وَلَا يَأْتَلِ أُو۟لُوا۟ ٱلْفَضْلِ مِنكُمْ وَٱلسَّعَةِ أَن يُؤْتُوٓا۟ أُو۟لِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلْيَعْفُوا۟ وَلْيَصْفَحُوٓا۟ أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“And let not those who possess dignity and ease among you swear not to give to the near of kin and to the needy, and to fugitives for the cause of Allah. Let them forgive and show indulgence. Yearn ye not that Allah may forgive you? Allah is Forgiving, Merciful.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayet, Ebu Bekir'in İfk hadisesi sonrasında akrabası Mistah'a yaptığı nafakayı kesmeye yemin etmesi üzerine nazil olmuştur; Allah, mal ve servet sahiplerine akrabalarına yardımı kesmeme, affetme ve bağışlama emrini vermiştir. Ayetteki hitap fazl ve genişlik sahibi olanlaradır ve olayın öznesi bizzat Ebu Bekir es-Sıddîk'tir.
وإنما عني بذلك أبو بكر الصديق رضي الله عنه في حلفه بالله، لا ينفق على مسطح، فقال جل ثناؤه: ولا يحلف من كان ذا فضل من مال وسعة منكم أيها المؤمنون بالله، ألا يعطوا ذوي قرابتهم فيصلوا به أرحامهم، كمسطح، وهو ابن خالة أبي بكر
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metne göre âyet, İfk hadisesi sonrası Hz. Ebû Bekir'in Mıstah'a (kızı Âişe'ye iftira eden akrabası) yaptığı yardımı kesme yemininin ardından nazil olmuştur; Allah af ve bağışlamayı emretmiş, Ebû Bekir de 'Allah'ın bağışlanmamı sevmesini istediğini' söyleyerek nafakayı yeniden bağlamıştır. Râzî ayrıca âyetteki 'ye'teli' kelimesinin iki farklı iştikakını (âliyye'den yemin etme, ya da kusur etmeme anlamı) tartışır ve ikincisini tercih eder. Metin ayrıca âyetin Ebû Bekir'in faziletine, mesh (Mıstah'ın günahının mahiyeti) meselesine ve sevapların günahla iptal edilmeyeceği (ıhbat'ın butlanı) konusuna delil olarak kullanıldığını aktarır.
واعلم أنه سبحانه وتعالى لما ذكر القصة وذكر حال المقذوفين والقاذفين عقبها بما يليق بها من الآداب والزواجر
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre bu ayet, Hz. Ebû Bekir'in yeğeni Mistah b. Esâse hakkında yemin edip ona artık nafaka vermeyeceğini söylemesi üzerine nazil olmuştur; Mistah ifk hadisesinde konuşanlardan biri olmuştur ve Ebû Bekir bu yeminden sonra kendisine tekrar nafaka vermeye devam etmiştir. Kurtubî ayrıca bu ayetin, Allah'ın affını umanların başkalarını da affetmesi gerektiğine dair bir kıyas ve delil taşıdığını, Kur'an'daki en ümit verici ayetlerden biri olduğunu aktarır. Ayrıca bu ayetin kazf günahı işleyen kimsenin hicret ve iman vasfının düşmediğine, büyük günahların ancak şirkin amelleri boşa çıkardığına delil olduğunu belirtir.
روى في الصحيح أن الله تبارك وتعالى لما أنزل إن الذين جاؤوا بالإفك عصبة منكم العشر آيات قال أبو بكر وكان ينفق على مسطح لقرابته وفقره : والله لا أنفق عليه شيئا أبدا بعد الذي قال لعائشة فأنزل الله تعالى ولا يأتل أولوا الفضل منكم والسعة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, ayetin İfk hadisesi bağlamında Hz. Ebû Bekir hakkında nazil olduğunu, Mıstah b. Esâse'ye nafaka vermeme yemini üzerine indiğini aktarır. Ayet nazil olunca Ebû Bekir 'Allah'a yemin olsun, bizi bağışlamanı severiz' diyerek eski infakına döndüğünü ve bir daha kesmeyeceğine yemin ettiğini bildirir. Bu olay, Aişe'nin beraatinin inmesinden sonra gerçekleşmiştir ve müfessir bunu çok sayıda hadis rivayetiyle destekler.
وهذه الآية نزلت في الصديق رضي الله عنه حين حلف أن لا ينفع مسطح بن أثاثة بنافعة أبدا بعد ما قال في عائشة ما قال كما تقدم في الحديث فلما أنزل الله براءة أم المؤمنين عائشة وطابت النفوس المؤمنة واستقرت
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre bu ayet, Hz. Ebû Bekir'in İfk hadisesinde iftiraya karışan akrabası Mistah'a artık nafaka vermeyeceğine dair yemin etmesi üzerine nazil olmuştur. Ayet, fazilet ve servet sahibi kimseleri, akraba, yoksul ve muhacirlere yardımı kesmemeye, af ve müsamaha göstermeye teşvik etmekte, Allah'ın bağışlamasını arzu edenlerin başkalarını affetmesi gerektiğini bildirmektedir. Beydâvî bu olayın sonunda Hz. Peygamber'in ayeti Ebû Bekir'e okuması üzerine onun tekrar Mistah'a nafaka vermeye başladığını nakleder.
وأنه نزل في أبي بكر الصديق رضي الله عنه وقد حلف أن لا ينفق على مسطح بعد وكان ابن خالته وكان من فقراء المهاجرين. أولوا الفضل منكم في الدين. والسعة في المال. وفيه دليل على فضل أبي بكر وشرفه رضي الله تعالى عنه.
Comparison
Common ground
Beş müfessir de ayetin İfk hadisesi sonrası Hz. Ebû Bekir'in akrabası Mistah'a nafaka vermeme yeminiyle ilgili nazil olduğunda ve Allah'ın af-bağışlama emri üzerine Ebû Bekir'in yeminden dönerek yardıma devam ettiği rivayetinde birleşiyor; hepsi bunu rivayet zincirleriyle destekliyor.
Differences
Taberî ve Beydâvî kıraat farklılıkları ve dil/iştikak tartışmalarına ağırlık verirken, Râzî 'ye'teli' kelimesinin iştikakını kelamî bir meseleye (ıhbatın butlanı) bağlıyor. Kurtubî ayeti daha çok fıkhi sonuçlara (büyük günahın ameli iptal etmemesi, kazf failinin iman vasfının düşmemesi) taşırken, İbn Kesîr ağırlıklı olarak hadis rivayetlerinin çokluğu ve sıhhatine odaklanıyor; bu farklar müfessirlerin yöntemsel eğilimlerinden (dilci, kelamcı, fakih, muhaddis) kaynaklanıyor.
Historical context
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte temel rivayet ve sebeb-i nüzul sabit kalmış, ancak zamanla tefsire dilbilimsel, kelamî ve fıkhi katmanlar eklenmiş; bu bir değişimden çok, yorumun derinleşerek zenginleşmesini yansıtıyor.
Modern connection
Bu ayet, yakın çevremizdeki hatalara karşı öfkeyle verilen tepkilerin kalıcı küskünlüğe dönüşmemesi, af ve merhametin ilişkileri onarıcı bir güç olarak görülmesi için düşündürücü bir örnek sunar. Kişisel kırgınlıkları aşarak yardımlaşmayı sürdürmek, toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir ahlaki tutum olarak değerlendirilebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar