وَمَكَرُوا۟ وَمَكَرَ ٱللَّهُ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَٰكِرِينَ

“And they (the disbelievers) schemed, and Allah schemed (against them): and Allah is the best of schemers.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu ifadeyi 'Allah'ın onlara mekri, verdikleri cevap üzerine bir cezalandırmadır; yoksa Allah'tan gerçek anlamda hile ve alay sadır olmaz, mekr ve alay (cezası) onlara ulaşmıştır' şeklinde açıklar. Ayrıca bazı âlimlerin görüşünü nakleder: buradaki mekr, İsrailoğulları'ndan küfrü açığa vuranların İsa'yı öldürmek için aralarında anlaşıp tuzak kurmalarıdır. Bu bağlamda es-Süddî'den nakledilen rivayete göre, havariler dışarı çıktıklarında topluluğu on dokuz kişi olarak görmüşler, İsa'nın göğe yükseltildiğini öğrenmişler ve aralarında sayıca bir kişi eksik bulup İsa'nın suretini görünce şüpheye düşerek İsa zannettikleri adamı öldürüp çarmıha germişlerdir; bu da Allah'ın onlara olan mekridir.

فلما خرج الحواريون أبصروهم تسعة عشر، فأخبروهم أن عيسى قد صعد به إلى السماء، فجعلوا يعدون القوم فيجدونهم ينقصون رجلا من العدة، ويرون صورة عيسى فيهم فشكوا فيه، وعلى ذلك قتلوا الرجل وهم يرون أنه عيسى، وصلبوه
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre 'Allah hâinlerin en hayırlısı/en güçlüsüdür' ifadesi, Allah'ın tuzağının başkalarının tuzağından daha etkili ve tesir bakımından daha üstün olduğunu ifade eder. Buna alternatif olarak, bu ifadenin sebebi Allah'ın ancak hak ve adalet olanı indirmesi ve sadece hak edeni cezalandırmasıdır.

أي مكره أنفذ من مكر غيره وأبلغ تأثيرا ، أو لأنه لا ينزل إلا ما هو حق وعدل ولا يصيب إلا بما هو مستوجب
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre sihirbazların 'senin bize hükmedeceğin bu (hayat) daha ve (azap açısından da) daha' şeklindeki sözleri, Firavun'un tehdidine karşı verdikleri cevaptır; onun bunu gerçekten uyguladığı ve bunun Allah'tan onlara bir rahmet olduğu ifade edilmektedir. Bu görüşe göre sihirbazlar sabah sihirbaz olarak başlamış, akşam ise şehid olarak hayatlarını tamamlamışlardır.

والظاهر أن فرعون لعنه الله صمم على ذلك وفعله بهم رحمة لهم من الله ولهذا قال ابن عباس وغيره من السلف أصبحوا سحرة وأمسوا شهداء
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre havariler 'bizi şahitlerle beraber yaz' derken, ya Allah'ın birliğine şahitlik edenleri, ya tabilerine şahitlik eden peygamberleri, ya da insanlara şahit olan Muhammed ümmetini kastetmiş olabilirler. Yahudilerden küfrü sezilenler Îsâ'yı gizlice öldürmek için birini görevlendirerek mekr yapmışlar, Allah da Îsâ'yı göğe kaldırıp onu öldürmeye kastedene onun (Îsâ'nın) benzerini göstererek mekrlerine karşılık vermiştir (mekr etmiştir). Allah'a mekr nisbet edilmesi ancak mukabele ve izdivac yoluyla olup, gerçek anlamda değildir.

والمكر من حيث إنه في الأصل حيلة يجلب بها غيره إلى مضرة لا يسند إلى الله تعالى إلا على سبيل المقابلة والإزدواج
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre Allah'ın kâfirlerle 'alay etmesi' ve 'tuzak kurması' O'nun hakkında hakiki alay ve mekr anlamında değil, onların hilelerinin boşa çıkarılması ve dünyada gizledikleri sırların açığa vurulması anlamındadır. Ayrıca kâfirlerin müminlerle istihza etmelerinin zararının kendilerine döneceği ve bunun sonucunda onlara zillet ve hakaretin isabet edeceği belirtilir. Ahirette ise Allah'ın onlara istihza muamelesi, münafıkların cennet kapısından çıkıp cehenneme yönelmeleri ve kapının önlerinde kapanması şeklinde tasvir edilir.

أن ضرر استهزائهم بالمؤمنين راجع عليهم وغير ضار بالمؤمنين ، فيصير كأن الله استهزأ بهم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre 'mâkir' ism-i fâildir ve bazı âlimler bunu Allah'ın isimlerinden sayarak dua ederken 'Ey mâkirlerin en hayırlısı, benim için mekr yap' derler. Peygamber'in de duasında 'Allahım, benim için mekret, aleyhime mekretme' dediği nakledilir. Allah'tan gelen mekr, kulların kendi mekrlerine karşılık, onların bilmediği bir yönden verdiği azap cezasıdır.

اللهم امكر لي ولا تمكر علي

Comparison

Common ground

Taberî, Zemahşerî, Beydâvî, Râzî ve Kurtubî, Allah'a 'mekr' veya 'alay' nispetinin gerçek/hakiki anlamda olmadığı; bunun kâfirlerin/hainlerin tuzaklarına karşılık bir cezalandırma, mukabele veya izdivac (aynı kelimeyle karşılık verme) yoluyla mecazi bir ifade olduğu konusunda birleşirler. Ayrıca İsa kıssasına değinen Taberî ve Beydâvî, havarilerin şüpheye düşmesi ve İsa'nın benzerinin gösterilmesi rivayetinde ortaklaşırlar.

Differences

Taberî ve Kurtubî rivayet ağırlıklı bir yöntemle es-Süddî ve benzeri nakillere dayanırken, Zemahşerî ve Râzî daha çok dil/belağat analizine yaslanarak ifadenin kâfirlerin hilesini boşa çıkarma ve sırlarını açığa vurma anlamına geldiğini vurgular. Beydâvî her iki yöntemi (dil analizi ve rivayet) birleştirerek çok yönlü ihtimaller sunar. İbn Kesîr ise farklı bir bağlamda (sihirbazlar kıssası) rivayete dayanarak konuyu ele alır; Kurtubî'nin Allah'ın isimlerinden biri olarak 'mâkir' ismiyle dua edilmesine dair nakli ise diğerlerinde bulunmayan özgün bir noktadır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet aktarımına ağırlık verirken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî gibi müfessirler dil ve belağat tahliline daha fazla yer vermiş; Beydâvî ve Kurtubî ise bu iki yöntemi birleştirerek daha sistematik bir sentez sunmuştur. Bu, tefsir geleneğinde zamanla rivayet nakline dilbilimsel ve kelami izahların eklenerek çeşitlendiğini gösterir; temel çerçeve (Allah'a mecazi mekr nispeti) ise sabit kalmıştır.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, haksızlık ve hile karşısında sabrın ve ihlasın önemine dair bir düşünceye kapı aralayabilir; zira müfessirler, kötülüğün sonunda kendi failine döneceği fikrini vurgular. Günümüzde de bu, bireyin haksızlığa uğradığında telaşa kapılmadan doğru ve adil olanı gözetmesi, toplumsal ilişkilerde güven ve dürüstlüğü esas alması yönünde ihtiyatlı bir hatırlatma olarak düşünülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar