ثَانِىَ عِطْفِهِۦ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَنُذِيقُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ
“Turning away in pride to beguile (men) from the way of Allah. For him in this world is ignominy, and on the Day of Resurrection We make him taste the doom of burning.” — M. M. Pickthall
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Râzî, ayetteki kıraat farklılıklarını (ليضل fiilinin bina harekesi ve ونذيقه/أذيقه farkı) ele alır; ياء harfinin ötreli okunuşunun kişinin hem kendisinin saptığını hem başkasını saptırdığını, üstünlük taslayarak insanları peşinden sürüklediğini gösterdiğini, fetha ile okunuşun ise cedelinin sonucunun dalalete varmasının sanki asıl amacıymış gibi ifade edildiğini belirtir. Ardından dünyadaki rezilliğin (Bedir günü öldürülen Nadr b. Haris rivayetiyle veya genel olarak müminlerin kâfirleri lanetleyip cihad etmesiyle) ve ahiretteki azabın kişinin kendi elleriyle kazandıklarının karşılığı olduğunu aktarır. Son olarak Mu'tezile'nin bu ayeti kulun fiillerinin kendi yaratması olduğuna ve Allah'ın onu cebren yaratmadığına delil gösterdiğini nakleder.
فأما القراءة بضم الياء فدلالة على أن هذا المجادل فعل الجدال وأظهر التكبر لكي يتبعه غيره فيضله عن طريق الحق فجمع بين الضلال والكفر وإضلال الغير . وأما القراءة بفتح الياء فالمعنى أنه لما أدى جداله إلى الضلال جعل كأنه غرضه
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre 'ثاني عطفه' ifadesi, kibir ve büyüklenme ile boynunu bükerek Allah hakkında bilgisizce mücadele eden kişiyi tasvir eder; bir görüşe göre bu kişi Nadr b. Hâris'tir, diğer bir görüşe göre ise zikirden ve hakdan yüz çeviren, kibirlenen herkesi kapsayan genel bir ifadedir. Ayrıca 'ليضل' kelimesinin hem kesre hem fetha ile okunabileceği, fetha ile okunduğunda 'akıbet lamı' anlamı taşıyarak mücadelenin sonucunun sapıklık olacağını ifade ettiği belirtilmiştir.
نصب على الحال ويتأول على معنيين : أحدهما روي عن بن عباس انه قال : هو النضر بن الحارث لوى عنقه مرحا وتعظما والمعنى الآخر وهو قول الفراء أن التقدير : ومن الناس من يجادل في الله بغير علم ثاني عطفه أي معرضا عن الذكر
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre âyette geçen ifade, kişinin kendisine hak davet edildiğinde büyüklenerek boynunu bükmesi ve yüz çevirmesini anlatır; bu, İbn Abbas, Mücahid, Katade ve Zeyd b. Eslem'den nakledilen tefsirlerle desteklenir. Ayrıca metinde, bu kibirlenmenin karşılığı olarak dünyada zillet ve horlanmanın verildiği, bunun kişiye kınama ve azarlama amacıyla söylendiği belirtilir.
قال ابن عباس وغيره مستكبر عن الحق إذا دعي إليه وقال مجاهد وقتادة ومالك عن زيد بن أسلم أي لاوي عطفه وهي رقبته يعني يعرض عما يريد إليه من الحق ويثني رقبته استكبارا
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî, kişinin boynunu/omzunu bükmesiyle ilgili tefsirlerde üç görüş nakleder: kibirlenip böbürlenmesi, boynunu çevirmesi (yüz çevirmesi) ve kendisine yapılan davete kulak vermemesi. Bu üç görüşün birbirine yakın anlamlar taşıdığını belirtip, doğru görüşün, Allah'a bilgisizce karşı çıkan kişinin kendisine yapılan davete kibirle yüz çevirmesi ve boynunu bükerek söyleneni dinlememesi olduğunu söyler.
وهذه الأقوال الثلاثة متقاربات المعنى
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre bu ayet, Allah hakkında ilim, hidayet ve aydınlatıcı kitaba dayanmadan tartışan kişiyi tasvir eder; bu kişi kibirlenerek veya küçümseyerek haktan yüz çevirir ve amacı insanları Allah yolundan saptırmaktır. Bu kimseye dünyada rezillik (Bedir'de başına gelen), ahirette ise yakıcı ateş azabı verilecektir; bu ceza işlediği küfür ve günahların karşılığıdır, Allah'ın kullarına zulmetmesinden değildir.
وثني العطف كناية عن التكبر كلي الجيد
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler 'ثاني عطفه' ifadesinin kibirlenerek boyun bükme, haktan yüz çevirme anlamına geldiğinde ve bunun Nadr b. Hâris'e veya genel olarak bilgisizce mücadele eden kibirli kişiye işaret ettiğinde birleşir. Ayrıca dünyadaki rezilliğin ve ahiretteki azabın kişinin kendi kazandığının karşılığı olduğu, kıraat farklarının (özellikle ليضل fiilinin harekesi) anlam üzerindeki etkisi ortak vurgulanan noktalardır.
Differences
Taberî ve Kurtubî rivayet ağırlıklı olup farklı te'vil görüşlerini sıralayıp aralarında tercih yaparken, Râzî dil/belağat tahlilini kelami tartışmaya (Mu'tezile'nin kader-fiil istidlali) bağlayarak daha teorik bir çerçeve sunar. Beydâvî ise özet ve bağlamsal bir okumayla ayetin tarihsel-kevni karşılığına (Bedir) odaklanır. İbn Kesîr ise rivayetleri nakletmekle yetinip azabın kınama amaçlı olduğunu vurgular; kelami tartışmaya girmez.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî ağırlıklı olarak rivayetler arasında tercihe dayanırken, sonraki dönemlerde Râzî gibi müfessirler dil tahlilini kelami tartışmalarla (kader-fiil meselesi) derinleştirmiş, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet-dirayet dengesini korumuş, Beydâvî ise özetleyici bir sentezle önceki birikimi kısaca aktarmıştır. Temel anlam (kibirli yüz çevirme) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntemsel derinlik ve vurgular değişmiştir.
Modern connection
Bu ayet, bilgiye dayanmadan büyüklenerek hakikate sırt çevirmenin kişisel ve toplumsal bir tutum sorunu olduğunu hatırlatır; ilim ile tevazuun bir arada bulunmasının önemine işaret eder. Günümüzde de kibirden uzak durup öğrenmeye açık olmak, ilim ve iman arasında uyum arayışını beslemesi bakımından değerli bir düşünme fırsatı sunabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar