فَٱسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّى لَآ أُضِيعُ عَمَلَ عَٰمِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ فَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَأُخْرِجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَأُوذُوا۟ فِى سَبِيلِى وَقَٰتَلُوا۟ وَقُتِلُوا۟ لَأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ثَوَابًا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلثَّوَابِ

“And their Lord hath heard them (and He saith): Lo! I suffer not the work of any worker, male or female, to be lost. Ye proceed one from another. So those who fled and were driven forth from their homes and suffered damage for My cause, and fought and were slain, verily I shall remit their evil deeds from them and verily I shall bring them into Gardens underneath which rivers flow - A reward from Allah. And with Allah is the fairest of rewards.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre 've kutilû' / 've kâtelû' okuyuşlarındaki kıraat farklılıkları (tahfif/teşdid) anlamca birbirine yakındır ve her ikisi de kurra arasında yaygın olduğundan doğru kabul edilir; asıl anlam muhacirlerin Allah yolunda hem savaşmaları hem de öldürülmeleridir. Ayrıca 'lâ udî'u amele âmilin minküm' ifadesindeki 'min zeker ev ünsâ' ile erkek ve kadının amelinin karşılıksız kalmayacağı, Ümmü Selême'nin hicrette kadınların zikredilmediğine dair sorusu üzerine bu ayetin nazil olduğu belirtilir. Bu bağlamda âyetin muhtevası, Allah yolunda göç eden, eziyet gören, savaşan ve öldürülenlerin günahlarının bağışlanacağı ve cennetle mükafatlandırılacağı yönünde açıklanır.

حدثنا الحسن بن يحيى، قال: أخبرنا عبد الرزاق، قال: أخبرنا ابن عيينة، عن عمرو بن دينار، قال: سمعت رجلا، من ولد أم سلمة زوج النبي صلى الله عليه وسلم، يقول: قالت أم سلمة: يا رسول الله لا أسمع الله يذكر النساء في الهجرة بشيء، فأنزل الله تبارك وتعالى
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metinde geçen ifade beyân (açıklama) içindir; bu sayede vaad, her iki türü birden kapsayacak şekilde genel kılınmıştır. '{من عمل}' ifadesi ise dünyada amel etmeyi ifade eder ve bu, zâhir olan (görünen/tercih edilen) mânadır.

على التبيين ، ليعم الموعد النوعين جميعا { من عمل } يعني في الدنيا وهو الظاهر
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, müminlerin tövbeyi şart koşmaksızın mutlak olarak günahlarının bağışlanmasını istediklerini ve Allah'ın bu talebi kabul ederek onlara icabet ettiğini gösterir. Buradan hareketle büyük günah sahibinin ateşe girse bile hakir kılınmayacağı ve Allah'ın tövbe olmasa da günahı affedebileceği sonucuna varılır. Ayrıca bu durum, müminlerin şefaatinin bile kabul edilmesinden hareketle Hz. Muhammed'in (sav) büyük günah sahipleri hakkındaki şefaatinin evleviyetle kabul olacağına delil sayılır.

احتج أصحابنا بهذه الآية على أن شفاعة محمد صلى الله عليه وسلم في حق أصحاب الكبائر مقبولة يوم القيامة ، وذلك لأن هذه الآية دلت على أن هؤلاء المؤمنين طلبوا من الله غفران الذنوب مطلقا من غير أن قيدوا ذلك بالتوبة ، فأجاب الله قولهم وأعطاهم مطلوبهم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayette Allah'ın kabulü, kadınların hicret ve amellerinin de erkeklerinki gibi zikredilip mükafatlandırılacağını beyan etmektedir; bu, Ümmü Seleme'nin kadınların Kur'an'da zikredilmediğine dair sorusu üzerine inmiştir. Ayrıca 'bazınız bazınızdandır' ifadesi, din, sevap, hükümler ve yardımlaşma bakımından erkek-kadın eşitliğini; müminlerin birbirinin bir parçası (aynı mezhep/ahlak üzere) olduğunu ifade eder. Hicret, cihad ve öldürülme fiillerinin sırasıyla zikri de tartışılmış, bunun mübalağa, taktim-tehir veya 'قد' takdiri gibi dil incelikleriyle açıklanabileceği belirtilmiştir.

وروى الحاكم أبو عبد الله في صحيحه عن أم سلمة أنها قالت : يا رسول الله ألا أسمع الله ذكر النساء في الهجرة بشيء فأنزل الله تعالى : الآية وأخرجه الترمذي
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayet, kadın-erkek her müminin Allah katında amelinin karşılıksız bırakılmayacağını ve mükâfatta cinsiyet ayrımı olmadığını bildirmektedir. Ayetin, kadınların hicret ve cihad konusunda erkeklerle aynı sevaba nail olup olmadıklarına dair sorularına cevaben, Ümmü Seleme rivayetlerinde nakledildiği üzere indiği aktarılır. Ayrıca muhacirlerin dinleri sebebiyle diyarlarını, dostlarını, akraba ve komşularını terk etmek zorunda kaldıkları ve bu fedakârlığın en yüksek mertebesinin Allah yolunda cihad edip şehit olmak olduğu belirtilir.

قالت أم سلمة يا رسول الله لا نسمع الله ذكر النساء في الهجرة بشيء فأنزل الله تعالى
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre ayetteki 'bazınız bazınızdandır' ifadesi, erkeklerle kadınların iman ve amel karşılığında vaad edilen mükafatta ortak olduğunu belirten ara bir cümledir. Bu görüşe göre âyet, Ümmü Selâme'nin Hz. Peygamber'e Allah'ın hicret konusunda erkekleri anıp kadınları anmadığını sorması üzerine inmiştir. Devamında hicret eden, yurtlarından çıkarılan, eziyet gören, savaşan ve öldürülenlerin amellerinin karşılıksız bırakılmayacağı, günahlarının örtülüp cennete girdirilecekleri açıklanmaktadır.

روي (أن أم سلمة رضي الله عنها قالت: يا رسول الله إني أسمع الله يذكر الرجال في الهجرة ولا يذكر النساء) فنزلت.

Comparison

Common ground

Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî, ayetin Ümmü Selême'nin kadınların hicret/amellerinin Kur'an'da zikredilmediğine dair sorusu üzerine indiğini ve erkek-kadın ayrımı yapılmadan amellerin karşılıksız bırakılmayacağını vurgular. Ayrıca hicret, eziyet, cihad ve şehadetin bağışlanma ve cennetle mükafatlandırılacağı ortak bir tema olarak öne çıkar. Kıraat farklılıklarının (tahfif/teşdid) anlamı değiştirmediği hususunda da Taberî ve Kurtubî yakın değerlendirme yapar.

Differences

Zemahşerî ve Beydâvî daha çok dil/belağat eksenli inceleme yaparak ifadenin beyân işlevine, cümle yapısına odaklanırken; Taberî ve Kurtubî rivayet ile dil analizini birlikte kullanır. Râzî ise ayeti kelami bir tartışmaya taşıyarak tövbesiz günah bağışlanması ve şefaat meselesine bağlar, bu diğerlerinde görülmeyen bir yorum genişletmesidir. İbn Kesîr ise daha sade biçimde rivayete dayanıp fedakârlığın mertebelerine değinir.

Historical context

Taberî gibi erken dönem müfessir rivayet ve dil tahliline ağırlık verirken, Zemahşerî ve Beydâvî gibi sonraki dönem müfessirlerde belağat ve dilbilgisi incelemesi daha sistematik hale gelmiştir. Râzî'nin kelami çıkarımı, tefsir geleneğinde kelam ilminin etkisinin arttığı dönemi yansıtır. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha sonraki müfessirlerde ise rivayet malzemesi zenginleşerek önceki yorumlarla harmanlanmıştır; temel mesaj değişmeden nakil ve gerekçelendirme çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, ilim ve gayretin cinsiyet ayrımı yapılmadan değerli görülmesi fikrini hatırlatır; aile ve toplum içinde herkesin emeğinin kıymetli sayılması bugün de üzerinde durulabilecek bir vurgudur. Ayrıca güçlükler karşısında sabır ve ihlasla yapılan çalışmaların anlam kazanması, günlük yaşamda yapıcı bir tutum geliştirmeye teşvik edici bir çağrışım taşır.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar