“Whoso turneth away from it, he verily will bear a burden on the Day of Resurrection,” — M. M. Pickthall
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre metinde geçen zamir Kur'an'a râcidir; kişi Kur'an'a iman etmemiş ve içindekiyle amel etmemiş olduğu için bu durum kendisine büyük bir günah ve ağır bir yük olarak nitelendirilmiştir.
أي القرآن فلم يؤمن به ولم يعمل بما فيه أي إثما عظيما وحملا ثقيلا
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ayette geçen kişi, hakkı yalanlayıp ondan yüz çeviren, emir ve talep bakımından ona uymayan ve hidayeti başka bir yerden arayan kimsedir. Bu durumda Allah onu saptırır ve cehennemin tam ortasına yöneltir. Ayette geçen ifade 'günah/vebal' anlamındadır ve bu kişilerin bundan kaçış ya da kurtuluş imkânı bulunmamaktadır.
أي كذب به وأعرض عن اتباعه أمرا وطلبا وابتغى الهدى من غيره فإن الله يضله ويهديه إلى سواء الجحيم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 'ondan yüz çeviren' ifadesindeki zamir, tüm mutluluk ve kurtuluş yönlerini içeren Kur'an'a (zikr) râcidir; bazılarına göre ise Allah'a râcidir. Bu kişi kıyamet günü küfrü sebebiyle ağır ve ezici bir cezayı (vezr) yüklenecektir; günahlar, taşıyanı ezip belini kıran bir yük gibi olmaları itibariyle 'vezr' diye adlandırılmıştır. 'Halidîne fîh' ifadesi hem vezrde hem de onun taşınmasında ebedî kalışı ifade eder; 'a'raḍa' fiilinde tekil, 'khâlidîne'de çoğul kullanımı ise lafız ve manaya göre hamledilmiştir.
فإنه يحمل يوم القيامة وزرا عقوبة ثقيلة فادحة على كفره، وذنوبه سماها وزرا تشبيها في ثقلها على المعاقب وصعوبة احتمالها بالحمل الذي يفدح الحامل وينقض ظهره
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayette anlatılan kişi, kendisine yöneltilen çağrıdan yüz çevirip onu doğrulamayan ve kabul etmeyen kimsedir. Bu kişi kıyamet günü Rabbine ağır bir yük taşıyarak gelecektir; bu yük, işlediği büyük günahtır.
وذلك الإثم العظيم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayette geçen 'vizr' kelimesi ağır bir azap anlamına gelmektedir; bu azap, taşıyanın sırtını çökertecek kadar ağır bir yük olması sebebiyle ya da günahın (ıthm) cezası olması sebebiyle 'vizr' diye adlandırılmıştır. Ardından bu yükün iki özelliğinden biri olarak sürekli ve ebedi olduğu belirtilmektedir.
والوزر هو العقوبة الثقيلة سماها وزرا تشبيها في ثقلها
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetteki kişiyi hakikatten/çağrıdan yüz çeviren, iman etmeyen biri olarak anlar ve 'vizr' kelimesini ağır bir günah/yük olarak yorumlar; bu yükün kalıcı/ebedi niteliği ile taşıyanı ezen bir ağırlık olduğu vurgusu ortaktır.
Differences
Kurtubî ve Beydâvî zamirin merciini tartışır (Kur'an'a mı Allah'a mı râci olduğu); Taberî rivayet temelli bir yaklaşımla (Mücahid nakli) yorum yapar; İbn Kesîr hidayeti başka yerde arama vurgusunu öne çıkarır; Râzî ise 'vizr' kelimesinin etimolojik/dilsel kökenine ve azap boyutuna odaklanır. Bu farklar, kimisinin dil tahliline kimisinin rivayete dayanmasından kaynaklanır.
Historical context
Taberî'nin erken dönem rivayet ağırlıklı okumasından, sonraki dönemlerde (Kurtubî, Râzî, Beydâvî) dil ve belağat analizinin öne çıktığı görülür; temel anlam (yüz çevirmenin ağır sonucu) sabit kalırken, yöntemsel vurgu rivayetten dilbilimsel/kelamî tahlile doğru genişlemiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, bir mesajı veya hakikati sadece duymakla yetinmeyip onunla iç tutarlı bir şekilde yaşamanın önemine dikkat çeker; bilgiyle amel arasındaki uyum, ilim ve iman bütünlüğü açısından düşünülebilir. Ayrıca yüz çevirme ile taşınan 'ağırlık' arasındaki ilişki, sorumluluktan kaçmanın bireysel ve toplumsal huzursuzluğa yol açabileceği şeklinde ihtiyatlı bir hatırlatma olarak okunabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar