إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنْ خَشْيَةِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

“Lo! those who go in awe for fear of their Lord.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayette geçen 'işfâk' hâli, kişilerin Allah korkusundan dolayı O'nun rızasını aramada ve itaatinde sürekli ve gayretli olmalarını ifade eder. Mücahid'den nakledilen görüşe göre bu, kulların yapmaları zorunlu olan amelleri işaret eder; Hasan (el-Basrî)'ye de bu ayetin anlamı sorulmuştur.

فهم من خشيتهم من ذلك دائبون في طاعته ، جادون في طلب مرضاته
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayette geçen 'işfâk' kelimesi, korku (haşyet) anlamını içermekle birlikte ona ince bir zayıflık ve titreme hali ekler. Bazı müfessirler haşyet ve işfâkın te'kid için bir arada zikredildiğini, bazıları haşyeti azaptan korkuya, bazıları da işfâkı bu korkunun eseri olan sürekli itaate hamlettiğini söylemiştir. Râzî'nin tercih ettiği görüşe göre ise korkuda işfâk derecesine ulaşan kişi, hem dünyada Allah'ın gazabından hem ahirette azabından son derece korkan ve bu yüzden günahlardan azami ölçüde sakınan kimsedir.

والإشفاق يتضمن الخشية مع زيادة رقة وضعف ، فمنهم من قال : جمع بينهما للتأكيد ، ومنهم من حمل الخشية على العذاب ، والمعنى الذين هم من عذاب ربهم مشفقون ، وهو قول الكلبي ومقاتل
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayette bahsedilen kimseler, iyilik yapmalarına, iman etmelerine ve salih amel işlemelerine rağmen yine de Allah'tan korkan, O'nun kendilerine tuzak kurmasından endişe eden kimselerdir. İyi amel işlemek onlara güven vermez, aksine daha çok korku ve haşyet duymalarına sebep olur.

إن المؤمن جمع إحسانا وشفقة وإن المنافق جمع إساءة وأمنا
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayetler, Allah korkusuyla ürperen, O'nun ayetlerine iman eden, hiçbir şekilde şirk koşmayan ve verdiklerini kalpleri titreyerek veren müminleri tasvir eder. Bu kimselerin kalp titremesi, verdiklerinin kabul edilip edilmeyeceğinden ve gereği gibi yapılıp yapılmadığından duydukları endişeden kaynaklanır. Ayetin sonunda geçen 'yesâriûne fi'l-hayrât' ifadesi, ya taatlere olan şiddetli rağbeti ya da dünyevi hayırlara salih amel karşılığında öne geçmeyi ifade eder.

والذين يؤتون ما آتوا يعطون ما أعطوه من الصدقات، وقرئ «يأتون ما أتوا» أي يفعلون ما فعلوا من الطاعات. وقلوبهم وجلة خائفة أن لا يقبل منهم وأن لا يقع على الوجه اللائق فيؤاخذ به.
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre Allah kâfirleri zikredip onları tehdit ettikten sonra, bunun ardından hayırlarda yarışan müminleri en beliğ vasıflarıyla zikretmiş ve onlara vaadde bulunmuştur. 'Müşfikûn' ifadesi, Allah'ın kendilerini korkuttuğu şeyden korkan ve endişe eden kimseler olarak açıklanmıştır.

خائفون وجلون مما خوفهم الله تعالى

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler 'işfâk' kavramını Allah korkusu/haşyet ekseninde ele alır ve bunun kişiyi ibadet, itaat ve iyi amellere sevk eden sürekli bir hassasiyet hâli olduğunda birleşirler. Ayrıca bu korkunun salih amel işleyenlerde dahi bulunduğu, iyiliğin kişiye güven değil daha çok tevazu ve endişe kazandırdığı vurgusu ortaktır.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr daha çok rivayet zeminine (Mücahid, Hasan el-Basrî) dayanarak işfâkın amel ve endişe boyutunu aktarırken, Râzî dil/belağat tahlili yaparak işfâka 'ince titreme' anlamı katar ve farklı görüşleri (te'kid, azaptan korku, itaatin eseri) karşılaştırmalı sunar. Beydâvî kıraat farklılıkları ve ayetler-arası bağlam üzerinden kalp titremesini kabul endişesine bağlarken, Kurtubî ayetin bağlamını kâfirlere karşı müminlerin vasfı olarak işler; bu farklar dönemsel yöntem farklılıklarından (erken dönem rivayet ağırlıklı tefsir, sonraki dönem dil/kelam ağırlıklı tefsir) kaynaklanır.

Historical context

Taberî'den Kurtubî'ye uzanan süreçte temel anlam (Allah korkusuyla sürekli itaat) sabit kalmış, ancak yorum yöntemi rivayetten dil tahliline ve bağlamsal karşılaştırmaya doğru zenginleşmiştir. Bu, tefsir geleneğinin zamanla farklı ilimlerle (belağat, kıraat, kelam) etkileşime girmesinin bir yansımasıdır.

Modern connection

Bu ayet, kişinin yaptığı iyiliklerle övünmek yerine samimi bir kalp tevazuu içinde olmasını, ihlasla ve sürekli bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesini hatırlatabilir. Günlük hayatta bu tutum, hem ibadetlerde hem toplumsal ilişkilerde alçakgönüllülük ve özenli bir çaba göstermeyi teşvik edebilir. Böylece iyi işler yapmanın kişiyi gevşekliğe değil, daha fazla dikkat ve sorumluluğa sevk etmesi gerektiği fikri günümüz insanı için de anlamlı bir ilke olabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar