يُرِيدُونَ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنْهَا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ
“They will wish to come forth from the Fire, but they will not come forth from it. Theirs will be a lasting doom.” — M. M. Pickthall
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre ayette geçen 'mukim/daimi azap' ifadesi birkaç anlama gelebilir: ya ateşe girmenin dışında kalıcı bir azap türüdür, ya münafıkların dünyada iken nifakın verdiği yorgunluk ve ifşa olma korkusundan çektikleri sürekli sıkıntıdır, ya da kıyamet günü ateşe girmelerinden önceki kabir azabıdır. Bu bağlamda insanın hayat, ahiret ve berzah olmak üzere üç hali bulunduğu ve ayetin berzah haline işaret ettiği de nakledilmiştir.
ويجوز أن يريد : ولهم عذاب مقيم معهم في العاجل لا ينفكون عنه ، وهو ما يقاسونه من تعب النفاق ، والظاهر المخالف للباطن ، خوفا من المسلمين وما يحذرونه أبدا من الفضيحة ونزول العذاب إن اطلع على أسرارهم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Râzî, ayette geçen kalıcı azabın münafıkların/kâfirlerin dünyada çektikleri nifak yorgunluğu ve ifşa olma korkusundan başlayıp cehennemdeki ebedî azaba kadar uzanan bir anlam taşıdığını tartışır. Ayrıca ayetin ‘hasr’ ifade edip etmediği, cezanın şart-ceza yapısına mı yoksa belirli bir kişiye mi işaret ettiği ve kalıcı azap ile ebedî azabın aynı şey mi yoksa farklı iki tür azap mı olduğu meselelerini inceler. Bu bağlamda kebîre sahiplerinin ebedî cehennemde kalıp kalmayacağı, şefaatin sadece itaatkarlara mı özgü olduğu gibi kelamî ihtilafları da ele alır.
احتج أصحابنا بهذا الآية على أنه تعالى يخرج من النار من قال ( لا إله إلا الله ) على سبيل الإخلاص . قالوا : لأنه تعالى جعل هذا المعنى من تهديدات الكفار ، وأنواع ما خوفهم به من الوعيد الشديد ، ولولا أن هذا لامعنى مختص بالكفار وإلا لم يكن لتخصيص الكفار به معنى والله أعلم .
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî, ayette geçen 'مقيم' kelimesinin 'dâim, sabit, kalıcı, zeval bulmayan' anlamına geldiğini belirtir. Ayrıca Câbir'den nakille, bu azabın kâfirlere has olduğunu, insanların genel ifadeleri özel, özel ifadeleri de genel saydıklarını, oysa ayetin baştan sona okunduğunda kâfirlere mahsus olduğunun anlaşıldığını aktarır.
فقال جابر : إنكم تجعلون العام خاصا والخاص عاما إنما هذا في الكفار خاصة فقرأت الآية كلها من أولها إلى آخرها فإذا هي في الكفار خاصة و ( مقيم ) معناه دائم ثابت لا يزول ولا يحول
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre ayette geçen ceza, ehl-i nârın azaptan çıkışının ve ondan kurtuluş bulmasının olmadığı, sürekli ve daimi bir azabı ifade eder. Bu görüşünü desteklemek için Hz. Peygamber'den nakledilen, ateş ehlinden birinin dünya dolusu altınla fidye vermeyi teklif etmesine rağmen kabul edilmeyeceğine ve ateşe gönderileceğine dair hadisi zikreder. Ayrıca Enes b. Malik'ten, bazı sahabenin bu ayetlerin sadece kâfirlere mahsus olduğunu vurgulayan bir rivayetini de aktarır.
أي دائم مستمر لاخروج لهم منها ولا محيد لهم عنها وقد قال حماد بن سلمة عن ثابت عن أنس بن مالك قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم يؤتى بالرجل من أهل النار فيقال له يا ابن آدم كيف وجدت مضجعك فيقول شر مضجع
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Bu metne göre ayet, kâfirlerin kıyamet günü azaptan kurtulmak için yeryüzündeki tüm mallarını ve bir o kadarını daha fidye olarak vermek istemelerine rağmen bunun kabul edilmeyeceğini bir temsil yoluyla anlatır. Bu durum, onların azaptan kurtuluşa hiçbir yol bulamayacaklarının bir tasviridir. Devamındaki ayet de ateşten çıkmak istemelerine karşın çıkamayacaklarını ve kalıcı azapla karşılaşacaklarını açıkça belirtir.
والجملة تمثيل للزوم العذاب لهم وأنه لا سبيل لهم إلى الخلاص منه. ولهم عذاب أليم تصريح بالمقصود منه
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ifade, küfür ve nifak ehlinin ateşten çıkmayı istemelerine rağmen çıkamayacaklarını, onlar için kalıcı ve daimî bir azabın bulunduğunu belirtir. İbn Abbas'a atfedilen bir rivayette, Nafi' b. el-Ezrak'ın 'bir kavim ateşten çıkar' iddiasına karşı bu ayetin kâfirler hakkında olduğu ve onların ateş ehli olduğu vurgulanır. Ayrıca Allah'ın rahmetinin gazabını geçtiğine dair hadisler zikredilerek, ateşe günahları sebebiyle girip sonra kalplerindeki iman sebebiyle çıkarılanların bu hükmün dışında olduğu açıklanır.
لهم عذاب دائم ثابت لا يزول عنهم ولا ينتقل أبدا
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler 'mukim' kelimesinin kalıcı, sürekli ve zeval bulmayan bir azabı ifade ettiğinde birleşir. Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr, rivayetlere dayanarak bu azabın kâfirlere/münafıklara mahsus olduğunu, müminlerin bundan istisna tutulduğunu vurgular.
Differences
Zemahşerî ve Râzî azabın mahiyetini (dünyevi nifak sıkıntısı mı, kabir azabı mı, cehennem azabı mı) dil ve bağlam analiziyle çok yönlü tartışırken; Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr daha çok rivayet ve hadislere dayanarak azabın kâfirlere özgü kalıcılığını vurgular. Beydâvî ise ayeti fidye temsili üzerinden belağat açısından okur. Râzî ayrıca kebîre sahiplerinin durumu ve şefaat gibi kelamî tartışmaları da işin içine katar; bu farklılık kısmen dilci/kelamcı yöntem ile rivayet ağırlıklı tefsir geleneği arasındaki yaklaşım farkından kaynaklanır.
Historical context
Taberî gibi erken dönem müfessir rivayete dayalı yorumu öne çıkarırken, Zemahşerî ve Râzî gibi sonraki dönem müfessirler dil, belağat ve kelamî tartışmaları daha sistemli işler; Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet geleneğini sürdürerek dilbilimsel açıklamalarla destekler. Temel mesaj (kalıcı azabın varlığı ve kâfirlere mahsusluğu) dönemler boyunca sabit kalmış, ancak izah yöntemleri ve tartışılan ayrıntılar (kebire meselesi, şefaat, berzah hali gibi) zenginleşerek çeşitlenmiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, sözlerin ve davranışların arkasındaki samimiyetin (ihlas) önemine dikkat çeker; nifakın verdiği iç huzursuzluk teması, günümüzde de dürüstlük ve tutarlılığın kişisel huzur için ne denli değerli olduğunu düşündürebilir. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete getirdiği çok yönlü yaklaşımlar, ilmî meselelerde sabırlı, çok boyutlu düşünmenin ve farklı yöntemlere saygılı bir diyalog kültürünün kıymetini hatırlatabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar