ٱلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِّلَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

“The Sovereignty on that day will be Allah's, He will judge between them. Then those who believed and did good works will be in Gardens of Delight,” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî bu bölümde 'حاش لله' ifadesinin farklı kıraat vecihlerini (tenvinli, elifli/elifsiz, sakin şın ile) ele alır ve bu lafzın 'براءة لله' gibi tam isimleşmiş bir kelimeye kıyasla neden tenvinsiz kullanıldığını açıklar; bunun sebebini kelimenin aslen harf (edat) olmasına, isimliğinin arızî olmasına bağlar. Anlam olarak ifadenin, Allah'ı acizlik sıfatlarından tenzih etmeyi ve O'nun bu denli güzel bir mahluk yaratmaya kadir olmasına duyulan hayreti/taaccübü ifade ettiğini belirtir.

والمعنى : تنزيه الله تعالى من صفات العجز ، والتعجب من قدرته على خلق جميل مثله
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'yevme izin' (o gün) ifadesindeki tenvin, o günün kıyamet günü olduğuna ve o günde Allah'tan başka mülk sahibi bulunmadığına delalet eder; dünya günlerinden farklı olarak o gün hüküm yalnızca O'na aittir ve bu durum insanları O'na isyandan alıkoyan bir uyarı niteliğindedir. Ardından Allah'ın aralarında nasıl hükmedeceği açıklanır: müminler nimet cennetlerine, kâfirler ise alçaltıcı azaba sevk edilecektir.

فإن قيل التنوين في يومئذ عن أي جملة ينوب ؟ قلنا تقديره : الملك يوم يؤمنون أو يوم تزول مريتهم لقوله تعالى
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, ayetteki 'yevmeizin' ifadesinin öncelikle kıyamet gününü kastettiğini, o gün mülkün yalnızca Allah'a ait olup ne bir ortağının ne de bir engelleyicisinin bulunmadığını belirtir. Ardından kendi görüşü olarak, bu ifadenin Bedir gününe de işaret edebileceği ihtimalini öne sürer; zira o günde de kâfirlerin helaki ve müminlerin saadeti hükme bağlanmıştır.

قلت : وقد يحتمل أن تكون الإشارة ب يومئذ ليوم بدر وقد حكم فيه بإهلاك الكافر وسعادة المؤمن
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre kâfirlerin içinde bulunduğu 'mirye' (şüphe), Kur'an'dan, Rasûl'den veya şeytanın ümniyyesine kattığından kaynaklanan bir şüphedir; bu şüphe ancak kıyametin gelmesi, kıyamet alametleri veya ölüm ile ya da 'akîm gün' denen savaş günüyle (Bedir günü gibi) son bulur. 'Akîm gün' ifadesi, o günde erkeklerin öldürülüp kadınların kısırlaşmış gibi kalmasından, savaşçıların soyunun kesilmesinden veya o günde onlar için hiçbir hayır bulunmamasından dolayı böyle adlandırılmıştır; bazı görüşe göre ise bu, meleklerin savaşacağı benzersiz bir kıyamet günüdür. 'Mülk o gün Allah'ındır' ifadesindeki tenvin, gayenin delalet ettiği cümlenin (şüphelerinin zail olacağı gün) yerine geçmektedir ve hüküm hem müminleri hem kâfirleri kapsar, bu da devamındaki ayetle detaylandırılmıştır.

أو يأتيهم عذاب يوم عقيم يوم حرب يقتلون فيه كيوم بدر، سمي به لأن أولاد النساء يقتلون فيه فيصرن كالعقم، أو لأن المقاتلين أبناء الحرب فإذا قتلوا صارت عقيما

Comparison

Common ground

Zemahşerî hariç diğer üç müfessir 'yevmeizin' ifadesindeki tenvinin bir güne (kıyamet veya benzeri bir hüküm günü) işaret ettiği konusunda birleşir; Râzî, Kurtubî ve Beydâvî o günde mülkün yalnızca Allah'a ait olduğunu ve hükmün müminler-kâfirler arasında ayırıcı biçimde tecelli edeceğini vurgular. Dil/belağat tahlili (kıraat, tenvin, sarf-nahiv) tüm müfessirlerin ortak yöntemsel zeminidir.

Differences

Zemahşerî konuyu tamamen farklı bir ayet bağlamında ('حاش لله') ele alıp dilbilimsel istidlale odaklanır. Râzî tenvini doğrudan kıyamet gününe bağlarken, Kurtubî buna ek olarak rivayet desteğiyle Bedir günü ihtimalini de gündeme getirir. Beydâvî ise 'akîm gün' kavramını etimolojik ve mecazi açıdan genişçe işleyerek hem savaş günü hem kıyamet yorumunu bir arada sunar; bu farklar müfessirlerin yöntem tercihinden (salt dil analizi/bağlamsal okuma/rivayet destekli fıkhi çıkarım) kaynaklanır.

Historical context

Daha erken dönem müfessirlerden Zemahşerî'nin dilbilimsel titizliği, sonraki müfessirlerde de sürmüş; Râzî ve Kurtubî bağlamsal-teolojik yorumu öne çıkarırken, daha sonraki Beydâvî bu birikimi özetleyerek çok yönlü bir sentez sunmuştur. Temel anlam çerçevesi (Allah'ın mutlak hükümranlığı, tenzih ve hayret vurgusu) sabit kalmış, farklılıklar detay ve örneklerde belirmiştir.

Modern connection

Bu farklı okumalar, Allah'ın kudretine duyulan hayret ve O'nun mutlak hükümranlığı karşısında insanın acziyetini fark etmesinin, kişide hem ilmî merakı hem de ibadet ruhunu besleyebileceğini hatırlatır. Şüphe ve tereddütlerin zamanla ve sabırla giderilebileceği fikri, günümüzde de bilgi ile iman arasında sağlıklı bir denge kurmaya, aceleci yargılardan uzak durmaya teşvik edici bir çağrışım taşıyabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar