لَا تَرْكُضُوا۟ وَٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَآ أُتْرِفْتُمْ فِيهِ وَمَسَٰكِنِكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْـَٔلُونَ

“(But it was said unto them): Flee not, but return to that (existence) which emasculated you and to your dwellings, that ye may be questioned.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayetteki hitap, dünyada azaba uğrayan ve Allah'a isyan eden ümmetlere, kaçmayıp içinde bulundukları nimetlere (yaşayışları ve meskenlerine) geri dönmelerinin söylenmesiyle alay ve azarlama anlamı taşır. 'Lealleküm tüs'elûn' ifadesinin anlamında ihtilaf edildiğini belirtir: bir görüşe göre bu 'anlarsınız/kavrarsınız' demektir, diğer görüşe göre ise alay ve istihza yoluyla dünyalarından bir şey sorulması kastedilmiştir.

وقال آخرون: بل معناه: لعلكم تسألون من دنياكم شيئا على وجه السخرية والاستهزاء
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre 'irciû' sözünün söyleyeni açıkça belirtilmemiştir; bu söz meleklerden, müminlerden veya Allah'ın kendisinden gelebilir. İfade, kâfirlere alaylı ve azarlayıcı bir üslupla söylenmiş olup, onları eski nimetlerine, meclislerine ve efendilik konumlarına 'geri dönmeye' çağıran; ama gerçekte bunun artık mümkün olmadığını ima eden bir tehekküm (alay) ifadesidir.

والإتراف : إبطار النعمة وهي الترفة تهكم بهم وتوبيخ ، أي : ارجعوا إلى نعيمكم ومساكنكم لعلكم تسئلون غدا عما جرى عليكم ونزل بأموالكم ومساكنكم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'irciû' (dönün) emri sözünün söyleyeni belirsizdir ve bu meleklerden bir kısmı, müminler, ya da Allah'ın bizzat kendisi olabilir; söz meleklere ilham edilmiş de olabilir. Ayetteki 'irciû ilâ mâ utriftüm fîh' ifadesi alaycı bir azarlama (tehekküm ve tevbih) niteliğindedir ve bu ifadenin dört farklı yorumlanma imkânı bulunur: mallarına dönüp başlarına geleni bildirmeleri, eski meclislerine dönüp hizmetçilerinin emir beklemesi, halkın onlardan yardım istemesi ya da kendilerine gelen dilekçilerin/ümitlilerin talepleri anlamında olabilir.

أما قوله تعالى : فهو تهكم بهم وتوبيخ ، ثم فيه وجوه : أحدها : أي ارجعوا إلى نعمكم ومساكنكم لعلكم تسألون غدا عما جرى عليكم ونزل بأموالكم ومساكنكم فتجيبوا السائل عن علم ومشاهدة
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre 'lâ terkudû' ifadesi 'kaçmayın' anlamındadır; bir görüşe göre melekler, hezimete uğrayan kâfirlere alay ederek 'içinde şımardığınız nimetlerinize ve içinde bulunduğunuz konaklara dönün' diye seslenmiştir. Bu çağrının, dünyalarından bir şey isteyip isteyeceklerini sorgulayan alaycı bir hitap olduğu belirtilir. Bir başka görüşe göre ise bu nida, kendilerine gönderilen peygamberi öldürmelerinden dolayı Allah'ın düşmanlarını üzerlerine musallat ettiğini anladıkları anda söylenen 'peygamberlerin kanının intikamı' çağrısıdır.

وإنما أترفهم الله عز وجل كما قال : وأترفناهم في الحياة الدنيا أي لعلكم تسألون شيئا من دنياكم استهزاء بهم قاله قتادة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'geri dönün' emri, azap iner ve helak gerçekleşirken meleklerin veya söyleyenin onlarla alay etmesi (tehekküm) amacıyla söylenmiştir; onlara kaçmayın, sahip olduğunuz nimete, sevince, geçim ve güzel meskenlere geri dönün denilmiştir. Bu sözün gerçek bir davet değil, azaba maruz kalanları küçümseyen istihzâî bir hitap olduğu belirtilmiştir.

هذا تهكم بهم نزرا أي قيل لهم نزرا لا تركضوا هاربين من نزول العذاب وأرجعوا إلى ما كنتم فيه من النعمة والسرور والمعيشة والمساكن الطيبة قال قتادة استهزاء بهم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet, zulmeden nice memleketin helak edildiğini ve yerlerine başka toplulukların getirildiğini anlatır. Azabı hissettiklerinde kaçmaya çalışanlara alaycı bir üslupla 'kaçmayın, içinde şımardığınız nimetlere ve meskenlerinize dönün' denilmiştir. Bu geri çağırışın amacı, ya hesaba çekilecekleri ya da azap görecekleri, ya da önemli işlerde kendilerine danışılacağı ihtimaline dayandırılır.

فلما أحسوا بأسنا فلما أدركوا شدة عذابنا إدراك المشاهد المحسوس

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler 'irciû' (dönün) çağrısının gerçek bir davet olmadığı, azaba uğrayan/kaçan topluluklara yönelik alaycı-azarlayıcı (tehekküm ve tevbih) bir üslup taşıdığı konusunda birleşir. Ayrıca 'utriftüm fîh' ifadesinin eski nimetler, meskenler ve konumlara işaret ettiği ve bu geri dönüşün artık imkânsız olduğunun ima edildiği ortak vurgudur.

Differences

Zemahşerî ve Râzî, sözün kim tarafından söylendiği konusunda (melekler, müminler, Allah) birden fazla ihtimali dil/belağat analiziyle tartışırken, Taberî ve Kurtubî rivayet nakline (İbn Abbas, Mücahid, Katade) daha çok yer verir. Râzî ayrıca 'irciû' ifadesine dört farklı anlam ihtimali sunarak Zemahşerî'nin yorumunu genişletir; Kurtubî ise alternatif olarak bu çağrının peygamberin öldürülmesine karşı bir intikam nidası olabileceğini de aktarır. Beydâvî ise dil kökleri (kasm-fasm) ve cümle takdiri üzerinden daha teknik bir dilbilimsel çözümleme sunar.

Historical context

Taberî'den başlayarak Kurtubî ve İbn Kesîr'e kadar rivayet temelli yaklaşım sürerken, Zemahşerî ile birlikte belağat ve dil tahliline dayalı ihtimalli okuma öne çıkmış; Râzî ve Beydâvî bu iki yöntemi birleştirerek hem rivayetleri hem dilbilimsel ihtimalleri bir arada değerlendirmiştir. Temel anlam (alay/azarlama) yüzyıllar boyunca sabit kalmış, sadece yöntem ve ayrıntı zenginliği artmıştır.

Modern connection

Bu ayet, nimetlerin geçici olduğunu ve onlara aşırı bağlanmanın (şımarıklığın) sonunda pişmanlığa yol açabileceğini hatırlatması bakımından bugün de düşündürücüdür. Sahip olunan imkânları şükür ve ölçülülükle kullanmak, toplumsal ve ailevi ilişkilerde tevazuu esas almak, bu okumadan çıkarılabilecek ihtiyatlı bir derstir. Bu bağlamda ilim ile birlikte hikmetli bir hayat sürme çabası, sabır ve ihlas temaları öne çıkabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar