وَتَرَىٰ كَثِيرًا مِّنْهُمْ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَأَكْلِهِمُ ٱلسُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
“And thou seest many of them vying one with another in sin and transgression and their devouring of illicit gain. Verily evil is what they do.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre ayette geçen 'insanların mallarını batıl yolla yeme' ifadesi, Yahudi din adamlarının yazdıkları kitapların (Allah'tan geldiğini iddia ederek) karşılığında para almaları ve hüküm verirken rüşvet (sühte) almaları gibi haksız kazançları kapsar. Bu davranışları sebebiyle Allah onlara daha önce helal olan bazı temiz rızıkları haram kılarak cezalandırmıştır. Ayrıca ayette geçen 'günaha koşma' ifadesindeki 'ism' kelimesinin bazılarına göre küfür anlamına geldiği, Katade'ye göre ise Yahudilerin günah ve düşmanlıkta acele etmelerinin ve haram yemelerinin kötü bir eylem olduğu belirtilmiştir.
وكان من أكلهم أموال الناس بالباطل ما كانوا يأخذون من أثمان الكتب التي كانوا يكتبونها بأيديهم، ثم يقولون: هذا من عند الله، وما أشبه ذلك من المآكل الخسيسة الخبيثة، فعاقبهم الله على جميع ذلك بتحريمه ما حرم عليهم من الطيبات التي كانت لهم حلالا قبل ذلك
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Râzî'ye göre 'ربانيون' ve 'أحبار' kelimeleri, kendilerine itaat edilen iki zümreyi, yani yöneticiler (ولاة) ve âlimleri ifade eder. Ayetin bu tevcihe göre anlamı, Hz. İsa'nın kavmini kendisine kul olmaya değil, Allah'ın emrini uygulayıp O'na itaat ederek melik ve âlim olmaya çağırdığıdır. Kaffâl'e göre ise valiye 'rabbânî' denmesi, tıpkı Rab gibi kendisine itaat edilmesi sebebiyledir ve bu isim ona nispet edilmiştir.
ومعنى الآية على هذا التقدير : لا أدعوكم إلى أن تكونوا عبادا لي ، ولكن أدعوكم إلى أن تكونوا ملوكا وعلماء باستعمالكم أمر الله تعالى ومواظبتكم على طاعته
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî, ayetin (kötülükleri birbirlerine yasaklamamaları) Yahudilerin günah ve zulümde birbirleriyle yarıştıklarını ifade ettiğini belirtir. Ayrıca ayetin, kötülüğü emretmeyip yasaklamayan kimsenin de bu kötülüğü işleyen kimse gibi sayılacağına delalet ettiğini, bunun da özellikle iyiliği emretmeyip kötülükten sakındırmayı terk eden âlimler için bir kınama olduğunu aktarır.
ودلت الآية على أن تارك النهي عن المنكر كمرتكب المنكر فالآية توبيخ للعلماء في ترك الأمر بالمعروف والنهي عن المنكر
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ifade, insanların günahları ve haram fiilleri işlemeye, başkalarına saldırmaya ve onların mallarını haksız yere yemeye koşarcasına yöneldiklerini anlatmaktadır. Metin, kötülüğe yönelmenin acele ve istekli bir şekilde gerçekleştiğini vurgulamaktadır.
أي يبادرون إلى ذلك من تعاطي المآثم والمحارم والإعتداء على الناس وأكلهم أموالهم بالباطل
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 'İçinize girdiklerinde küfürle girip küfürle çıktılar' ifadesi, münafıkların Peygamber'den işittikleri hiçbir şeyden etkilenmeksizin, geldikleri gibi kâfir olarak ayrıldıklarını anlatır. Ayrıca 'yesâriûne fi'l-ismi ve'l-udvân' ifadesindeki günah ve haddi aşma, kendilerine has olan günah ile başkalarına da zarar veren aşırılık olarak ayrı ayrı yorumlanmıştır; 'sühte' yemeleri ise haram yemeyi vurgu amacıyla özel olarak zikreder.
وقد دخلوا بالكفر وهم قد خرجوا به أي يخرجون من عندك كما دخلوا لم يؤثر فيهم ما سمعوا منك، والجملتان حالان من فاعل قالوا وبالكفر وبه حالان من فاعلي دخلوا وخرجوا
Comparison
Common ground
Müfessirlerin ortak vurgusu, ayetin haksız kazanç, günahta acele etme ve kötülüğe engel olmama gibi davranışları kınadığı yönündedir. Taberî, İbn Kesîr ve Beydâvî 'ism ve udvân'ı günaha koşarcasına yönelme olarak yorumlarken, Kurtubî bunu toplumsal sorumluluk (kötülüğü engellememe) boyutuyla ele alır; sühte/rüşvet yeme teması da birkaç müfessirde tekrar eder.
Differences
Taberî rivayet ve tarihsel bağlama (Yahudi din adamlarının rüşvet ve haksız kazancı) odaklanırken, Râzî konuyu dil/belağat düzleminde ele alıp 'rabbânî' ve 'ahbâr' kelimelerinin yönetici-âlim ayrımına dayandırır. Kurtubî ayeti toplumsal/ahlaki sorumluluk ve âlimlerin kötülüğe sessiz kalmaması üzerinden okurken, İbn Kesîr ve Beydâvî daha çok dilbilimsel tahlile yönelip fiillerin anlam nüanslarını (koşuşma, hal cümleleri) inceler.
Historical context
Taberî'nin erken dönem rivayet ağırlıklı yaklaşımı, sonraki müfessirlerde (Râzî, Beydâvî) dil ve belağat analizine evrilmiş; Kurtubî ise rivayeti toplumsal-ahlaki bir çıkarıma bağlayarak aradaki bir konum sunmuştur. Temel tema (haksız kazanç, günahta acele, sorumluluktan kaçış) tüm dönemlerde sabit kalmış, sadece yöntem ve vurgu noktaları (rivayet, dil, toplumsal sorumluluk) değişmiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, haksız kazançtan uzak durmanın ve kötülüğe karşı sessiz kalmamanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu hatırlatabilir. Âlimlerin ve bilgi sahiplerinin toplumu doğruya yönlendirme görevine dair vurgu, ilim ile ahlaki duyarlılığın birlikte yürümesi gerektiğine işaret eder. Bu bağlamda ayet, bireysel ihlas ve toplumsal dayanışma arasındaki dengeye dair ihtiyatlı bir düşünme fırsatı sunar.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar