ٱلَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكْرِى وَكَانُوا۟ لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا
“Those whose eyes were hoodwinked from My reminder, and who could not bear to hear.” — M. M. Pickthall
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre bu ifade, muhataplarının duymaktan aciz olduklarını, sanki 'sağır' oldukları anlamına gelmekle birlikte bundan daha ileri bir anlam taşıdığını belirtir. Sağır kimse bazen bağırılınca işitebilir, ancak burada kastedilenler işitme kabiliyetleri tamamen giderilmiş, işitmeye asla güç yetiremeyen kimselerdir.
يعني وكانوا صما عنه ، إلا أنه أبلغ ؛ لأن الأصم قد يستطيع السمع إذا صيح به ، وهؤلاء كأنهم أصميت أسماعهم فلا استطاعة بهم للسمع
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayetteki ifade, muhataplarının haktan yüz çevirişlerinin şiddetini anlatmaktadır; onların durumu sağırlıktan da öte bir haldir, çünkü sağır kişi bağırıldığında işitebilme gücüne sahip olabilirken bunlar bu güçten tamamen mahrum bırakılmışlardır. Kâdî'ye göre ise ifadeden kastedilen, o sözü işitmeye karşı duydukları nefret ve onu ağır bulmalarıdır, tıpkı bir kişinin 'falana bakamıyorum' demesi gibi.
يعني أن حالتهم أعظم من الصمم لأن الأصم قد يستطيع السمع إذا صيح به وهؤلاء زالت عنهم تلك الاستطاعة واحتج الأصحاب بقوله : على أن الاستطاعة مع الفعل
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ifadeyi bir nitelik (na't) olarak konumlandırır ve buradaki körlük ile sağırlığın gerçek anlamda olmadığını, kişinin Allah'ın delillerine bakamayacak ve kelamını işitmeye tahammül edemeyecek bir hâlde bulunduğunu belirtir. Bu kimseler, gözü kapalı olan ve işitme duyusu tamamen kesilmiş biri gibi tasvir edilmiştir.
أي هم بمنزلة من عينه مغطاة فلا ينظر إلى دلائل الله تعالى أي لا يطيقون أن يسمعوا كلام الله تعالى فهم بمنزلة من صم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayette geçen ifade, kişilerin hidayeti kabul etmekten ve hakka tabi olmaktan kasıtlı olarak yüz çevirmelerini, kendilerini sağır ve anlamaz gibi göstermelerini ifade eder. Bu durum, Allah'ın emir ve yasaklarını akledip kavramamaları anlamına gelir.
أي تغالفوا وتعاملوا وتصامموا عن قبول الهدى واتباع الحق كما قال أي لا يعقلون عن الله أمره ونهيه
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî, 'يموج في بعض' ifadesini iki farklı şekilde açıklar: bu Ye'cûc ve Me'cûc'ün sedden çıktıkları zaman birbirlerine karışıp beldelerde izdiham oluşturmaları olabilir, ya da tüm insan ve cinlerin şaşkın bir halde birbirine karışması olabilir; ikinci görüşü Sûr'a üfürülme ifadesi desteklemektedir. Kafirlerin gözlerinin zikirden perdeli olması, Allah'ın tevhid ve tazimini gösteren ayetlere bakmamaları olarak açıklanır. İşitmeye güç yetirememeleri ise, sağırlıklarının aşırılığından dolayı hakkı işitmeye tahammül edememeleri, adeta işitme organlarının tamamen kapanmış olması şeklinde yorumlanır.
وجعلنا بعض يأجوج ومأجوج حين يخرجون مما وراء السد يموجون في بعض مزدحمين في البلاد، أو يموج بعض الخلق في بعض فيضطربون ويختلطون إنسهم وجنهم حيارى ويؤيده قوله: ونفخ في الصور لقيام الساعة
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayet, kâfirlerin Allah'ın ayetlerine bakıp tefekkür etmediklerini, hüccetlerini düşünmediklerini ve bunlardan ibret alıp tevhide yönelmediklerini anlatır. Onlar Allah'ın kendilerine hatırlattığı zikri işitmeye tahammül edemezler; bu durum Allah'ın onları hüsrana uğratması, üzerlerine bedbahtlığın galip gelmesi ve küfürle, şeytana itaatle meşgul olmaları sebebiyledir.
وكانوا لا يطيقون أن يسمعوا ذكر الله الذي ذكرهم به
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ifadenin gerçek anlamda fiziksel körlük-sağırlık olmadığında, mecazi bir anlatım olduğunda ve muhatapların hakka karşı aşırı bir yüz çevirme, işitmeye tahammülsüzlük hâlinde bulunduklarında birleşir. Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî ortak biçimde bunun sıradan sağırlıktan daha ileri, mübalağalı bir durum olduğunu vurgular.
Differences
Zemahşerî ve Râzî dil/belağat açısından mübalağa vurgusuna odaklanırken, Râzî ayrıca Kâdî (Mu'tezilî) görüşünü nakledip istitâat-fiil tartışmasına kelamî bir boyut katar. Kurtubî teşbih yoluyla mecazi anlamı öne çıkarır. İbn Kesîr ve Taberî ise daha çok kişilerin kasıtlı tercihine, iradî yüz çevirmelerine odaklanır; Taberî bunu rivayet zinciriyle (Mücahid, İbn Zeyd) destekler. Beydâvî ise bağlamsal okuma yaparak farklı bir yorumu (Ye'cûc-Me'cûc karışması) da tartışmaya dahil eder.
Historical context
Taberî'nin erken dönem rivayet ağırlıklı yaklaşımından, sonraki dönemde Zemahşerî ve Râzî'nin dil/belağat ve kelamî tartışmalara dayanan daha analitik yorumlarına, Kurtubî ve Beydâvî'nin ise bu birikimi sentezleyen bağlamsal okumalarına doğru bir çizgi görülür. Temel anlam (mecazi mübalağa) sabit kalırken, yöntem rivayetten dil tahliline ve kelamî tartışmalara doğru genişlemiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, hakikate kapalı bir tutumun yalnızca bilgi eksikliğinden değil, bazen bilinçli bir direnişten kaynaklanabileceğini düşündürür. Günümüzde bu, ilim ile iman arasında sağlıklı bir uyum kurmanın, farklı görüşleri dinlemeye açık olmanın ve hakikate karşı önyargısız bir tutum geliştirmenin önemine dair ihtiyatlı bir hatırlatma olarak okunabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar