Common ground
Üç müfessir de 'zann' kelimesinin bu ayette şek/şüphe değil, yakîn/kesin bilgi anlamında kullanıldığı konusunda ittifak halindedir. Taberî ve Kurtubî bu görüşü doğrudan dil/belağat analizi ve Arap şiirinden şahitlerle temellendirirken, Beydâvî de aynı anlamı (Allah'a kavuşacağına veya hesaba çekileceğine kesin inanma) kabul eder. Ayrıca üçü de bu yorumu, huşû sahiplerinin namazı ağır bulmamasının/sabırla katlanmasının sebebi olarak sunar ve dil temelli istişhad yöntemini ortak zemin olarak kullanırlar.
Differences
Taberî, meseleyi öncelikle dilbilimsel bir mesele olarak ele alır; 'zann'ın zıt anlamlı (ezdad) kelimelerden olduğunu ispatlamak için şiir şahitlerine ve tefsir rivayetlerine (İbn Cüreyc, Mücahid, Süddî) ağırlık verir, rivayet ile dirayeti dengeli kullanır. Kurtubî ise cumhurun görüşünü esas alıp meseleyi tartışmalı bir zemine taşır; alternatif bir yorumu (şek anlamında, 'günahlarıyla' takdiriyle) zikredip İbn Atıyye'nin ağzından bunu 'tekellüflü' bularak eleştirir, yani kendi içinde bir görüşler çatışmasını yansıtır. Beydâvî ise çok daha özet bir dilbilimsel-belâği yaklaşım sergiler, ayrıca İbn Mesud'un kıraatindeki farklılığı ve hadis nakli gibi ek bir rivayet boyutunu işin içine katarak Taberî ve Kurtubî'den biraz farklı bir kaynak çeşitliliğine gider. Bu farklar, Taberî'nin daha geniş rivayet malzemesi kullanan erken dönem tefsir yöntemi, Kurtubî'nin fıkhî-tartışmacı temayülü, Beydâvî'nin ise özetleyici/belâği tefsir tarzından kaynaklanıyor olabilir.
Historical context
Taberî (erken dönem, rivayet tefsirinin öncüsü) meseleyi geniş rivayet malzemesiyle temellendirirken, kendisinden sonra gelen Kurtubî bu dilbilimsel tespiti 'cumhurun görüşü' olarak sabitleyip tartışmalı alternatif görüşleri eleyerek pekiştirmiştir. Beydâvî ise daha geç dönemde, önceki tefsirlerin birikimini özetleyerek ve dirayet ağırlıklı bir üslupla aynı sonuca ulaşmıştır, fakat kıraat farkı gibi ek bir unsuru da tefsirine dahil etmiştir. Yani üç dönem boyunca 'zann=yakîn' yorumu temel çizgi olarak sabit kalmış, ancak bu sonuca ulaşma yöntemi ve kullanılan destekleyici deliller (rivayet ağırlığından özet dirayete doğru) zamanla farklılaşmıştır.