قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُم مِّن دُونِهِۦ فَلَا يَمْلِكُونَ كَشْفَ ٱلضُّرِّ عَنكُمْ وَلَا تَحْوِيلًا

“Say: Cry unto those (saints and angels) whom ye assume (to be gods) beside Him, yet they have no power to rid you of misfortune nor to change.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette Allah, Peygamber'e müşriklere hitaben, kendilerine bir zarar geldiğinde taptıkları ilah saydıkları varlıkları çağırmalarını, bunların bu zararı kendilerinden savuşturup savuşturamayacaklarına bakmalarını söylemesini emretmektedir; çünkü bu ilahlar buna güç yetiremez, bunu ancak hem onların hem müşriklerin yaratıcısı olan Allah yapabilir. Ayrıca bu ayetin, meleklere, Üzeyir'e, İsa Mesih'e ya da bazı cinlere tapan kimseler hakkında indiği de nakledilmektedir.

قل يا محمد لمشركي قومك الذين يعبدون من دون الله من خلقه: ادعوا أيها القوم الذين زعمتم أنهم أرباب وآلهة من دونه عند ضر ينزل بكم، فانظروا هل يقدرون على دفع ذلك عنكم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ilgili ifadeyle kastedilen putlar değildir; çünkü Allah Teâlâ, Sebe suresi 22. ayette bu varlıkların hiçbir zararı defedemeyeceğini belirtmiştir. Zararı gidermenin ancak Allah'a mahsus olduğu vurgulanmaktadır.

وليس المراد الأصنام لأنه تعالى قال في صفتهم : ( سبأ : 22 ) على أنه لا يدفع الضر أحد إلا هو
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayet, Kureyş'in kıtlığa (kuraklığa) uğrayıp Hz. Peygamber'e şikayette bulunması üzerine indirilmiştir. Ayet, Allah'tan başka taptıkları ve ilah zannettikleri varlıkları çağırmalarını konu edinir; müşriklerin taptığı bu varlıkların kimliği hususunda Hasen'in görüşü meleklerle İsa ve Uzeyr olduğu, İbn Mesud'un görüşü ise cinler olduğu şeklinde nakledilmiştir.

لما ابتليت قريش بالقحط وشكوا إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم أنزل الله هذه الآية أي ادعوا الذين تعبدون من دون الله وزعمتم أنهم آلهة وقال الحسن : يعني الملائكة وعيسى وعزيرا بن مسعود : يعني الجن
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayet, müşriklerin taptığı putlar ve ortakların, tapanlardan zararı tamamen def edemeyeceğini ve o zararı bir başkasına da çeviremeyeceğini ifade eder. Buna göre bu güce sahip olan yalnızca yaratma ve emretme yetkisi kendisine ait olan Allah'tır, O'nun ortağı yoktur. İbn Abbas'tan nakledilen rivayete göre müşrikler melekleri, Mesîh'i ve Uzeyr'i ilah edinip onlara taptıklarını söylüyorlardı.

فإنهم لا يملكون كشف الضر عنكم أي بالكلية ولا تحويلا أي بأن يحولوه إلى غيركم والمعنى أن الذي يقدر على ذلك هو الله وحده لا شريك له الذي له الخلق والأمر
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet, müşriklerin Allah'tan başka taptığı melekler, İsa ve Uzeyir gibi varlıkların kendilerinin bile Allah'a yakınlık aramakta ve O'nun rahmetini umup azabından korkmakta olduğunu, dolayısıyla ilahlık iddiasının çelişkili olduğunu göstermektedir. Bu varlıklar ne kendilerinden ne başkasından zarar defedebilir, çünkü onlar da kul konumundadır.

هؤلاء الآلهة يبتغون إلى الله القرابة بالطاعة. أيهم أقرب بدل من واو يبتغون أي يبتغي من هو أقرب منهم إلى الله الوسيلة فكيف بغير الأقرب. ويرجون رحمته ويخافون عذابه كسائر العباد فكيف تزعمون أنهم آلهة
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayetteki 'aleve' ifadesi 'teâliye' anlamındadır ve buradaki maksat Allah'ı müşriklerin ortak koştukları şeylerden tenzih etmek ve uzak tutmaktır. Ayrıca büyüklük vasfının aşırılığı, Allah'ın onlara nispet ettikleri şeylerden beri ve uzak olduğunu vurgulamak içindir. Dua edilenlerin melekler, İsa ile Üzeyir yahut kendilerine ibadet edilen bazı cinler olabileceği belirtilir; bunların hiçbiri kendilerine yalvaranlardan zararı gidermeye ya da onu başkasına çevirmeye güç yetiremez.

والمراد البراءة عن ذلك والنزاهة

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, müşriklerin Allah'tan başka taptığı varlıkların (putlar, melekler, İsa, Üzeyir veya cinler) zararı ne kendilerinden ne başkasından def edemeyeceğini, bu gücün yalnızca Allah'a ait olduğunu vurguladığında birleşiyor. İbn Abbas rivayeti (melekler, Mesîh, Üzeyir) Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Zemahşerî tarafından ortak referans olarak nakledilmiştir.

Differences

Taberî ve Kurtubî nüzul sebebine (Kureyş'in kıtlık şikayeti) ve rivayet zincirlerine ağırlık verirken, Râzî konuyu başka bir ayetle (Sebe 22) mukayese ederek daha akli/bağlamsal bir istişhad yöntemi izler. Beydâvî ve Zemahşerî ise dil-belağat tahliline yönelerek 'aleve' kelimesinin anlamı ve tapılan varlıkların da kul olma vasfı üzerinden çelişkiyi ortaya koyar; Kurtubî'de ayrıca Hasen ile İbn Mesud arasındaki kimlik farkı (melekler/İsa/Üzeyir vs. cinler) nakledilir.

Historical context

Erken dönem müfessirler (Taberî, Kurtubî) rivayet ve nüzul sebebine dayanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dil analizi ve ayetler arası mukayeseyi daha sistematik kullanmıştır; İbn Kesîr ise rivayet temelli yaklaşımı sürdürerek iki yöntemi birleştirir. Temel mesaj -Allah'tan başka çağrılanların zarar verme/def etme gücü olmadığı- tüm dönemlerde sabit kalmıştır.

Modern connection

Bu ayet, insanın zorluk anında güç ve çare aradığı yerin doğru tespit edilmesi gerektiğine dair bir düşünme fırsatı sunar; ilim ve iman arasında bir çelişki değil, doğru bağımlılık ilişkisinin kurulması önemlidir. Günümüzde bu, sıkıntı karşısında sabır ve ihlasla asıl güce yönelmenin, aracı kabul edilen şeylere aşırı bel bağlamamanın bir hatırlatıcısı olarak okunabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar