وَٱلَّذَانِ يَأْتِيَٰنِهَا مِنكُمْ فَـَٔاذُوهُمَا فَإِن تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ تَوَّابًا رَّحِيمًا

“And as for the two of you who are guilty thereof, punish them both. And if they repent and improve, then let them be. Lo! Allah is ever relenting, Merciful.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu ayette geçen 'zina eden erkek ve kadın' ifadesinin bir önceki ayette bahsedilen (evli/dul) kadınlardan farklı olarak, evlenmemiş genç erkek ve kadınları (bikreyn) kastettiğini tercih eder. Ayrıca ayette emredilen 'eziyet'in söz ve dil ile ayıplama, kınama şeklinde olduğunu, bunun daha sonra Nur suresindeki had cezası (celde ve recm) ayetiyle nesh edildiğini aktarır. Tövbe edip ıslah olmaları halinde kendilerine eziyetten vazgeçilmesi gerektiğini belirtir.

قال أبو جعفر: وأولى هذه الأقوال بالصواب في تأويل قوله: قول من قال: عني به البكران غير المحصنين إذا زنيا وكان أحدهما رجلا والآخر امرأة
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metin, kendilerinden istenen şeyin muhataplara verilmesi durumunu ifade etmektedir; yani 'onlara isteklerini verdiler/veriniz' anlamındadır.

فأعطوهم طلبتهم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre ayette geçen 'ıslah' fiilden (fuhuştan) sonraki davranışı ifade eder, yani kişinin bundan böyle eziyet ve ayıplamayı terk etmesi kastedilmiştir. Bu hüküm haddlerin inişinden önceydi; haddler nazil olunca bu ayet nesh edilmiştir. 'İ'raz' (yüz çevirme) ile kastedilenin hicret değil, yüz çevirerek terk etme olduğu, bunda önceki günah sebebiyle onları küçümseme bulunduğu belirtilir.

وإنما كان هذا قبل نزول الحدود فلما نزلت الحدود نسخت هذه الآية وليس المراد بالإعراض الهجرة ولكنها متاركة معرض وفي ذلك إحتقار لهم بسبب المعصية المتقدمة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayet, fuhuş işleyen kişilere karşı öncelikle sözlü ve fiziksel bir ceza (azarlama, kınama, ayakkabıyla dövme) uygulanmasını emretmekteydi; bu hüküm sonradan Allah tarafından had (dayak/celde) veya recim cezası ile neshedilmiştir. Ayrıca ayetin kimler hakkında indiği konusunda İbn Abbas, Said b. Cübeyr, İkrime, Ata, Hasan, Süddî ve Mücahid gibi selef alimlerinden farklı görüşler nakledilmiştir; kimileri zina eden erkek-kadını, kimileri evlenmemiş gençleri, kimileri de livata yapan iki erkeği kastettiğini söylemiştir. Tövbe eden kişiye artık kötü sözle eziyet edilmemesi gerektiği, çünkü günahtan tövbe edenin günahsız gibi olduğu vurgulanmıştır.

أي بالشتم والتعيير والضرب بالنعال وكان الحكم كذلك حتى نسخه الله بالجلد أو الرجم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayetteki 'iki kişi' zina eden erkek ve kadını ifade eder; onlara verilecek ceza önce azarlama ve kınama, tövbe edip düzelmeleri halinde ise kendilerinden vazgeçilip gizlenmesidir. Beydâvî, bu cezanın zina hükmünün ilk aşaması olduğunu ve zamanla önce hapis, sonra celde cezasına dönüştüğünü nakleder. Ayrıca bu ayetin öncekinden önce indiği ve öncekinin sevicilik (sihak), bunun ise oğlancılık (livata) ile ilgili olabileceği görüşünü de aktarır.

قيل هذه الآية سابقة على الأولى نزولا وكان عقوبة الزنا الأذى ثم الحبس ثم الجلد. وقيل الأولى في السحاقات وهذه في اللواطين
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre âyetteki 'وَاللَّذَانِ يَأْتِيَانِهَا مِنكُمْ' ifadesinin kimlere ait olduğu hususunda ihtilaf vardır; İbn Abbas ve Mukātil'e göre bu, mü'minlerden ilişki kuranlara (lut ehline benzer bir fiile) yönelik eziyet ve terk emrini anlatır, Ebû Müslim ise bu âyetin zina eden erkek ve kadınlara değil, lifade tesniye olduğu için sadece erkeklere (livâta ehline) has olduğunu savunur. Es-Süddî'ye göre ise bu âyet bekar erkek ve kadınlara, Nur sûresindeki âyet ise evli olanlara (sikâh) racidir.

أن قوله : مخصوص بالرجال ، لأن قوله : { واللذان } تثنية الذكور

Comparison

Common ground

Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî; ayette önce sözlü/hafif bir eziyet-kınama cezasının emredildiğini, bunun daha sonra Nur suresindeki had (celde/recm) ayetiyle nesh edildiğini kabul eder. Ayrıca kimlerin kastedildiği (evli mi bekar mı, zina mı livata mı) konusunda sahabe ve tabiin arasında ihtilaf bulunduğu ortak biçimde nakledilir; tövbe edip ıslah olanlara eziyetin kesilmesi gerektiği de paylaşılan bir husustur.

Differences

Taberî rivayet zincirlerini sıralayıp tercih yaparken, Zemahşerî meseleyi tamamen dil/belağat açısından ele alıp 'isteğin verilmesi' anlamına odaklanır. Kurtubî ıslahı fuhuştan sonraki davranış değişikliği olarak yorumlayıp i'razı hicret değil yüzçevirme şeklinde açıklar. İbn Kesîr cezanın fiziksel yönünü (ayakkabıyla dövme gibi) de nakleder. Beydâvî kıraat farklılığına dayanarak ayetin önceki ayetten önce inmiş olabileceğini ve livataya işaret edebileceğini belirtir. Râzî ise tesniye lafzının cinsiyetine dayanarak ayetin sadece erkeklere (livata ehline) has olabileceği ihtimalini güçlü biçimde tartışır. Bu farklar büyük ölçüde yöntem farkından kaynaklanır: bazıları rivayete, bazıları dile, bazıları fıkhi çıkarıma öncelik verir.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî meseleyi ağırlıklı rivayet temelinde ele alırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî dil tahliline, Kurtubî ve Beydâvî fıkhi/bağlamsal yorum ve nesih tartışmasına, Râzî ise dil ve rivayeti birleştirip daha sistemli bir ihtilaf sunumuna yönelmiştir. Nesih konusundaki temel kabul dönemler boyunca büyük ölçüde sabit kalmış, ancak ayetin kime işaret ettiği ve cezanın mahiyeti konusunda yorum çeşitliliği artmıştır.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, bir topluluğun hata yapan bireylere karşı tutumunun zamanla nasıl olgunlaştığını, sözlü uyarı ve kınamanın bile ölçülü ve tövbeye açık olması gerektiğini hatırlatır. Günümüzde bu, kişisel hatalar karşısında acele yargılamak yerine ıslah ve düzelme fırsatı tanıyan, hoşgörü ve sabrı önceleyen bir yaklaşımla ilişkilendirilebilir. Ayrıca müfessirlerin farklı okuma yöntemlerini birlikte değerlendirmesi, ilim ile derin düşünmenin bir mesele üzerinde nasıl çok yönlü bir anlayış sağladığını gösterir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar