إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعْرَىٰ

“It is (vouchsafed) unto thee that thou hungerest not therein nor art naked,” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, ayetteki 'en' harfinin, 'inne leke' ifadesindeki 'inne'nin ismi olarak nasb konumunda bulunduğunu belirtir. İki farklı kıraat arasında, 'lâ tecû'u fîhâ' ifadesine atfedilmesini tercih eder; çünkü Allah'ın Âdem'e cenneti mesken kıldığında bu nimeti vaat ettiğini, bu nedenle atıf okumasının müstakil bir haber (mübtedanın haberi) olmasından daha uygun olduğunu söyler. Diğer kıraati de doğrudan uzak görmez, ancak tercih ettiği okumayı daha isabetli bulur.

فهذه القراءة أعجب القراءتين إلي، لأن الله تبارك وتعالى ذكره وعد ذلك آدم حين أسكنه الجنة، فكون ذلك بأن يكون عطفا على أن لا تجوع أولى من أن يكون خبر مبتدإ، وإن كان الآخر غير بعيد من الصواب
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ifadeyle cennette susuzluk çekilmeyeceğini açıklar; ayrıca 'أن' harfinin okunuşuna bağlı olarak cümlenin i'rab yönünden hem atıf hem de istinaf olarak değerlendirilebileceğini belirtir.

ويجوز أن يكون في موضع رفع عطفا على الموضع والمعنى : ولك أنك لا تظمأ فيها الباقون بالكسر على الاستئناف أو على العطف على ( إن لك )
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayetler Âdem'e cennette açlık, çıplaklık, susuzluk ve güneş sıcağı gibi ihtiyaçlardan yoksun kalmayacağının bildirilmesidir; bu durum cennetteki yeterlilik ve kifayet sebeplerinin (tokluk, suya kanma, giyinme, barınma) zikredilmesiyle, bunların zıtları anılarak vurgulanmıştır. Böylece Âdem'in kulağına sakındırılan sıkıntı çeşitleri ulaştırılmış olur. Ayrıca metinde 'أنّ'nin 'إنّ' yerine kullanımına ve bu ibarenin kıraat farklılıklarına dair dil tahlili yer alır.

فإنه بيان وتذكير لما له في الجنة من أسباب الكفاية وأقطاب الكفاف التي هي الشبع والري والكسوة والسكن مستغنيا عن اكتسابها والسعي في تحصيل أغراض ما عسى ينقطع ويزول منها بذكر نقائضها

Comparison

Common ground

Üç müfessir de ayetteki 'en/enne' harfinin i'rab konumu ve kıraat farklılıkları üzerinde durur; hepsi bu ifadenin Âdem'e cennette temel ihtiyaçlardan (açlık, susuzluk, çıplaklık, güneş sıcağı) yoksun kalmayacağının bildirilmesiyle ilgili olduğunu kabul eder.

Differences

Taberî meseleyi büyük ölçüde nahiv/kıraat tercihi olarak ele alıp atıf okumasını gerekçeleriyle öne çıkarırken diğer okumayı da reddetmez. Kurtubî iki okumayı da (atıf-istinaf) i'rab açısından eşdeğer görüp tercih belirtmeden aktarır. Beydâvî ise dil tahlilinin yanına belâgat boyutu ekleyerek, zıtların zikredilmesi yoluyla vurgu yapıldığını vurgular; bu fark daha çok müfessirlerin yöntem odaklarından (Taberî'de nahiv tercihi, Kurtubî'de derleyici aktarım, Beydâvî'de belâgat vurgusu) kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî'den daha sonraki Kurtubî ve Beydâvî'ye uzanan çizgide temel konu -kıraat ve i'rab tartışması- sabit kalmış, ancak zamanla dil tahliline belâgat ve anlam derinliği katmanları eklenmiştir. Bu, tefsir geleneğinin aynı ayete dair teknik gramer sorununu koruyarak üzerine yorum inceliği eklediğini gösterir.

Modern connection

Bu ayet, insanın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının bir nimet olarak hatırlanmasını ve bu nimetlere karşı şükür bilincinin korunmasını çağrıştırır. Günlük hayatta sahip olunan imkanların kıymetini bilmek, sabır ve kanaat duygusunu beslemek; ayrıca ilim yoluyla metnin inceliklerini anlama çabası, ilim ile iman arasındaki uyumlu ilişkiye de işaret eder.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar