قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُۥ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِۦ فَيُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا نُّكْرًا

“He said: As for him who doeth wrong, we shall punish him, and then he will be brought back unto his Lord, Who will punish him with awful punishment!” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette geçen ceza, kâfir olan kişinin öldürülmesini ifade etmektedir. Öldürüldükten sonra kişi Allah'a döndürülecek ve Allah onu büyük bir azapla, yani cehennem azabıyla cezalandıracaktır.

أما من كفر فسوف نقتله كما حدثنا الحسن بن يحيى، قال: أخبرنا عبد الرزاق، قال: أخبرنا معمر، عن قتادة، في قوله: قال: هو القتل
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre bu ayette geçen 'nükra' kelimesi, çok büyük ve tanınmadık/şiddetli bir azap anlamındadır; burada kastedilen ahiret hesabı ve azabıdır, yani orada tadacakları vebal ve karşılaşacakları hüsrandır. Fiil geçmiş zaman kalıbıyla gelmiştir, oysa gelecekte gerçekleşecek bir olayı anlatmaktadır.

والمراد : حساب الآخرة وعذابها ما يذوقون فيها من الوبال ويلقون من الخسر ، وجيء به على لفظ الماضي
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metinde geçen ifade, dünyada gerçekleşen öldürme (katl) eylemine işaret etmektedir; ayrıca kullanılan nitelendirme, bu fiilin çok çirkin ve iğrenç (münker, feci') bir eylem olduğunu vurgulamaktadır.

أي بالقتل في الدنيا : أي منكرا فظيعا
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu bölümde, Zülkarneyn'in kâfirleri öldürme ile bırakma arasında muhayyer bırakıldığı ayetteki hitabın gramer yapısını (nun ile hitap) tartışır; Ebu'l-Hasen'in görüşünü nakleder ve buna Ebu Cafer en-Nehhâs'ın itirazını aktarır. Metin, 'إما أن تعذب' ifadesindeki takdirin ne olduğu üzerinde durur ve bu takdirin gerekli bir sonuç doğurmadığını belirtir.

قال أبو جعفر النحاس : هذا الذي قاله أبو الحسن لا يلزم منه شيء
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre Zülkarneyn, kavmi hakkında davet yolunu seçmiş ve şöyle demiştir: kendisine yapılan davete karşı küfründe direnerek zulmeden kişiyi kendisi ve yanındakiler dünyada öldürerek cezalandıracak, Allah da ahirette onu benzeri görülmemiş bir azapla cezalandıracaktır. İman edip iman gereği salih amel işleyen kimse ise, hem dünyada hem ahirette güzel bir mükafata (el-cezâü'l-hüsnâ) nail olacak ve ona kolay, zahmetsiz muamele edileceği söylenecektir.

أما من دعوته فظلم نفسه بالإصرار على كفره أو استمر على ظلمه الذي هو الشرك فنعذبه أنا ومن معي في الدنيا بالقتل، ثم يعذبه الله في الآخرة عذابا منكرا لم يعهد مثله.
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayette geçen ifade, kişinin Rabbine karşı küfür ve şirkinde devam ettiğine işaret eder. Bu ısrarın karşılığında verilecek azabın niteliği hakkında farklı rivayetler nakledilir: Katade bunu öldürme olarak açıklarken, Süddî bakırın eritilip üzerlerine dökülmesi, Vehb b. Münebbih ise zulmetin onları her yönden kuşatması şeklinde yorumlamıştır. Metin ayrıca bu azabın şiddetli ve elem verici olduğunu, bunda öldükten sonra dirilişin ve karşılığın (ceza-mükafat) ispatının bulunduğunu belirtir.

وقال السدي كان يحمى لهم بقر النحاس ويضعهم فيها حتى يذوبوا

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetteki cezanın küfür/şirkte direnmeye karşılık geldiği ve bunun hem dünyevi (öldürme/muamele) hem de uhrevi (ahiret azabı) bir boyutu olduğu konusunda birleşir. Ceza-mükafat ilişkisinin, ahirette hesabın ve dirilişin ispatı olarak okunması da paylaşılan bir noktadır.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr rivayet temelli yaklaşarak Katâde, Süddî, Vehb b. Münebbih gibi kaynaklardan farklı azap tasvirleri (öldürme, bakır dökülmesi, zulmet kuşatması) nakleder; bu, tefsir-i rivayet yönteminin çoğulcu naklî yapısını yansıtır. Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî ise dil/belağat ve nahiv odaklı yaklaşarak 'nükra' kelimesinin anlamı, fiilin zaman kalıbı ve gramer yapısı üzerinde durur; bu fark tefsir-i rivayet ile tefsir-i dirayet ekolleri arasındaki yöntem ayrışmasını gösterir. Beydâvî ayrıca dünya-ahiret cezasını davet/muhayyerlik çerçevesinde bütünlüklü sunarak mükafat boyutunu da vurgular.

Historical context

Erken dönem müfessir Taberî'den başlayıp İbn Kesîr'e kadar rivayet ağırlıklı yorum sürekliliğini korurken, Zemahşerî ile başlayan ve Râzî, Kurtubî, Beydâvî'de devam eden dil/belağat analizi, tefsir geleneğinde giderek daha sistematik dilbilimsel ve nahiv temelli okumaların öne çıktığını gösterir. Temel mesaj (küfürde direnmenin cezası, ahiret hesabının gerçekliği) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntemler çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, hakikate davetin sabır ve ihlasla yürütülmesi gerektiğini, insanların tercihlerinin sonuçlarıyla baş başa kalacağı düşüncesini hatırlatabilir. Ayrıca dil ve rivayet yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesi, ilim ile iman arasındaki uyumlu, sorgulayıcı ve derinlikli bir anlama çabasının önemine işaret edebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar