مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥٓ أَضْعَافًا كَثِيرَةً وَٱللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُۜطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
“Who is it that will lend unto Allah a goodly loan, so that He may give it increase manifold? Allah straiteneth and enlargeth. Unto Him ye will return.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayette geçen 'قرض' kelimesi, kulun Allah yolunda yaptığı infakı ifade eder; Allah bunu 'قرض' (ödünç) olarak adlandırmıştır çünkü kişi malını Allah'ın vaadettiği kat kat sevabı umarak verir, tıpkı ödünç verenin karşılığını bekleyerek malını vermesi gibi. İnfakın 'حسن' (güzel) olması ise kişinin bunu Allah'ın emrine icabet ederek, gönülden ve sırf O'nun rızası için yapmasından kaynaklanır. Ayrıca müfessir, 'fيضاعفه' kelimesinin farklı kıraatlerini aktarıp, elif ile ve merfû okunan kıraati tercih ettiğini belirtir.
وإنما سماه الله تعالى ذكره قرضا؛ لأن معنى القرض: إعطاء الرجل غيره ماله مملكا له ليقضيه مثله إذا اقتضاه. فلما كان إعطاء من أعطى أهل الحاجة، والفاقة في سبيل الله إنما يعطيهم ما يعطيهم من ذلك ابتغاء ما وعده الله عليه من جزيل الثواب عنده يوم القيامة، سماه قرضا
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî bu pasajda, ayette geçen 'الشكور' sıfatının Allah hakkında hakiki anlamda değil mecazi anlamda kullanıldığını belirtir; bu sıfat, kulun itaatini takdir etmesi, karşılığını tam vermesi ve mükâfatlandırılan kişiye lütufta bulunması anlamına gelir. Ayrıca 'حسنى' kıraatinin 'بشرى' gibi bir mastar olduğunu, Allah'ın kulun infakının karşılığını fazlasıyla ve kendi fazlından kat kat vereceğini açıklar.
الشكور في صفة الله : مجاز للاعتداد بالطاعة ، وتوفيه ثوابها ، والتفضل على المثاب
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Râzî'ye göre 'ذلك' işaret isminin aslî vaz'ında uzaklık (buud) anlamı taşımadığı, sadece örfî kullanımda karineyle uzağa işaret etmek için tahsis edildiği belirtilir. Bu bağlamda ayette 'ذلك' lafzının lugavî vaz'a göre yüklenmesi gerektiği, örfî vaz'a göre değil, dolayısıyla burada uzaklık ifade etmediği savunulur. Ayrıca 'من ذا الذي يقرض الله' ifadesinin gerçek bir istikraz olmayıp Allah'ın kulun itaatini kabul edeceğini ifade eden bir teşbih ve tearuf olduğu açıklanır.
فهذا يدل على أن لفظة ذلك لا تفيدالبعد في أصل الوضع ، بل اختص في العرف بالإشارة إلى البعيد للقرينة التي ذكرناها ، فصارت كالدابة ، فإنها مختصة في العرف بالفرس
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ayet Allah'ın kullarını Allah yolunda infaka teşvik ettiğini bildirmektedir ve bu mana Kur'an'da birçok yerde tekrar edilmiştir. Ebu'd-Dahdâh el-Ensârî'nin, Allah'ın kendilerinden karz (borç/infak) istediğini öğrenince bütün bahçesini ve içindekileri Allah yoluna verdiğine dair kıssa bu ayetin nüzul sebebi ve tefsiri olarak nakledilmektedir. Ayrıca 'kesir' (kat kat artırma) Allah katında sayılamayacak kadar çok olarak açıklanmış, rızkın Allah tarafından bazı kullara daraltılıp bazılarına genişletildiği ve bunda derin bir hikmet bulunduğu belirtilmiştir.
لما نزلت قال أبو الدحداح الأنصاري يا رسول الله وإن الله عز وجل ليريد منا القرض قال نعم يا أبا الدحداح قال أرني يدك يا رسول الله قال فناوله يده قال فاني قد أقرضت ربي عز وجل حائطي
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre bu ayet, karz-ı hasen (Allah yolunda borç/infak) verenin mükafatının kat kat artırılacağını, bu artışın sınırsız olduğunu bildirir. Bu konuda özellikle cihad yolunda yapılan infak öne çıkarılmış, Ebu'd-Dahdah'ın bu ayet inince malını sadaka olarak vermeye koşması örnek gösterilmiştir. Ayrıca kıraat farklılıkları (فيضاعفه kelimesinin okunuş biçimleri) ve bunların dilbilimsel gerekçeleri de ele alınmıştır.
ولما نزلت هذه الآية بادر أبو الدحداح إلى التصدق بماله ابتغاء ثواب ربه
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre Allah yolunda savaşmanın emredilmesi, ölümden kaçışın kurtuluş olmadığı ve takdir edilenin kaçınılmaz olarak gerçekleşeceği belirtildikten sonra gelir; çünkü ecel Allah yolunda gelirse şehadet, gelmezse zafer ve mükâfat vardır. Ayrıca 'Allah'a güzel bir ödünç verme' ifadesi, Allah yolunda yapılan iyi amelleri ve infakı temsil eden bir mecazdır; bu amellerin karşılığı kat kat artırılarak verilecektir. 'Allah kısar ve açar' ifadesi ise Allah'ın kimine darlık kimine bolluk vermesinin O'nun hikmetine bağlı olduğunu, bu yüzden verilen bollukta cimrilik edilmemesi gerektiğini anlatır.
أمرهم بالقتال إذ لو جاء أجلهم في سبيل الله وإلا فالنصر والثواب
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler 'قرض' ifadesinin gerçek bir ödünç değil, Allah yolunda yapılan infakı temsil eden bir mecaz/teşbih olduğunda birleşir; ayrıca Ebu'd-Dahdah kıssasını infakın örneği olarak paylaşırlar ve karşılığın kat kat artırılacağı vurgusu ortaktır.
Differences
Taberî ve Kurtubî kıraat farklarını ve rivayetleri ağırlıklı işlerken, Zemahşerî ve Râzî daha çok dil/belağat ve mecaz tahlili (vaz'-örf ayrımı, 'الشكور' sıfatının mecazi kullanımı) üzerinde durur; İbn Kesîr rivayet ve selef nakillerine, Beydâvî ise ayeti cihad/ecel bağlamına yerleştirerek bağlamsal okumaya öncelik verir. Bu farklar, dilci-belagat ekolü ile rivayet/tefsir ekolü arasındaki yöntem çeşitliliğini yansıtır.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve dil analizini birlikte kullanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî'de dil/mantık analizi ağırlık kazanmış; İbn Kesîr ve Kurtubî'de rivayet vurgusu güçlü kalmıştır. Beydâvî ise özet ve sentezci bir yaklaşımla önceki birikimi bağlamsal bir çerçevede birleştirmiştir; temel mana (infakın mecazi 'ödünç' olarak nitelenmesi) tüm dönemlerde sabit kalmıştır.
Modern connection
Bu ayet, kişinin elindeki imkânları karşılıksız beklenti yerine gönülden bir hizmet anlayışıyla paylaşmasının, toplumsal dayanışmayı güçlendirebileceğine dair bir düşünceye zemin sunar. İhlasla yapılan küçük bir yardımın da manevi ve toplumsal karşılığının büyük olabileceği fikri, günümüzde eğitim, yardımlaşma ve toplumsal destek çalışmalarında ilham verici bir tutum olarak düşünülebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar