أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَلَا نُقِيمُ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَزْنًا

“Those are they who disbelieve in the revelations of their Lord and in the meeting with Him. Therefor their works are vain, and on the Day of Resurrection We assign no weight to them.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayette bahsedilen, amelce en çok hüsrana uğrayanlar, Rabbin ayet ve delillerini inkar edip O'na kavuşmayı yalanlayanlardır; bu yüzden amelleri boşa gitmiş, ahirette kendilerine fayda verecek bir sevap kalmamıştır. 'Onlara bir ağırlık vermeyiz' ifadesi, kıyamet gününde mizanlarının ağır gelmemesi anlamındadır, çünkü mizanları ağırlaştıran salih ameldir ve bunların salih ameli yoktur.

وإنما عنى بذلك: أنهم لا تثقل بهم موازينهم، لأن الموازين إنما تثقل بالأعمال الصالحة، وليس لهؤلاء شيء من الأعمال الصالحة فتثقل به موازينهم.
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre kıyamet günü onlar için terazi kurulmaması, kendilerine değer verilmeyip hor görülecekleri anlamına gelir; bir görüşe göre ise mizanın kurulmayışı, mizanın ancak hasenat ve seyyiatı bulunan muvahhidler için konulmuş olmasındandır. Ayrıca müfessir, 'الذين ضل سعيهم' ifadesinin irab yönlerini (ref, nasb-zem, cer-bedel) tartışır ve 'جهنم' kelimesinin 'جزاؤهم' için atf-ı beyan olduğunu belirtir.

فنزدري بهم ولا يكون لهم عندنا وزن ومقدار . وقيل : لا يقام لهم ميزان ؛ لأن الميزان إنما يوضع لأهل الحسنات والسيئات من الموحدين
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayette söz konusu olan topluluklar Allah'ı, O'na kavuşmayı ve ahireti inkâr edenler değil, Mekke müşrikleri ve putperestlerdir; Ali ve Sa'd (r.a.) bu ayetten kendi payına düşeni alan başka toplulukları da zikretmişlerdir. 'Amellerin boşa gitmesi' ifadesi, onların hiçbir sevaplarının olmayıp kıyamet mizanında tartılacak bir hasenelerinin bulunmadığı, dolayısıyla cehennemlik oldukları şeklinde açıklanmıştır. Ayrıca bu bağlamda hadisten çıkarılan bir fıkhi netice olarak, ihtiyaç fazlası yemek yiyip şişmanlığı kasıtlı arayan kişinin bundan sakındırıldığı, çünkü bunun nefse düşkünlük ve haram lokma ile beslenmeye yol açabileceği belirtilmiştir.

ومن لا حسنة له فهو في النار وقال أبو سعيد الخدري : يؤتى بأعمال كجبال تهامة فلا تزن شيئا
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayette geçen ve kıyamet gününde mizanı hafif gelenlerin durumu, çeşitli hadis rivayetleriyle açıklanmaktadır; büyük ve şişman bir adamın Allah katında bir sivrisinek kanadı ağırlığında bile tartılmayacağı, dünyada Allah'ın ayetlerini ve delillerini inkar edenlerin amellerinin hayırdan boş olduğu için mizanlarının ağır çekmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tartılan şeyin bazen ameller, bazen amellerin mahalleri, bazen de amel sahibinin bizzat kendisi olabileceği ihtimali üzerinde durulmuş, böylece farklı rivayetler arasında bir uzlaştırma yapılmıştır.

يؤتى بالرجل الأكول الشروب العظيم فيوزن بحبة فلا يزنها قال وقرأ أي جحدوا آيات الله في الدنيا وبراهينه التي أقام على وحدانيته وصدق رسله وكذبوا بالدار الآخرة أي لا نثقل موازينهم لأنها خالية عن الخير
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayette 'Rablerinin ayetlerini inkâr etmek' Kur'an'ı veya tevhid ve nübüvveti gösteren delilleri inkâr anlamına gelir; 'O'na kavuşmayı inkâr' ise ya olduğu şekliyle yeniden dirilmeyi ya da azabına kavuşmayı yalanlamak demektir. Küfür sebebiyle amelleri boşa gitmiş, bu yüzden onlara mükâfat verilmeyecektir. Kıyamet günü onlara 'tartı' konmaması, ya değersiz görülüp bir kıymet ve itibar verilmeyeceği ya da amelleri zaten boşa gittiğinden tartılacak bir şeyin bulunmayacağı anlamına gelir.

فلا نقيم لهم يوم القيامة وزنا فنزدري بهم ولا نجعل لهم مقدارا واعتبارا، أو لا نضع لهم ميزانا يوزن به أعمالهم لانحباطها
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî, kıyamette 'mîzan' kelimesinin gerçek anlamda tartma aracı olamayacağını, çünkü amellerin araz olup yok olduğunu ve yok olanın tartılmasının muhal olduğunu belirtir. Bu nedenle mîzandan kastın adalet ve mukayese olduğunu, tıpkı Arapların bir sözü diğerine 'denk/vezninde' demesi gibi mecazi bir kullanım olduğunu savunur. Ayrıca 'mevazin' lafzının çoğul gelişini, tartılacak amellerin veya amel sahiplerinin çokluğuna bağlar.

فجعل الوزن مثلا للعدل

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, amelleri boşa giden ve kıyamet gününde mizanı/tartısı ağır gelmeyen bir kesimden bahsettiği konusunda birleşir; küfür veya inkârın amelleri geçersiz kıldığı ve bu kişilere kıyamette değer/itibar verilmeyeceği ortak vurgudur.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr rivayet temelli açıklamayla inkarcıların mizanının hafif gelişini nakillerle desteklerken, Kurtubî bu ayetin özellikle Mekke müşriklerine işaret ettiğini savunup fıkhi bir çıkarıma (aşırı yemekten sakınma) da yer verir. Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat ve i'rab tartışmalarına odaklanarak 'mizan konulmaması'nı hem hor görülme hem de tartılacak amel bulunmaması ihtimalleriyle açıklar. Râzî ise akli/kelami bir yaklaşımla mizanın gerçek bir tartı aleti olamayacağını, mecazi bir adalet ölçüsü olduğunu öne sürer; bu farklar müfessirlerin rivayet, dilbilim ve akıl temelli yöntem tercihlerinden kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessirler (Taberî) rivayete dayalı sade açıklamalarla yetinirken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dilbilimsel ve kelami tartışmaların derinleştiği, Kurtubî'de ise rivayet ile fıkhi çıkarımın birleştiği görülür; temel mesaj (inkârın amelleri boşa çıkarması) sabit kalırken açıklama yöntemleri zenginleşmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, bir işin veya çalışmanın değerinin sadece dış görünüşte veya nicelikte değil, samimiyet ve doğru bir temel üzerine kurulu olmasında aranması gerektiğini hatırlatabilir. Günlük hayatta ihlasla ve yapıcı bir niyetle yapılan küçük çabaların, gösterişli fakat özü boş olan çalışmalardan daha kıymetli sayılabileceği şeklinde ihtiyatlı bir düşünceye kapı açar.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar