وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَٰبٌ يَنطِقُ بِٱلْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
“And we task not any soul beyond its scope, and with Us is a Record which speaketh the truth, and they will not be wronged.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayet, Allah'ın hiçbir nefse gücünün yetmeyeceği bir yükümlülük vermediğini, kişiye ancak taşıyabileceği ve kendisine uygun düşen ibadet ve şeriat hükümlerini teklif ettiğini bildirir. Ayrıca yanında bulunan kitabın, kulların dünyada işledikleri hayır ve şerri hiçbir fazlalık ve eksiklik olmaksızın doğru şekilde ortaya koyduğunu belirtir. Sonunda herkesin amelinin karşılığının, iyilik edene iyiliğiyle, kötülük edene kötülüğüyle tastamam verileceği ifade edilir.
ولا نكلف نفسا إلا ما يسعها ويصلح لها من العبادة؛ ولذلك كلفناها ما كلفناها من معرفة وحدانية الله، وشرعنا لها ما شرعنا من الشرائع.
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metinde 'vüs'' kelimesinin anlamı üzerinde iki görüş nakledilir: Mufaddal'a göre bu, güç yetirme (tâkat) anlamındadır; Mu'tezile, Mukatil, Dahhak ve Kelbi'ye göre ise tâkatin altındadır, yani kişinin zorlanmadan kolayca yapabildiği şeydir. İkinci görüşü savunanlar, 'vüs' kelimesinin bu şekilde adlandırılmasının, fiilin kişiye zor gelmeyip genişlemesinden kaynaklandığını delil göstermişlerdir. Mukatil bu görüşe dayanarak, ayakta namaz kılamayanın oturarak, oturamayanın ise îmâ ile kılmasının, kişinin ancak gücünün yettiği kadarla mükellef tutulmasından ileri geldiğini belirtmiştir; Mu'tezile de bu ayeti güç yetirilemeyecek şeyle mükellef tutulmanın (teklif-i mâ lâ yutâk) reddine delil olarak kullanmıştır.
واحتجوا عليه بأن الوسع إنما سمى وسعا لأنه يتسع عليه فعله ولا يصعب ولا يضيق ، فبين أن أولئك المخلصين لم يكلفوا أكثر مما عملوا
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayette geçen 'kitab'ın ne olduğuna dair birkaç görüş nakleder. En açık gördüğü görüşe göre bu, meleklerin yazdığı ve kulların amellerini kaydeden 'ihsâ kitabı'dır; Allah'a izafe edilmesi meleklerin O'nun emriyle yazması sebebiyledir ve bu ifadede zulüm ve haksızlıktan ümit kesilmesine dair bir tehdit vardır. Ayrıca bunun Levh-i Mahfûz veya Kur'an olabileceği görüşlerini de zikreder, ancak ilk görüşü daha açık (öne çıkan) bulur.
أظهر ما قيل فيه : أنه أراد كتاب إحصاء الأعمال الذي ترفعه الملائكة وأضافه إلى نفسه لأن الملائكة كتبت فيه أعمال العباد بأمره فهو ينطق بالحق وفي هذا تهديد وتأييس من الحيف والظلم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre metinde geçen ifade, insanların amellerinin yazıldığı 'kitap' ile açıklanmaktadır. Yani buradaki kitaptan kasıt, amel defteridir.
يعني كتاب الأعمال
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre 'وسعها' ifadesi kişinin gücü ve takatiyle sınırlı bir teklifi anlatır; bu, salihlerin nitelikleriyle amel etmeye teşvik ve bunu nefislere kolay göstermek amacıyla söylenmiştir. 'كتاب' ile Levh-i Mahfûz veya amel sayfası kastedilmiş, bunun hakla, gerçeğe uygun şekilde konuştuğu ve kimseye zulmedilmeyeceği belirtilmiştir. Kâfirlerin kalplerinin ise bu anlatılan hakikatlerden gafil bir dalgınlık içinde olduğu, onların bundan başka kötü ve alışılmış işler yaptıkları açıklanmıştır.
ولا نكلف نفسا إلا وسعها قدر طاقتها يريد به التحريض على ما وصف به الصالحين وتسهيله على النفوس.
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetin iki temel unsurunu ele alır: Allah'ın kişiyi ancak gücünün yettiğiyle yükümlü kıldığı ve amelleri eksiksiz kaydeden bir 'kitab'ın varlığı. Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî 'kitab'ı amel defteri (veya Levh-i Mahfûz) olarak yorumlamada birleşir; hepsi ayette adaletin, zulmün olmayışının vurgulandığını kabul eder.
Differences
Râzî, 'vüs' kelimesinin tâkat mı yoksa tâkatin altında kolay bir güç mü olduğu tartışmasını aktarır; bu fark Mu'tezile'nin teklif-i mâ lâ yutâk reddi gibi kelami kaygılarla, Mukatil'in namaz hükmüne dair fıkhi kıyasıyla bağlantılıdır. Kurtubî 'kitab' için üç ihtimal (ihsâ kitabı, Levh-i Mahfûz, Kur'an) sunup birini tercih ederken, Taberî ve İbn Kesîr daha doğrudan amel defteri yorumuna yönelir; Beydâvî ise buna ek olarak kâfirlerin gafleti temasını işleyerek ayetin bağlamını genişletir.
Historical context
Taberî'nin erken dönem dil temelli açıklayıcı yaklaşımı, sonraki dönemde Râzî'de kelami tartışmalara (Mu'tezile-Ehl-i Sünnet ihtilafı) dönüşmüş, Kurtubî ve İbn Kesîr'de tekrar rivayet ve tercih odaklı bir sadeleşmeye, Beydâvî'de ise özlü dil/belağat analizine evrilmiştir. Temel anlam çerçevesi (güç yetirme ve adil kayıt) sabit kalmış, yöntem ve vurgular müfessirin ekolüne göre çeşitlenmiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, kişiye ancak taşıyabileceği sorumluluğun yüklendiği fikrinin, günlük hayatta sabır ve ölçülü çaba göstermeye teşvik eden bir bakış sunabileceğini düşündürür. Amellerin eksiksiz kaydedildiği vurgusu, ihlasla ve bilinçli bir şekilde iyiliğe yönelmeyi hatırlatan bir ibadet ruhuna işaret edebilir. Böyle bir okuma, insanın gücü ölçüsünde sorumluluk taşıdığı bilinciyle toplumsal dayanışmaya ve yapıcı bir tutuma zemin hazırlayabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar