لَّقَدْ جِئْتُمْ شَيْـًٔا إِدًّا

“Assuredly ye utter a disastrous thing” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, 'idd' kelimesinin İbn Abbas ve Mücahid'den gelen rivayete göre 'büyük/münker bir şey' anlamına geldiğini belirtir. Cevherî'nin açıklamasına dayanarak kelimenin 'belâ, felaket, şiddetli ve çirkin iş' manalarına geldiğini nakleder. Ayrıca kelimenin farklı kıraatlerle (idd, edd, âdd) okunduğunu ve bu okuyuşların lügat farklılıklarına dayandığını aktarır.

أي منكرا عظيما عن بن عباس ومجاهد وغيرهما قال الجوهري : الإد والإدة الداهية والأمر الفظيع
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu metinde geçen kelimenin anlamı ibn Abbas, Mücahid, Katade ve Malik'ten nakledilen görüşe dayanarak 'çok büyük, azametli' şeklinde açıklanmıştır. Ayrıca kelimenin okunuşuna ilişkin üç farklı dil (lehçe) vechi zikredilmiş, bunlardan ilkinin (kesre ile) en meşhur olduğu belirtilmiştir.

قال ابن عباس ومجاهد وقتادة ومالك أي عظيما ويقال إدا بكسر الهمزة وفتحها ومع مدها أيضا ثلاث لغات أشهرها الأولى
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'İd' kelimesi büyük ve çirkin bir şeyi ifade eder; 'Lekad ci'tüm şey'en idda' ifadesi iltifat sanatıyla söylenmiş olup Allah'a çocuk isnad etme cüretini kınamak ve bunu onların üzerine tescil etmek amacı taşır. Göklerin çatlaması, yerin yarılması ve dağların yıkılması ifadeleri, bu sözün dehşetinin büyüklüğünü anlatır; bu söz duyulur bir şekle bürünse idi bu büyük cisimler bile ona tahammül edemez ve şiddetinden parçalanırdı. Alternatif olarak bu ifadeler, sözün çirkinliğinin Allah'ın gazabını celbedecek derecede olduğunu, eğer O'nun hilmi (sabrı) olmasaydı bu sözü söyleyene gazaben alemin harap olup direklerinin dağılacağını anlatır.

لقد جئتم شيئا إدا على الالتفات للمبالغة في الذم والتسجيل عليهم بالجراءة على الله تعالى، والإد بالفتح والكسر العظيم المنكر والإدة الشدة وأدنى الأمر، وآدنى أثقلني وعظم علي.
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, ayetteki 'إدا' kelimesinin 'büyük, çok kötü/münker bir söz' anlamına geldiğini belirtir; Allah'ın Rahman'a çocuk yakıştıranlara bu sözün ne denli büyük ve çirkin bir söz olduğunu bildirdiğini aktarır. İbn Abbas, Mücahid, Katade ve İbn Zeyd'den nakledilen görüşler bu anlamı desteklemektedir. Ayrıca kelimenin lehçelere göre üç farklı okunuşunun (idd, edd, âdd) bulunduğunu ve Arapların büyük işler için bu kelimeyi kullandığını açıklar.

لقد جئتم شيئا عظيما وهو المنكر من القول
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'fâhişe' kelimesinin zinaya has kılınması, onun çirkinlikte diğer birçok kabahatten daha ileri olmasındandır. İnsan bedenini yöneten üç kuvvetten (nâtıka, gazabiyye, şeheviyye) en aşağı olanı şeheviyye kuvveti olduğundan, bu kuvvetin fesadı olan zina da fesadın en aşağı türü sayılmış ve bu sebeple bu fiile özellikle 'fâhişe' adı verilmiştir. Küfür ve adam öldürme daha çirkin sayılsa da bunlara fâhişe denmemesinin sebebi budur.

وأخس هذه القوى الثلاثة : القوة الشهوانية ، فلا جرم كان فسادها أخس أنواع الفساد

Comparison

Common ground

Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî ve Taberî 'idd' kelimesinin 'büyük, çirkin, münker bir söz/iş' anlamına geldiğinde ve İbn Abbas, Mücahid, Katade gibi sahabe/tabiin rivayetlerine dayandığında birleşir; ayrıca kelimenin idd/edd/âdd şeklinde üç farklı lehçe okunuşuna sahip olduğu ortak biçimde nakledilir. (Not: Râzî'nin görüşü farklı bir ayet/kelimeyle -fâhişe- ilgili olduğundan bu ortak noktanın dışındadır.)

Differences

Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle sahabe-tabiin görüşlerini sıralamakla yetinirken, Kurtubî buna Cevherî'den lügavî destek ekler; Beydâvî ise belâgat ve iltifat sanatı üzerinden meseleye estetik-edebi bir boyut katarak sözün dehşetini kozmik imgelerle (göklerin çatlaması, dağların yıkılması) temsilî biçimde açıklar. Râzî'nin farklılığı ise ele aldığı kelimenin başka olmasından kaynaklanır; o akli/felsefi bir çerçeveyle (nefs kuvvetleri teorisi) kavramsal bir gerekçelendirme sunar, bu da rivayet ağırlıklı yöntemden ayrılan bir ekol/yaklaşım farkını gösterir.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî'den başlayıp Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî'ye kadar rivayet temelli anlam sabit kalmış, zamanla dil/belâgat tahlilleri (Cevherî'nin lügat katkısı, Beydâvî'nin edebi yorumu) rivayete eklenerek konu daha da derinleştirilmiştir; temel anlam değişmemiş, yorumun katmanları çoğalmıştır.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, sözün ağırlığına dair müfessirlerin ortak hassasiyetini hatırlatarak, dil ve ifade biçimlerimizin toplumsal ve ahlaki sorumluluk taşıdığına dikkat çekebilir. Yorum çeşitliliği, ilim geleneğinde farklı yöntemlerin (rivayet, dil, belâgat) birbirini tamamlayabildiğini gösterir; bu da günümüzde ilim ile hoşgörülü bir yaklaşımın bir arada yürüyebileceğine dair ihtiyatlı bir örnek sunar.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar