ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبْدًا مَّمْلُوكًا لَّا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَمَن رَّزَقْنَٰهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا هَلْ يَسْتَوُۥنَ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
“Allah coineth a similitude: (on the one hand) a (mere) chattel slave, who hath control of nothing, and (on the other hand) one on whom we have bestowed a fair provision from Us, and he spendeth thereof secretly and openly. Are they equal? Praise be to Allah! But most of them know not.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî bu ayeti, Allah'ın kendisi için ve müşriklerin ilahları için verdiği temsille bağlantılı okur; müşriklerin çoğunun hamdin kime ait olduğunu ve şükrün nereye yönelmesi gerektiğini bilmediğini belirtir. Ayrıca ayeti, malını Allah yolunda infak eden mümin ile bunu yapamayan kâfir arasındaki farkı anlatan bir temsil olarak yorumlar. Putların kendilerine tapanlar üzerinde hiçbir hak ve nimeti bulunmadığını, bütün hamdin Allah'a mahsus olduğunu, ancak kâfirlerin bunu bilmediklerini nakleder.
يقول تعالى ذكره: بل أكثر هؤلاء المشركين لا يعلمون قدر عظمة الله، وما عليهم من الضر في إشراكهم في عبادة الله غيره، وما لهم من النفع في إفرادهم الله بالألوهة، وإخلاصهم له العبادة، وبراءتهم من كل معبود سواه.
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Bu ayette Allah, kendisine ortak koşan müşriklerin durumunu bir örnekle açıklamaktadır: hiçbir şeye tasarruf edemeyen, aciz bir köle ile Allah'ın rızık verdiği ve dilediği gibi tasarruf eden hür bir kişi arasında yapılan denklik, müşriklerin Allah'a putları eş tutmasına benzetilmiştir. Zemahşerî, ayetteki 'köle' kelimesinin hürden ayırt etmek için, 'tasarruf edemeyen' vasfının da müzekket ve izinli köleyi dışlamak için zikredildiğini açıklar. Ayrıca 'yestevûn' fiilinin cemi olarak gelmesini, hürler ve köleler topluluğunun eşit olup olmadığı sorusuna işaret ettiğini belirtir.
مثلكم في إشراككم بالله الأوثان : مثل من سوى بين عبد مملوك عاجز عن التصرف ، وبين حر مالك قد رزقه الله ما لا فهو يتصرف فيه وينفق منه كيف شاء
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre "lâ ya'lemûn" ifadesi iki farklı şekilde anlaşılabilir: birincisinde fiil, nesnesi tamamen kesilerek kullanılmış olup anlam sadece 'onların bilgisi yoktur' şeklindedir; ikincisinde ise fiilin gizli bir nesnesi vardır ve anlam 'hamdin tamamının Allah'a ait olduğunu bilmezler' şeklindedir. Râzî, ikinci yorumun daha beliğ (etkili) olduğunu, çünkü 'falanın buna dair bilgisi yoktur' demenin, sadece 'falanın bilgisi yoktur' demekten daha güçlü bir anlatım olduğunu belirtir. Ayrıca kadı'nın tefsirine göre bu ifade, müşriklerin delillerin apaçık ortada olmasına rağmen bunu anlayamadıklarına işaret eder ve bu durum tam bir aciz ve eksikliğe delalet eder.
والثاني أبلغ لأن قول القائل : فلان لا علم له بكذا ، دون قوله فلان لا علم له ، وكذا قوله فلان : لا ينفع زيدا ولا يضره ، دون قوله : فلان لا يضر ولا ينفع
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayeti, elinden hiçbir şeyi gelmeyen köle ile Allah'ın kendisine güzel rızık verdiği hür kişi arasındaki eşitsizlik temsili olarak açıklar; bu temsilin maksadı, tapılan putların Allah'a hiçbir şekilde eşit tutulamayacağını göstermektir. Ayrıca ayetin, kölenin mülk edinip edinemeyeceği, kölenin boşama yetkisinin efendisine ait olup olmadığı gibi fıkhi meselelere delil olarak kullanıldığını da aktarır. Katade'nin bu temsili mü'min-kâfir ayrımına, Ahfeş'in ise mutlak köle-hür ayrımına yorduğunu belirtir; cumhurun görüşü ikincisidir.
أي كما لا يستوي عندكم عبد مملوك لا يقدر من أمره على شيء ورجل حر قد رزق رزقا حسنا فكذلك أنا وهذه الأصنام فالذي هو مثال في هذه الآية هو عبد بهذه الصفة مملوك لا يقدر على شيء من المال ولا من أمر نفسه وإنما هو مسخر بإرادة سيده
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ayetler Kureyş'ten bir adam ve onun kölesi hakkında nazil olmuştur; ayette geçen ifade onun kastedilmesine işaret eder. Ayrıca ayette Allah'tan başkasına ibadet edilmesinden söz edildiği belirtilir ve bunun sonucu olarak insanların Allah'a şirk koştukları ifade edilir.
نزلت في رجل من قريش وعبده يعني قوله الآية وفي قوله أي في عبادتهم غيره
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre bu ayette Allah, kendisine ortak koşulan putlarla kendisi arasındaki farkı bir temsil ile açıklamaktadır: hiçbir şeye gücü yetmeyen köle ile Allah'ın bol rızık verdiği ve dilediği gibi tasarruf eden hür kişi birbirine denk değildir. Aynı cins ve mahluk oluşları bakımından ortak olan bu iki örneğin bile eşit tutulamaması, en âciz mahluklar olan putlarla mutlak kudret sahibi Allah'ın eşit tutulmasının imkânsızlığına delil kılınmıştır. Ayrıca bu temsilin kâfir ile mümin arasındaki farkı da simgeleyebileceği belirtilmiştir.
واحتج بامتناع الاشتراك والتسوية بينهما مع تشاركهما في الجنسية والمخلوقية على امتناع التسوية بين الأصنام التي هي أعجز المخلوقات وبين الله الغني القادر على الإطلاق.
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayeti, hiçbir şeye güç yetiremeyen köle ile Allah'ın rızık verdiği ve dilediğince tasarruf eden hür kişi arasındaki temsil üzerinden okur ve bunun, Allah'a eş tutulan putların O'na asla denk olamayacağını gösterdiği konusunda birleşir. Ayrıca çoğu, bu temsilin ikinci bir katmanda mümin-kâfir farkına da işaret edebileceğini nakleder (Taberî, Kurtubî, Beydâvî).
Differences
Taberî ve İbn Kesîr ağırlıklı olarak rivayet zincirlerine (Süddî, Katâde, Mücahid, İbn Abbas, Kureyşli bir adam kıssası) dayanırken; Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî dil/belağat ve akli kıyas yöntemini öne çıkarır (kelime seçimleri, cemi sıygası, temsilin mantıksal yapısı). Kurtubî ise rivayet, dil analizi ve fıkhi çıkarımı (kölenin mülkiyet ve boşama ehliyeti) birlikte kullanarak farklı yaklaşımları bir araya toplar; ayrıca Katade'nin mü'min-kâfir yorumuyla Ahfeş'in mutlak köle-hür yorumu arasındaki ayrımı, cumhurun ikincisini tercih ettiğini belirterek aktarır.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ağırlıklı bir okuma sunarken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî'de dil/belağat tahlilinin ön plana çıktığı görülür; Kurtubî ve Beydâvî gibi daha sonraki müfessirler ise rivayet, dil analizi ve fıkhi çıkarımı bir arada kullanarak daha kapsamlı bir sentez oluşturur. Temel temsil yorumu (köle-hür kıyası, putların aczi) tüm dönemlerde sabit kalmış, yöntemsel vurgu ve ayrıntı düzeyi zamanla çeşitlenmiştir.
Modern connection
Bu ayet, sahip olunan imkanları başkalarına fayda sağlayacak şekilde kullanabilme özgürlüğü ile hiçbir tasarruf gücü olmayan bir konum arasındaki farkı hatırlatarak, insanın elindeki nimetleri toplumsal dayanışma ve yapıcı bir tutumla değerlendirmesi gerektiğine dair bir düşünce sunabilir. Ayrıca hamdin ve şükrün doğru yöne, yani nimetin asıl kaynağına yönelmesi gerektiği vurgusu, günümüzde ilim ve iman arasında bir uyum arayışıyla da ilişkilendirilebilir. Bu okuma, kesin bir sonuç dayatmaktan uzak, ihtiyatlı bir düşünme çağrısı olarak değerlendirilebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar