فَفَهَّمْنَٰهَا سُلَيْمَٰنَ وَكُلًّا ءَاتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَٱلطَّيْرَ وَكُنَّا فَٰعِلِينَ
“And We made Solomon to understand (the case); and unto each of them We gave judgment and knowledge. And we subdued the hills and the birds to hymn (His) praise along with David. We were the doers (thereof).” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî, Enbiyâ suresindeki koyunların ekini yediği kıssayla ilgili olarak, Davud ve Süleyman'a hüküm (nübüvvet) ve ilim (Allah'ın hükümleriyle ilgili bilgi) verildiğini belirtir. Bu bağlamda Şüreyh'in bir davasında koyunların gündüz mü gece mi zarar verdiğine göre hüküm verdiğini nakleder; gündüz olursa hayvan sahibi sorumlu değil, gece olursa tazminle sorumlu tutulur. Ayrıca Süleyman'ın bu meselede doğru anlayışa (fehm) ulaştığı, bunun Davud'dan farklı olarak ona verildiği aktarılır.
جاء رجلان إلى شريح، فقال أحدهما: إن شياه هذا قطعت غزلا لي، فقال شريح: نهارا أم ليلا؟ قال: إن كان نهارا فقد برئ صاحب الشياه، وإن كان ليلا فقد ضمن
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayet bağlamında ekin/davar meselesini ele alarak şeriatımızdaki hükmü açıklar: Bahçe sahiplerinin gündüz bahçelerini korumaları, gece verilen zararların ise davar sahiplerine tazmin ettirilmesi gerektiğini belirtir. Ardından Davud ve Süleyman'ın hükümleri arasındaki farkı tartışır; bazı âlimlere göre Davud hata etmiş Süleyman isabet etmiştir, bazılarına göre ise ikisi de içtihatla hükmetmiş ve peygamberlerin içtihatta bulunması aklen mümkündür. Ayrıca müçtehitlerin hükümlerinde hakkın tek görüşte mi yoksa her müçtehidin isabetli mi olduğu meselesini Mâlik'in görüşleri çerçevesinde aktarır.
فقضى رسول الله صلى الله عليه وسلم أن على أهل الحوائط حفظها بالليل وأن ما أفسدت المواشي بالليل ضامن على أهلها
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, Hz. Davud'un davayı koyun sahiplerine ekini telef etme karşılığı koyunları ekin sahibine vermek şeklinde hükmettiğini, Hz. Süleyman'ın ise farklı bir çözüm önerdiğini aktarır: koyunlar bağ/ekin sahibine verilip sütü ve faydasından yararlanılır, koyun sahipleri de ekini eski haline getirinceye kadar onu ıslah eder, sonra herkes kendi malına geri kavuşur. Bu çözümün Süleyman'ın üstün hikmetine (فهمناها سليمان) işaret ettiği, ayrıca Şüreyh'in bu kıssaya dayanarak zarar gündüz mü gece mi olduğuna göre hüküm verdiği nakledilir.
قال سليمان لا بل تؤخذ الغنم فيعطاها أهل الكرم فيكون لهم لبنها ونفعها ويعطى أهل الغنم الكرم فيعمروه ويصلحوه حتى يعود كالذي كان ليلة نفشت فيه الغنم ثم يعطى أهل الغنم غنمهم وأهل الكرم كرمهم
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî, Davud ve Süleyman'ın davarların ekini ifsad etmesi hâdisesindeki hükümlerinin her ikisinin de vahiyle olduğunu, ancak Davud'un hükmünün Süleyman'ın hükmüyle nesholunduğunu belirtir. Bir başka görüşe göre ise her ikisi de içtihat etmiş, fakat Süleyman'ın içtihadı doğruya daha yakın çıkmıştır. Davud'un hükmünde koyunların zarar mukabilinde mağdura teslim edilmesi, Süleyman'ın hükmünde ise mülkiyet değişmeksizin koyunlardan yararlanma hakkının, ekinden faydalanmanın kaybı karşılığında verilmesi ve zarar giderilince karşılıklı iadenin öngörülmesi söz konusudur.
حكما جميعا بالوحي ، إلا أن حكومة داود نسخت بحكومة سليمان
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Râzî, Dâvûd ve Süleyman peygamberlerin ekin/koyun davasında verdikleri farklı hükümlerin nassa değil ictihada dayanmasının daha racih olduğunu belirtir. Bu görüşünü, Dâvûd'un hükmünü kesinleştirmeden önce Süleyman'dan başka bir görüş işitmesi ve eğer herkes isabet etmiş olsaydı Süleyman'a has bu anlayışın bir faydası olmayacağı gerekçelerine dayandırır. Ayrıca İbn Abbas'tan nakledilen içtihat yönteminin ayrıntısını da aktarır.
الاجتهاد أرجح لوجوه
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî, Davûd ile Süleyman'ın ekin/bağ meselesinde hüküm verdiklerini, koyunların geceleyin ekini otlattığını aktarır. Rivayete göre Davûd koyunları ekin sahibine vermeye hükmetmiş, on bir yaşındaki Süleyman ise daha uygun bir çözüm önererek koyunların sütü ve yünüyle yararlanılmasını, ekinin de eski haline dönene kadar koyun sahiplerince işletilmesini söylemiştir. Beydâvî bunun ictihada dayandığını, her iki hükmün de birer fıkhi görüşe (Ebû Hanîfe ve Şâfiî) benzediğini belirtir.
روي أن داود حكم بالغنم لصاحب الحرث فقال سليمان وهو ابن إحدى عشرة سنة: غير هذا أرفق بهما
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler kıssayı aynı çerçevede aktarır: Davud ile Süleyman'ın koyunların ekini telef etmesi davasında farklı hükümler verdiği, Süleyman'ın çözümünün (koyunlardan yararlanma, ekinin ıslahı, sonra karşılıklı iade) daha isabetli/hikmetli bulunduğu ve bu farkın 'fehimnâhâ Süleyman' ifadesiyle ilişkilendirildiği konusunda birleşirler. Ayrıca Şüreyh'in bu kıssaya dayanarak zararın gece mi gündüz mü olduğuna göre hüküm verdiği rivayeti neredeyse ortak bir unsur olarak nakledilir.
Differences
Temel ayrışma, Davud ve Süleyman'ın hükümlerinin vahye mi yoksa içtihada mı dayandığı noktasındadır: Zemahşerî her ikisinin de vahiyle hükmettiğini fakat birinin diğeriyle nesholunduğunu aktarırken, Râzî ve Kurtubî içtihat ihtimalini daha güçlü bulur ve peygamberlerin içtihatta bulunabileceği meselesini tartışır. Beydâvî de içtihada dayandığını belirtip hükümleri fıkhi mezheplerle (Ebû Hanîfe-Şâfiî) kıyaslar. Bu farklar, tefsir yönteminin rivayet ağırlıklı (Taberî, İbn Kesîr) mi yoksa fıkhi-usul ağırlıklı (Kurtubî, Râzî, Zemahşerî, Beydâvî) mi olduğuyla ilişkilidir; ayrıca Mu'tezilî bir kelamcı olan Zemahşerî'nin nesh yaklaşımı ile diğerlerinin içtihat tartışmasındaki usul farkı ekolsel bir izdüşüm taşır.
Historical context
En erken dönem müfessiri Taberî meseleyi büyük ölçüde rivayet aktarımıyla sınırlı tutarken, sonraki müfessirlerde (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) konunun fıkıh usulü tartışmasına -içtihat, nesh, müçtehidin isabeti gibi meselelere- doğru genişlediği görülür. İbn Kesîr ise yine rivayet ağırlıklı bir çizgide kalarak erken dönem yöntemine yakın durur. Bu, tefsir geleneğinin zamanla fıkıh usulü tartışmalarıyla daha içli dışlı hale geldiğini gösterir; kıssanın özü ve sonucu değişmemiş, yalnızca yorumlama çerçevesi zenginleşmiştir.
Modern connection
Bu kıssa, aynı meseleye farklı derinlikte akıl yürütmenin meşru bir çeşitlilik olabileceğini, önemli olanın adil ve yapıcı bir çözüme ulaşma çabası olduğunu düşündürebilir. Süleyman'ın hem tarafların hakkını gözeten hem de kaynakların israf edilmediği çözümü, ilim ve hikmetin adaleti nasıl daha bütüncül kılabileceğine dair bir örnek sayılabilir. Bu bağlamda ayet, meseleleri çözerken sabırla düşünmenin ve farklı bakış açılarına açık olmanın kıymetine dair ihtiyatlı bir hatırlatma olarak okunabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar