وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًا
“And he went into his garden, while he (thus) wronged himself. He said: I think not that all this will ever perish.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bahçe sahibi kişi, ölümden sonra dirilişi inkar etmiş, kıyametin kopacağından şüphe etmiş ve Allah'a dönüşü unutmuştur; bu yüzden Allah'ın gazabına ve azabına müstahak olmuştur. Bahçesinin sonsuza dek yok olmayacağını zannetmiş ve kıyametin kopacağına şüpheyle bakmıştır. Bu tavrı, nimetlere karşı nankörlük ve Allah'a kavuşmayı yalanlama olarak nitelendirilmiştir.
كفره بالبعث، وشكه في قيام الساعة، ونسيانه المعاد إلى الله تعالى، فأوجب لها بذلك سخط الله وأليم عقابه
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre bağ sahibi kişi kendisine verilen nimetle övünen, Rabbinin nimetine karşı nankörlük eden ve bunu söylerken kendisini Allah'ın gazabına maruz bırakan biridir; bu da zulmün en çirkinidir. Bahçesinin sonsuza dek yok olmayacağı şeklindeki şüpheci sözü, uzun emel beslemesinden, hırsının onu ele geçirmesinden, gafletinin sürüp gitmesinden ve kendisine verilen mühlete güvenip aldanmasından, benzer akıbetleri düşünmemesinden kaynaklanır. Zemahşerî, müslüman zenginlerin çoğunun da diliyle böyle söylemese bile, hallerinin dili ile aynı tavrı sergilediğini belirtir.
وهو معجب بما أوتي مفتخر به كافر لنعمة ربه ، معرض بذلك نفسه لسخط الله ، وهو أفحش الظلم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Râzî'ye göre kâfir, arkadaşını nimetler ve mülküyle böbürlenerek gezdirmiş ve ona sevinç veren bir manzara göstermiştir. Ayette önce iki cennetten bahsedilmişken sonra tek cennete atıfta bulunulması, bu kişinin müminlere vaad edilen asıl cennette hiçbir payı olmadığına, dünyadaki bu mülkünün onun tek 'cenneti' olduğuna işaret eder. Ayrıca metinde bu nimetlerle böbürlenip küfür ve inkara sapmasının, nimetleri yerinde kullanmadığını gösterdiği belirtilir.
فإن قيل : لم أفرد الجنة بعد التثنية ؟ قلنا : المراد أنه ليس له جنة ولا نصيب في الجنة التي وعد المتقون المؤمنون وهذا الذي ملكه في الدنيا هو جنته لا غير
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu ayette geçen ifade, mü'min olan kişinin kâfir olan kardeşinin elinden tutup onu cehennemde dolaştırması ve ona cehennemi göstermesi şeklinde açıklanmıştır. Bu gösterme, kardeşinin küfrü sebebiyle olmaktadır. Kim küfrü yüzünden kendini ateşe sokmuşsa, o kimse kendi nefsine zulmetmiş sayılır.
أخذ بيد أخيه المؤمن يطيف به فيها ويريه إياها أي بكفره وهو جملة في موضع الحال ومن أدخل نفسه النار بكفره فهو ظالم لنفسه
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu kişiler kötülük işlemekle birlikte batıl bir şekilde iyilik göreceklerini ummuşlardır ki bu imkânsız bir beklentidir; dikenden üzüm devşirilmeyeceği gibi kötülük işleyenin karşılığı da iyilik olmaz. Ayrıca bahçelerindeki bolluk ve bereketi gören kişi, cehaleti, zayıf imanı, dünya hayatına düşkünlüğü ve ahireti inkârı sebebiyle bu nimetlerin asla bitmeyeceğini zannetmiştir.
فجمع هؤلاء بين عمل السوء وتمني الباطل بأن يجاوزوا على ذلك حسنا وهذا مستحيل كما ذكر ابن إسحاق أنه وجد حجر في أساس الكعبة حين نقضوها ليجددوها مكتوب عليه حكم مواعظ فمن ذلك تعملون السيئات وتجزون الحسنات أجل كما يجتنى من الشوك العنب
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre bağ sahibi, arkadaşıyla bahçesinde dolaşırken onunla övünmüş ve bu bahçenin sonsuza dek yok olmayacağını, kıyametin de kopmayacağını, hatta öldükten sonra diriltilse bile Allah'tan daha hayırlısını bulacağını iddia etmiştir. Bu sözler onun uzun emel, gaflet ve kendine güvenden kaynaklanan kibrini ve inkarını göstermektedir; bahçenin 'cennet' olarak tekil zikredilmesi ise onun dünyadaki bu nimetten başka bir cennete sahip olmadığına işaret eder. Ayrıca adamın bu iddiada bulunurken yemin etmesi, nimetlerin kendisine zatından dolayı hak edildiğine ve bunun her yerde kendisiyle beraber olacağına dair yanlış inancından kaynaklanmaktadır.
وإفراد الجنة لأن المراد ما هو جنته وما متع به من الدنيا تنبيها على أن لا جنة له غيرها ولا حظ له في الجنة التى وعد المتقون
Comparison
Common ground
Müfessirlerin çoğu (Taberî, Zemahşerî, İbn Kesîr, Beydâvî) bağ sahibinin nimete güvenip şükrü unutmasını, gaflet, kibir ve uzun emel besleyerek ahireti/kıyameti inkâr etmesini vurgular; bahçenin sonsuza dek yok olmayacağı iddiası ortak biçimde nankörlük ve aldanma olarak okunur.
Differences
Taberî bağlamsal okumayla inkâr ve nankörlük vurgusuna odaklanırken, Zemahşerî bunu ahlaki-psikolojik tahlile (hırs, gaflet, aldanma) taşır ve zenginlerin genel haline dair bir eleştiri ekler. Râzî ile Kurtubî dil/belağat eksenli farklı noktalara iğilir: Râzî tesniyeden tekile geçişi kişinin asıl cennetten mahrumiyetine yorar, Kurtubî ise 'gösterme' ifadesini mü'minin kâfir arkadaşına cehennemi göstermesi şeklinde nakle dayalı farklı bir sahneye taşır. İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir okumayla meseleyi kötülüğün karşılığının iyilik olamayacağı ilkesine bağlar; Beydâvî ise kıraat farklarına dayanarak adamın yeminine ve nimetin zatına bağlı bir hak olarak görülmesine dikkat çeker.
Historical context
Erken dönem (Taberî) daha çok ayetin doğrudan anlamına ve inkâr temasına bağlı kalırken, sonraki müfessirlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dil tahlili ve psikolojik/ahlaki yorum katmanları belirginleşmiştir; Kurtubî ve İbn Kesîr'de ise rivayet malzemesinin daha çok kullanıldığı görülür. Temel tema -nimete güvenip şükrü unutma- tüm dönemlerde sabit kalmış, yaklaşım ve vurgu noktaları zenginleşmiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, sahip olunan nimet ve imkânların geçiciliğini unutmadan şükür ve tevazu ile yaşamanın önemine işaret edebilir. Maddi imkânlarla övünmek yerine bunları hizmet ve dayanışma vesilesi kılmak, hem bireysel ahlakı hem toplumsal bağları güçlendirebilir. Ayrıca ilim ve iman uyumu çerçevesinde, sahip olunanın bir emanet olduğu bilinciyle sabırlı ve ihlaslı bir tutum geliştirmek günümüz için de anlamlı bir ders olarak düşünülebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar