most of those on earth they would mislead thee far from Allah's way. They follow naught but an opinion, and they do but guess.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayet, müşriklerin ilâhlarına verdikleri isimler ve onlar için söyledikleri sözlerin kesin bir bilgiye değil sadece zanna dayandığını bildirir. Ayrıca Hz. Peygamber'e, yeryüzündeki insanların çoğuna (o dönemde kâfir ve sapkın olanlara) itaat etmemesi emredilmiştir; çünkü onlar zan ve tahmine dayanarak konuşmakta, gerçek bilgiden yoksun bulunmaktadırlar.

ما يتبع هؤلاء المشركون في هذه الأسماء التي سموا بها آلهتهم إلا الظن بأن ما يقولون حق لا اليقين
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre insanların çoğu, delil ve hüccet olmaksızın, sadece zan ve tahmine dayanarak, atalarının hak üzere olduğunu düşünüp onları taklit etmekte, putlarının şefaatçi olacağına ve şirkin doğru olduğuna kanaat getirmektedir. Bu zan, kendilerine gelen hidayet ve delili terk edip nefislerinin arzusuna uymalarından kaynaklanmaktadır.

وهو ظنهم أن آباءهم كانوا على الحق فهم يقلدونهم يقدرون أنهم على شيء . أو يكذبون في أن الله حرم كذا وأحل كذا
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, müşrik ve kâfirlerin dinlerinde kesin bir delile sahip olmadıklarını, sadece zanna tabi olduklarını ve iddialarında yalancı/tahminci (harrâsûn) olduklarını göstermektedir. Ayrıca kıyası inkâr edenler bu ayeti delil olarak kullanıp, zanna uymanın Kur'an'da kınandığını, kıyasın da zanna dayandığı için haram ve kınanmış olması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Râzî bu istidlali, zannın ancak bir emareye (delile) dayanmadığında zan sayılacağı, emareye dayanan racih itikadın zan olarak isimlendirilemeyeceği şeklinde bir ayrım yaparak reddeder.

المسألة الثانية : تمسك نفاة القياس بهذه الآية . فقالوا رأينا أن الله تعالى بالغ في ذم الكفار في كثير من آيات القرآن بسبب كونهم متبعين للظن ، والشيء الذي يجعله الله تعالى موجبا لذم الكفار لا بد وأن يكون في أقصى مراتب الذم ، والعمل بالقياس يوجب اتباع الظن ، فوجب كونه مذموما محرما
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayette kâfirlerin (müşriklerin) melekleri dişi saydıkları iddiaları, gerçek bir bilgiye dayanmayıp sadece zan ve tahmine (hads ve takdir) dayanmaktadır. Onlar bu konuda kesin bilgi olmaksızın hüküm vermekte, yani 'hars' etmektedirler; bu da yalan söylemeye ve tahmine dayalı bir tutum olarak nitelendirilir. Bu durum onların Allah'tan başkasına ibadetlerinde herhangi bir mazeretlerinin olmadığını göstermektedir.

أي يحدسون ويقدرون ومنه الخرص وأصله القطع قال الشاعر : ترى قصد المران فينا كأنه * تذرع خرصان بأيدي الشواطب
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, İbn Abbas'tan gelen bir rivayete dayanarak bu ayetin, Yahudi ileri gelenlerinden Ka'b b. Esed ve arkadaşlarının Hz. Peygamber'e gelip aralarındaki bir davada kendilerine haksız yere hükmetmesini teklif etmeleri, kabul etmezse iman etmeyeceklerini söylemeleri üzerine indiğini nakleder. Hz. Peygamber bu teklifi kabul etmemiş, bunun üzerine Allah bu ayeti indirmiştir.

اذهبوا بنا إلى محمد لعلنا نفتنه عن دينه فأتوه فقالوا يامحمد إنك قد عرفت أنا أحبار يهود وأشرافهم وساداتهم وإنا إن اتبعناك اتبعنا يهود ولم يخالفونا وإن بيننا وبين قومنا خصومة فنحاكمهم إليك فتقضي لنا عليهم ونؤمن ونصدقك فأبى ذلك رسول الله صلى الله عليه وسلم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre ayette geçen 'yeryüzündekilerin çoğu' ifadesi kâfirleri, cahilleri ya da heveslerine tabi olanları kastetmektedir; bazı görüşe göre ise 'arz' Mekke toprağıdır. Bu kişiler seni Allah'a ulaştıran yoldan saptırırlar, zira sapkın olan genelde ancak sapıklık içeren şeyi emreder. Onların uydukları şey zandan başkası değildir; bu zan, atalarının hak üzere olduğuna dair inançları ya da bozuk görüş ve cahilliklerinden ibarettir; onlar ancak yalan söyler ya da tahmin ve zan üzere hüküm verirler.

يضلوك عن سبيل الله عن الطريق الموصل إليه، فإن الضال في غالب الأمر لا يأمر إلا بما فيه ضلال. إن يتبعون إلا الظن وهو ظنهم أن آباءهم كانوا على الحق

Comparison

Common ground

Taberî, Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî; ayetin kesin bilgi (ilim) yerine zan ve tahmine (hars) dayalı inanç ve sözleri eleştirdiği noktasında birleşir. Çoğu müfessir 'çoğunluğa uymama' emrini, delilsiz ve atalara taklit temelli inançlara karşı bir uyarı olarak okur; dil ve belağat tahlili (özellikle 'zan' ve 'yahrusûne' kelimeleri) bu ortak okumanın temel yöntemi olarak kullanılmıştır.

Differences

Taberî ve Beydâvî ayeti genel olarak kâfir/sapkın çoğunluğa itaat etmeme bağlamında ele alırken, Zemahşerî bunu ataların taklidi ve nefsani arzuya uyma temasıyla derinleştirir. Kurtubî meleklerin dişi sayılması iddiasına odaklanarak filolojik istişhad (şiir beytiyle) sunar. Râzî ise ayeti fıkhi bir tartışmaya, kıyasın hücciyeti meselesine taşıyarak zan-emare ayrımı üzerinden özgün bir istidlal geliştirir. İbn Kesîr ise tamamen farklı bir yöntemle, ayetin nüzul sebebini rivayet yoluyla Yahudi ileri gelenlerinin Hz. Peygamber'den haksız hüküm talebine bağlar; bu diğerlerinden tamamen ayrı bir bağlamsal okumadır.

Historical context

En eski müfessir Taberî'den en yeni Beydâvî'ye kadar ayetin 'zan' vurgusu sabit kalmış, ancak zamanla yorum yöntemleri çeşitlenmiştir: Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı, Zemahşerî ve Kurtubî dil/belağat ağırlıklı, Râzî ise kelâmî-fıkhi tartışmaları ayete dahil ederek daha sistematik bir okuma geliştirmiştir. Bu, tefsir geleneğinin zamanla rivayetten dil tahliline ve oradan disiplinler arası istidlale doğru genişlediğini gösterir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, bilgiye dayanmayan zan ve toptan kabullerin yerine delile ve araştırmaya dayalı bir duruşun önemine dikkat çekebilir; bu da ilim ile iman arasındaki uyumu hatırlatan bir zemin sunar. Ayrıca çoğunluğun her zaman doğruyu temsil etmediği vurgusu, toplumsal meselelerde sağduyulu düşünmeyi ve eğitim yoluyla bilinçli bir tutum geliştirmeyi teşvik eden bir ilham olarak düşünülebilir. Bu bağlam, kişisel ve toplumsal kararlarda sabırlı, araştırmacı bir yaklaşımı önemseyen bir hayat tarzına işaret edebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar