وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُۥ بَشَرٌ لِّسَانُ ٱلَّذِى يُلْحِدُونَ إِلَيْهِ أَعْجَمِىٌّ وَهَٰذَا لِسَانٌ عَرَبِىٌّ مُّبِينٌ
“And We know well that they say: Only a man teacheth him. The speech of him at whom they falsely hint is outlandish, and this is clear Arabic speech.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayetteki 'lisan' kelimesi Kur'an'ı ifade eder, Araplar bir şairin şiirini onun 'lisanı' diye adlandırdıkları gibi. Müşriklerin Hz. Peygamber'e bir insanın öğrettiğini iddia etmeleri konusunda çeşitli rivayetler nakledilmiş; kimi bunun Yeiş adlı bir köle, kimi Selman-ı Farisi, kimi de Bel'am adlı Hristiyan bir demirci olduğunu söylemiştir. Taberî ayrıca 'يلحدون' kelimesinin kıraat farklılıklarını (fetha/damme ile) ve anlamlarını (meyletmek, sapmak) dilbilimsel olarak tartışmıştır.
يعني: القرآن كما تقول العرب لقصيدة من الشعر يعرضها الشاعر: هذا لسان فلان، تريد قصيدته
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî bu ayette geçen 'lisan' kelimesinin fasih ve beyanlı bir dil olduğunu, bunun onların (Arapça'nın vahiy dili olmadığı yönündeki) sözlerine bir cevap ve iddialarını çürütme mahiyetinde geldiğini belirtir. Ayrıca 'يلحدون' kelimesinin farklı kıraatlerini (ya ve ha harflerinin fethi ile, ve Hasan'ın kıraatinde 'اللسان' kelimesinin marife olarak okunmasını) zikreder. Son olarak cümlenin i'rab yönünden bir mahalli olmadığını, çünkü müstakil bir cümle olup onların sözüne cevap teşkil ettiğini açıklar.
ذو بيان وفصاحة ردا لقولهم وإبطالا لطعنهم وقرىء : ( يلحدون ) بفتح الياء والحاء . وفي قراءة الحسن : ( اللسان الذي يلحدون إليه ) بتعريف اللسان
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayetteki 'kim iftira eder' ifadesi, ya Kur'an'ın bizatihi yalan olduğunu iddia etmeyi ya da onun Allah'a nispet edilmesinin yalan olduğunu iddia etmeyi ifade edebilir. Ayrıca 'iftira' kelimesinin dilsel kökü ele alınmış ve bu ayetin Nadr b. Haris hakkında indiği belirtilmiştir.
قال أبو مسلم : الافتراء افتعال من فريت ، وقد يقال في تقدير الأديم فريت الأديم ، فإذا أريد قطع الإفساد قيل أفريت وافتريت وخلقت واختلقت
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî, müşriklerin Peygamber'e Kur'an'ı öğrettiğini iddia ettikleri kişinin kimliği hakkında pek çok farklı rivayeti (Cebr, Yeîş, Belam, Ebu Meysera, Addas, Yesar Ebu Fükayha vb.) sıralamış; bu kişinin yabancı dilli (acemî) biri olduğunu, Allah'ın ise bu iddiayı, Kur'an'ın açık Arapça beyanıyla ve bu tür bir dilin insan ve cinlerin bile bir sûresine denk üretemeyeceği gerçeğiyle reddettiğini belirtmiştir. Kendisi bütün bu rivayetlerin muhtemel olduğunu, Peygamber'in farklı zamanlarda bu kişilerin yanında oturmuş olabileceğini, ancak Sellman rivayetinin zayıf olduğunu çünkü bu ayetin Mekkî olup Sellman'ın Peygamber'e Medine'de geldiğini söylemiştir.
قلت : والكل محتمل فإن النبي صلى الله عليه وسلم ربما جلس إليهم في أوقات مختلفة ليعلمهم مما علمه الله وكان ذلك بمكة وقال النحاس : وهذه الأقوال ليست بمتناقضة لأنه يجوز أن يكونوا أومؤا إلى هؤلاء جميعا وزعموا أنهم يعلمونه
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, Kur'an'ın belağat ve anlam bütünlüğü açısından hiçbir kitaba benzemediğini, dolayısıyla Hz. Peygamber'in yabancı dilli bir kişiden ders alması iddiasının aklen imkansız olduğunu belirtir. Bu iddianın kaynağı olarak müşriklerin, Peygamber'in yanına girip çıktığı yabancı kökenli birtakım kişileri (Cebr, Ya'îş, Bel'am, iki Rum kölesi gibi) işaret ederek 'ona bunlar öğretiyor' dediklerini nakleder. Dahhâk'ın bunu Selman-ı Farisî ile ilişkilendirmesini ise ayetin Mekkî oluşu, Selman'ın ise Medine'de Müslüman olması sebebiyle zayıf bulur.
كيف يتعلم من رجل أعجمي لا يقول هذا من له أدنى مسكة من العقل
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre müşriklerin Kur'an'ı öğrettiği ileri sürdükleri kişi (Cebrâ er-Rûmî, Yesâr, Âiş veya Selmân el-Fârisî gibi çeşitli isimler zikredilir) yabancı dilde konuşan biridir; oysa Kur'an açık ve fasih Arapça olduğundan bu iddia iki yönden geçersiz kalır: ne bu kişinin sözü anlaşılır Arapça idi ne de ondan işitilen anlam, Kur'an'ın hem lafız hem mana bakımından mucize olan yapısını açıklayabilir. Ayrıca Kur'an'daki geniş bilgi birikiminin, yol geçen bir çarşı kölesinden ara sıra işitilen yabancı sözlerle öğrenilmesi akıl dışıdır; bu türden zayıf sözlerle Kur'an'a yönelik itiraz, müşriklerin aczinin göstergesidir.
وطعنهم في القرآن بأمثال هذه الكلمات الركيكة دليل على غاية عجزهم
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetin, müşriklerin Hz. Peygamber'e Kur'an'ı bir insanın öğrettiği iddiasına cevap teşkil ettiği konusunda birleşir; bu kişinin kimliğine dair (Yeîş, Selman-ı Farisî, Bel'am, Cebr, Addas vb.) çeşitli rivayetleri nakleder ve Kur'an'ın fasih Arapça oluşunun bu iddiayı akli/dilsel açıdan çürüttüğünü vurgularlar. Ayrıca 'lisan' kelimesinin Arapçada beyan/şiir anlamına geldiği hususu ve Selman rivayetinin ayetin Mekkî oluşu sebebiyle zayıf sayılması gibi noktalarda da ortaklaşırlar.
Differences
Taberî ve Zemahşerî daha çok dil/kıraat (يلحدون kelimesinin okunuşları) tahliline eğilirken, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayetleri sened ve tarihsel bağlam açısından değerlendirip zayıf olanı akılcı biçimde elerler. Râzî ayetin farklı bir yönüne, 'iftira' kavramının iki muhtemel anlamına ve Nadr b. Haris'e dair nüzul sebebine odaklanır; Beydâvî ise mantıksal-bağlamsal muhakemeyi ön plana çıkararak iddianın akıl dışılığını vurgular. Bu farklılıklar, müfessirlerin ait olduğu dönem ve yöntemsel öncelikleri (dilbilim, rivayet tenkidi, kelam/mantık) ile ilişkilidir.
Historical context
Taberî ve Zemahşerî gibi erken dönem müfessirler rivayet çeşitliliğini ve dil/kıraat inceliğini ön planda tutarken, Kurtubî ve İbn Kesîr gibi sonraki müfessirler bu rivayetleri tarihsel bağlam ve sened tenkidiyle süzerek daha eleştirel bir yaklaşım geliştirmiştir. Zayıf rivayetlerin (özellikle Selman ile ilgili olanın) ayıklanması, zaman içinde tefsir usulünün rivayet tenkidine daha çok yer vermesiyle ilişkilendirilebilir; temel mesaj (Kur'an'ın beşerî öğretiyle açıklanamayacak mucizevi üslubu) ise tüm dönemlerde sabit kalmıştır.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, bilgiye ve iddialara temkinli, araştırmacı bir yaklaşımla yaklaşmanın önemini hatırlatır; müfessirlerin rivayetleri tarihsel bağlamla sınayıp zayıf olanı ayıklaması, günümüzde de bilgiyi eleştirel süzgeçten geçirme ve ilim ile itidalli muhakemeyi birleştirme çabası olarak düşünülebilir. Ayrıca farklı görüşlerin saygıyla bir arada nakledilmesi, çeşitliliğe hoşgörüyle yaklaşmanın ve toplu bilgi birikimine değer vermenin bir örneği sayılabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar